یَوْمَ نَطْوِی السَّمَٓاءَ كَطَیِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِؕ كَمَا بَدَاْنَٓا اَوَّلَ خَلْقٍ نُعٖیدُهُؕ وَعْدًا عَلَیْنَاؕ اِنَّا كُنَّا فَاعِلٖینَ
Diyanet meali
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
Kelime meali
Allah’ın, uçsuz bucaksız gökleri kâğıt tomarlarını dürer gibi katlayıp dürmesi O’nun kudretinin büyüklüğünü ifade eder. Bir başka âyet-i kerîmede de kıyamet gününde bütün yeryüzünün yalnızca Allah’ın yönetiminde bulunacağı, göklerin de O’nun kudret eliyle dürülmüş olacağı ifade edilmiştir (Zümer 39/67). Yüce Allah kâinatı yoktan yaratmış ve sürekli olarak genişletip bugünkü haline getirmiştir (krş. Zâriyât 51/47). Kıyamet gününde yine sonsuz kudretiyle onu dürerek önceki haline getirecek, yani mevcut haliyle yok edecek; sonra da âhiret hayatına, o âlem için planladığı şartlara uygun yeni bir âlem gerçekleştirecektir (evrenin değişimi hakkında bilgi için bk. İbrâhim 14/48).
Allah Teâlâ’nın mahlûkatı yaratmaya başlamadan önceki hale döndürmesinden maksat, ya her şeyi yok etmesidir yahut da yok ettikten sonra yeniden eski haline getirmesi ve diriltmesidir. Hadislerde mahşer sırasında insanların nasıl bir dehşet, çaresizlik ve panik halinde haşrolunacaklarına dair bilgi verilmiştir (meselâ bk. Buhârî, “Tefsîr”, 21/2; Müslim, “Cennet”, 56-58).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 703
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Zümer 39/67 · tefsir atıfı
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖࣗ وَالْاَرْضُ جَمٖیعًا قَبْضَتُهُ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِیَّاتٌ بِیَمٖینِهٖؕ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا یُشْرِكُونَ
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
Zâriyât 51/47 · tefsir atıfı
وَالسَّمَٓاءَ بَنَیْنَاهَا بِاَیْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ
Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
Enbiyâ 21/97 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَاِذَا هِیَ شَاخِصَةٌ اَبْصَارُ الَّذٖینَ كَفَرُواؕ یَا وَیْلَنَا قَدْ كُنَّا فٖی غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمٖینَ
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.
Hâkka 69/13 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاِذَا نُفِخَ فِی الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ
Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur.
Hâkka 69/14 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً
Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur.
Hâkka 69/15 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَیَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur.
Hâkka 69/16 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِیَ یَوْمَئِذٍ وَاهِیَةٌۙ
Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.
Hâkka 69/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاؕ وَیَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ یَوْمَئِذٍ ثَمَانِیَةٌؕ
Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
Hâkka 69/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِیَةٌ
O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.
Müslim, “Cennet”, 56-58).
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.