حَقٖیقٌ عَلٰٓى اَنْ لَٓا اَقُولَ عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّؕ قَدْ جِئْتُكُمْ بِبَیِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَرْسِلْ مَعِیَ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَؕ
Diyanet meali
Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.
Kelime meali
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Tâhâ 20/47 · tefsir atıfı
فَاْتِیَاهُ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْؕ قَدْ جِئْنَاكَ بِاٰیَةٍ مِنْ رَبِّكَؕ وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى
"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "
Neml 27/7 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓی اٰنَسْتُ نَارًاؕ سَاٰتٖیكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖیكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
Hani Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
Neml 27/8 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِیَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِی النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاؕ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَ
(Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır."
Neml 27/9 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَا مُوسٰٓى اِنَّهُٓ اَنَا اللّٰهُ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُۙ
"Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."
Neml 27/10 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَلْقِ عَصَاكَؕ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ یُعَقِّبْؕ یَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّٖی لَا یَخَافُ لَدَیَّ الْمُرْسَلُونَࣗ
"Değneğini at." (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah şöyle dedi): "Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."
Neml 27/11 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّٖی غَفُورٌ رَحٖیمٌ
"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."
Neml 27/12 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَدْخِلْ یَدَكَ فٖی جَیْبِكَ تَخْرُجْ بَیْضَٓاءَ مِنْ غَیْرِ سُٓوءٍ فٖی تِسْعِ اٰیَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهٖؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَ
"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."
Neml 27/13 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰیَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُبٖینٌۚ
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Neml 27/14 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَیْقَنَتْهَٓا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّاؕ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖینَࣖ
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!"
Kasas 28/30 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَلَمَّٓا اَتٰیهَا نُودِیَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَیْمَنِ فِی الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ یَا مُوسٰٓى اِنّٖٓی اَنَا اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖینَۙ
Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Kasas 28/31 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَنْ اَلْقِ عَصَاكَؕ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ یُعَقِّبْؕ یَا مُوسٰٓى اَقْبِلْ وَلَا تَخَفْࣞ اِنَّكَ مِنَ الْاٰمِنٖینَ
"Değneğini (yere) at." (Mûsâ değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."
Kasas 28/32 · bu âyete atıf yapan tefsir
اُسْلُكْ یَدَكَ فٖی جَیْبِكَ تَخْرُجْ بَیْضَٓاءَ مِنْ غَیْرِ سُٓوءٍؗ وَاضْمُمْ اِلَیْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا࣑ئِهٖؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَ
"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."
Sâffât 37/114 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ
Andolsun, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Sâffât 37/115 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَنَجَّیْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖیمِۚ
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Sâffât 37/116 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبٖینَۚ
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
Sâffât 37/117 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاٰتَیْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبٖینَۚ
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
Sâffât 37/118 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَهَدَیْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَۚ
Onları doğru yola ilettik.
Sâffât 37/119 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَتَرَكْنَا عَلَیْهِمَا فِی الْاٰخِرٖینَ
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
Sâffât 37/120 · bu âyete atıf yapan tefsir
سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ
Mûsâ'ya ve Hârûn'a selam olsun.
Sâffât 37/121 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِی الْمُحْسِنٖینَ
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.