Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 105 sayfa 164 · Diyanet tefsir grubu 105 Sonraki →

حَقٖیقٌ عَلٰٓى اَنْ لَٓا اَقُولَ عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّؕ قَدْ جِئْتُكُمْ بِبَیِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَرْسِلْ مَعِیَ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَؕ

Diyanet meali

Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.

Kelime meali

حَقٖیقٌ
عَلٰٓى اَنْ لَٓا اَقُولَ
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا الْحَقَّؕ Söylememem üzerine Devamlı sabitim
قَدْ Allah’a karşı
جِئْتُكُمْ Yalnızca hakkı
بِبَیِّنَةٍ مِنْ Şüphesiz ki ben size getirdim
رَبِّكُمْ Bir mucizeyi
فَاَرْسِلْ Rabbiniz tarafından
مَعِیَ Artık gönder
بَنٖٓی Benimle bir- likte
اِسْرَٓایٖٔلَؕ İsrailoğullarını
Hz. Mûsâ, “Ben âlemlerin rabbi tarafından görevlendirilmiş bir elçiyim” demekle hem risâletle görevlendirilmiş olduğunu ilân etmiş hem de –yüce Allah âlemlerin rabbi olduğuna göre– Firavun’un tanrılık iddiasının geçersiz sayılması gerektiğini ima etmiş oluyordu. Ayrıca o, bütün peygamberler gibi kendisinin de ilk görevinin Allah hakkında gerçeği söylemek olduğunu; bildireceklerinin kuru birer iddia olmayıp bu hususta açık bir “hüccet”e yani aklî kanıtlara veya mûcizelere dayandığını açıkladı (İbn Âşûr, IX, 39). Hz. Yûsuf’un Mısır’da bir üst düzey görevde bulunduğu sırada İsrâil adıyla da bilinen Hz. Ya‘kb ve on bir oğlu da Mısır’a göçmüşler; uzun süre itibarlı bir topluluk olarak yaşamışlardı. Ancak Mısır’da yönetimin el değiştirmesi üzerine, İsrâiloğulları, giderek çoğalmaları yanında, geniş topraklara sahip olmaları ve savaşlar sırasında Mısırlılar’ı arkadan vurmaları ihtimalinin bulunması gibi siyasî ve ekonomik sebeplerle tehlikeli görülmeye başlayıp itibar kaybına uğradılar ve zamanla parya konumuna düşürülerek geri ve ağır işlerde istihdam edilir oldular. Erkek çocuklarının öldürülmesi kararı da nüfus artışının önlenmesi amacına yönelikti (bk. Çıkış, 1/8-17, 22). İşte aynı soydan bir peygamber olan Hz. Mûsâ, Tevrat’ta bildirildiğine göre (bk. Çıkış, 12/40) 400 yılı aşkın bir zamandır Mısır’da yaşayan kavmini bu alçaltıcı durumlardan kurtarmak için, Allah’ın buyruğu uyarınca (bk. Tâhâ 20/47), Firavun’dan, kavmini serbest bırakıp kendisiyle birlikte Mısır’dan Sînâ’ya dönmelerine izin vermesini istedi.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Tâhâ 20/47 · tefsir atıfı

فَاْتِیَاهُ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْؕ قَدْ جِئْنَاكَ بِاٰیَةٍ مِنْ رَبِّكَؕ وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى

"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "

Neml 27/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓی اٰنَسْتُ نَارًاؕ سَاٰتٖیكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖیكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Hani Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

Neml 27/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِیَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِی النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاؕ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

(Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır."

Neml 27/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَا مُوسٰٓى اِنَّهُٓ اَنَا اللّٰهُ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُۙ

"Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

Neml 27/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَلْقِ عَصَاكَؕ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ یُعَقِّبْؕ یَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّٖی لَا یَخَافُ لَدَیَّ الْمُرْسَلُونَࣗ

"Değneğini at." (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah şöyle dedi): "Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."

Neml 27/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّٖی غَفُورٌ رَحٖیمٌ

"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

Neml 27/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَدْخِلْ یَدَكَ فٖی جَیْبِكَ تَخْرُجْ بَیْضَٓاءَ مِنْ غَیْرِ سُٓوءٍ فٖی تِسْعِ اٰیَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهٖؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَ

"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

Neml 27/13 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰیَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُبٖینٌۚ

Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

Neml 27/14 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَیْقَنَتْهَٓا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّاؕ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖینَࣖ

Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!"

Kasas 28/30 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّٓا اَتٰیهَا نُودِیَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَیْمَنِ فِی الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ یَا مُوسٰٓى اِنّٖٓی اَنَا اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖینَۙ

Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."

Kasas 28/31 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَنْ اَلْقِ عَصَاكَؕ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ یُعَقِّبْؕ یَا مُوسٰٓى اَقْبِلْ وَلَا تَخَفْࣞ اِنَّكَ مِنَ الْاٰمِنٖینَ

"Değneğini (yere) at." (Mûsâ değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."

Kasas 28/32 · bu âyete atıf yapan tefsir

اُسْلُكْ یَدَكَ فٖی جَیْبِكَ تَخْرُجْ بَیْضَٓاءَ مِنْ غَیْرِ سُٓوءٍؗ وَاضْمُمْ اِلَیْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا࣑ئِهٖؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَ

"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."

Sâffât 37/114 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ

Andolsun, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.

Sâffât 37/115 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَنَجَّیْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖیمِۚ

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

Sâffât 37/116 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبٖینَۚ

Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

Sâffât 37/117 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاٰتَیْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبٖینَۚ

Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

Sâffât 37/118 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهَدَیْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَۚ

Onları doğru yola ilettik.

Sâffât 37/119 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَتَرَكْنَا عَلَیْهِمَا فِی الْاٰخِرٖینَ

Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.

Sâffât 37/120 · bu âyete atıf yapan tefsir

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

Mûsâ'ya ve Hârûn'a selam olsun.

Sâffât 37/121 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِی الْمُحْسِنٖینَ

Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?