Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 108 sayfa 164 · Diyanet tefsir grubu 106-108 Sonraki →

وَنَزَعَ یَدَهُ فَاِذَا هِیَ بَیْضَٓاءُ لِلنَّاظِرٖینَࣖ

Diyanet meali

Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.

Kelime meali

وَنَزَعَ Ve sıyırıp çıkardı
یَدَهُ Elini
فَاِذَا هِیَ Birde o el
بَیْضَٓاءُ Bembeyazdır
لِلنَّاظِرٖینَࣖ Bakanlar için

Diyanet bu metni 106-108 âyetleri için birlikte vermiştir.

Firavun, Hz. Mûsâ’nın tebliğinde gerçeği söylediği ve sağlam kanıtlara dayandığı şeklindeki açıklamalarını yeterli bulmayıp kendisinden doğruluğunu kanıtlayacak bir mûcize göstermesini isteyince Hz. Mûsâ iki mûcize sergiledi: Asânın bir anda yılana dönüşmesi ve –esmer tenli olduğu halde– elini cebinden çıkarınca renginin, olayı takip edenlerin gözleri önünde ve onları hayrete düşürecek şekilde bembeyaz hale gelmesi. Aynı mûcizeler Tevrat’ta da zikredilmektedir (Çıkış, 4/2-8).

Her ne kadar bu mûcizeleri bildiren âyetler, kelâm âlimlerince “mülhidler” diye nitelenen bir grup tarafından çeşitli şekillerde (meselâ elin beyazlanması mûcizesi, Mûsâ’nın güçlü ve açık seçik kanıtlar göstermesi tarzında) te’vil edilerek mûcizenin inkârı yoluna gidilmişse de, Sünnî müfessirler bu tür te’villeri, konuyla ilgili mütevâtir bilgilerin kabul edilmemesi ve peygamberin yalanlanması anlamına geldiğini savunarak reddetmişlerdir (bk. Râzî, XIV, 196).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 566

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

A'râf 7/106 · aynı tefsir grubu

قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰیَةٍ فَاْتِ بِهَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ

Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.

A'râf 7/107 · aynı tefsir grubu

فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِیَ ثُعْبَانٌ مُبٖینٌۚ

Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

İsrâ 17/101 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اٰتَیْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰیَاتٍ بَیِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّٖی لَاَظُنُّكَ یَا مُوسٰى مَسْحُورًا

Andolsun, biz Mûsâ'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!" demişti.

Tâhâ 20/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهَلْ اَتٰیكَ حَدٖیثُ مُوسٰىۘ

Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı?

Tâhâ 20/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ رَاٰ نَارًا فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّٖٓی اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖٓی اٰتٖیكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى

Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.

Tâhâ 20/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّٓا اَتٰیهَا نُودِیَ یَا مُوسٰى

Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!"

Tâhâ 20/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنّٖٓی اَنَا࣑ رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَیْكَۚ اِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىؕ

"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın."

Şuarâ 26/29 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهًا غَیْرٖی لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونٖینَ

Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

Şuarâ 26/30 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَیْءٍ مُبٖینٍ

Mûsâ, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

Şuarâ 26/31 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ فَاْتِ بِهٖٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖینَ

Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

Şuarâ 26/32 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِیَ ثُعْبَانٌ مُبٖینٌۚ

Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

Şuarâ 26/33 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَنَزَعَ یَدَهُ فَاِذَا هِیَ بَیْضَٓاءُ لِلنَّاظِرٖینَࣖ

Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

Neml 27/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓی اٰنَسْتُ نَارًاؕ سَاٰتٖیكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖیكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Hani Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

Neml 27/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِیَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِی النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاؕ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

(Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır."

Neml 27/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَا مُوسٰٓى اِنَّهُٓ اَنَا اللّٰهُ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُۙ

"Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

Neml 27/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَلْقِ عَصَاكَؕ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ یُعَقِّبْؕ یَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّٖی لَا یَخَافُ لَدَیَّ الْمُرْسَلُونَࣗ

"Değneğini at." (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah şöyle dedi): "Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."

Neml 27/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّٖی غَفُورٌ رَحٖیمٌ

"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

Neml 27/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَدْخِلْ یَدَكَ فٖی جَیْبِكَ تَخْرُجْ بَیْضَٓاءَ مِنْ غَیْرِ سُٓوءٍ فٖی تِسْعِ اٰیَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهٖؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖینَ

"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

Neml 27/13 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰیَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُبٖینٌۚ

Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

Neml 27/14 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَیْقَنَتْهَٓا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّاؕ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖینَࣖ

Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!"

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?