وَمَا یُغْنٖی عَنْهُ مَالُهُٓ اِذَا تَرَدّٰىؕ
Diyanet meali
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Kelime meali
Diyanet bu metni 8-11 âyetleri için birlikte vermiştir.
Cimrilik edip kendisiyle yetinen, yani kendi gücüne ve elindekilere güvenip Allah karşısında bile kendisini ihtiyaçsız görecek kadar kibirde ileri giden kişinin zora sokulmasından söz edilirken “en zor” anlamına gelen usrâ kelimesi kullanılmıştır. Bu sebeple cümle genellikle “Biz onu en zora hazırlarız” şeklinde anlaşılmıştır. Allah’ın kulunu zor olana hazırlamasından maksat da kulun, Allah ve resulünün gösterdiği yolu kabul etmeyerek yanlışlarda ısrar etmesi, bu sûre bağlamında ise cimriliğini sürdürmesi neticesinde Allah’ın ondan hidayet ve yardımını çekmesi, onu kendi haline bırakmasıdır. Bu ise insan için en büyük mahrumiyettir. Çünkü bu şekilde kendi başına kalan kul helâl haram demeden nefsânî arzularını tatmine çalışır; kötülük yapmak, günah işlemek ona kolay gelir, bunlardan zevk alır. Sonunda da cehennemi boylar; dünyada cimrilik edip biriktirmiş olduğu servetini orada fidye olarak verip cehennem azabından kurtulmak ister ama bu da mümkün olmaz (bk. Mâide 5/36; Meâric 70/11-16).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:634
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Leyl 92/8 · aynı tefsir grubu
وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ
Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Leyl 92/9 · aynı tefsir grubu
وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ
Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Leyl 92/10 · aynı tefsir grubu
فَسَنُیَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىؕ
Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Mâide 5/36 · tefsir atıfı
اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِیَفْتَدُوا بِهٖ مِنْ عَذَابِ یَوْمِ الْقِیٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Meâric 70/11 · tefsir atıfı
یُبَصَّرُونَهُمْؕ یَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ یَفْتَدٖی مِنْ عَذَابِ یَوْمِئِذٍ بِبَنٖیهِۙ
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Meâric 70/12 · tefsir atıfı
وَصَاحِبَتِهٖ وَاَخٖیهِۙ
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Meâric 70/13 · tefsir atıfı
وَفَصٖیلَتِهِ الَّتٖی تُــْٔوٖیهِۙ
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Meâric 70/14 · tefsir atıfı
وَمَنْ فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًاۙ ثُمَّ یُنْجٖیهِۙ
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Meâric 70/15 · tefsir atıfı
كَلَّاؕ اِنَّهَا لَظٰىۙ
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
Meâric 70/16 · tefsir atıfı
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.