Kur’an çalışması
16

Nahl

النَّحْلِ

128 âyet iniş 70 cüz 14 sayfa 267

Önceki Sonraki
← Önceki Nahl 103 sayfa 279 · Diyanet tefsir grubu 103-105 Sonraki →

وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّهُمْ یَقُولُونَ اِنَّمَا یُعَلِّمُهُ بَشَرٌؕ لِسَانُ الَّذٖی یُلْحِدُونَ اِلَیْهِ اَعْجَمِیٌّ وَهٰذَا لِسَانٌ عَرَبِیٌّ مُبٖینٌ

Diyanet meali

Andolsunki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.

Kelime meali

وَلَقَدْ
نَعْلَمُ
اَنَّهُمْ
یَقُولُونَ
اِنَّمَا
یُعَلِّمُهُ
بَشَرٌؕ
لِسَانُ
الَّذٖی Elbette muhakkak
یُلْحِدُونَ Biz biliriz ki
اِلَیْهِ Muhakkak ki onlar
اَعْجَمِیٌّ Diyorlar
وَهٰذَا Muhak- kak ki
لِسَانٌ Ona öğretiyor
عَرَبِیٌّ Bir insan
مُبٖینٌ O kişinin dili ki
meylettiri- yorlar
Kendisine
Yabancıdır
Bu ise
Bir dildir
Arapça
Apaçık

Diyanet bu metni 103-105 âyetleri için birlikte vermiştir.

Müşriklerin bazıları Hz. Peygamber’in kendisine Allah tara­fından vahyedildiğini bildirdiği sözleri kendisinin uydurduğunu söylerken bazıları da bunları ona başka bir insanın öğrettiğini ileri sürmüşlerdi. Bu kişinin Ehl-i kitap’tan Bel‘am isimli Mekkeli bir kılıç ustası veya Yaîş ya da Cebr isimli bir hıristiyan köle olduğu gibi çeşitli rivayetler vardır. Ancak bu rivayetler tahminden öte bir değer taşımamaktadır. Bir rivayette İranlı Selmân’ın da ismi zikredilmekle birlikte Selmân Medine döneminde müslüman olduğu için bu rivayet asılsızdır. Âyetten anlaşıldığına göre bu kişinin kim olduğu o zaman bilindiği için burada isminin verilmesine gerek görülmemiş, bununla birlikte onun bir Arap olmadığı bildirilmiş; Arapça’nın en güzel örneği olan Kur’an gibi bir edebiyat şaheserinin, insanlığın din ve dünyasına ışık tutacak değerde bir hikmet kaynağının bir yabancı tarafından dikte edilmesinin imkânsızlığı ifade edilerek iddianın saçmalığı ortaya konmuştur. 104. âyette bu şekilde âyetleri inkâr edenlerin hidayetten mahrum kaldıkları ve şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilirken, 105. âyette Hz. Peygamber’in öğretisinin onun kendi uydurması olduğunu ileri süren Mekke müşrikleri ve genel olarak tarihin başka döneminde İslâm vahyi için benzer iddiada bulunanlar kastedilerek, yalancılık ve sahtekârlığın ancak böylesi inançsızlara yakışır bir davranış olduğu bildirilmiş; dolayısıyla asıl iftiracı ve yalancıların imandan nasip almamış kimseler olduğu ifade edilmiştir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 442

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nahl 16/104 · aynı tefsir grubu

اِنَّ الَّذٖینَ لَا یُؤْمِنُونَ بِاٰیَاتِ اللّٰهِۙ لَا یَهْدٖیهِمُ اللّٰهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ

Allah'ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Nahl 16/105 · aynı tefsir grubu

اِنَّمَا یَفْتَرِی الْكَذِبَ الَّذٖینَ لَا یُؤْمِنُونَ بِاٰیَاتِ اللّٰهِۚ وَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْكَاذِبُونَ

Yalanı, ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

Tâhâ 20/113 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا وَصَرَّفْنَا فٖیهِ مِنَ الْوَعٖیدِ لَعَلَّهُمْ یَتَّقُونَ اَوْ یُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا

İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.

Tâhâ 20/114 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ یُقْضٰٓى اِلَیْكَ وَحْیُهُؗ وَقُلْ رَبِّ زِدْنٖی عِلْمًا

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.

Furkân 25/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَالَ الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌࣙ افْتَرٰیهُ وَاَعَانَهُ عَلَیْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ࣒ ظُلْمًا وَزُورًاۚۛ

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Furkân 25/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَالُٓوا اَسَاطٖیرُ الْاَوَّلٖینَ اكْتَتَبَهَا فَهِیَ تُمْلٰى عَلَیْهِ بُكْرَةً وَاَصٖیلًا

"(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.

Furkân 25/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذٖی یَعْلَمُ السِّرَّ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ اِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَحٖیمًا

(Ey Muhammed!), De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Şûrâ 42/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّذٖینَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِیَٓاءَ اللّٰهُ حَفٖیظٌ عَلَیْهِمْؗ وَمَٓا اَنْتَ عَلَیْهِمْ بِوَكٖیلٍ

Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

Şûrâ 42/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَذٰلِكَ اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ یَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَیْبَ فٖیهِؕ فَرٖیقٌ فِی الْجَنَّةِ وَفَرٖیقٌ فِی السَّعٖیرِ

Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

Şûrâ 42/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ یُدْخِلُ مَنْ یَشَٓاءُ فٖی رَحْمَتِهٖؕ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِیٍّ وَلَا نَصٖیرٍ

Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

Şûrâ 42/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِیَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِیُّ وَهُوَ یُحْيِ الْمَوْتٰىؗ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌࣖ

Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Necm 53/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَلَّمَهُ شَدٖیدُ الْقُوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذُومِرَّةٍؕ فَاسْتَوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىؕ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Necm 53/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَكَانَ قَابَ قَوْسَیْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Necm 53/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَٓا اَوْحٰىؕ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Necm 53/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاٰى

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Necm 53/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا یَرٰى

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Necm 53/13 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?