Kur’an çalışması
20

Tâhâ

طٰهٰ

135 âyet iniş 45 cüz 16 sayfa 312

Önceki Sonraki
← Önceki Tâhâ 114 sayfa 320 · Diyanet tefsir grubu 113-114 Sonraki →

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ یُقْضٰٓى اِلَیْكَ وَحْیُهُؗ وَقُلْ رَبِّ زِدْنٖی عِلْمًا

Diyanet meali

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.

Kelime meali

فَتَعَالَى
اللّٰهُ
الْمَلِكُ
الْحَقُّ
وَلَا
تَعْجَلْ
بِالْقُرْاٰنِ Yüce oldu
مِنْ Allah Hükümdar olan Allah ki)
قَبْلِ Hak olan
اَنْ Acele etme
یُقْضٰٓى Kuran’a
اِلَیْكَ Tamamlanmadan önce
وَحْیُهُؗ Sana
وَقُلْ Onun vahyi
رَبِّ Ve de ki:
زِدْنٖی Ey Rabbim!
عِلْمًا Beni arttır
İlim ci- hetinden

Diyanet bu metni 113-114 âyetleri için birlikte vermiştir.

Kur’an-ı Kerîm’in ilk hitap ettiği çevrenin Araplar olması dolayısıyla onun Arap dilinde indirilmiş olması tabii olmakla beraber son ilâhî mesajın bu ortamda ve bu dille tebliğ edilmesi de kuşkusuz birçok hikmet taşımaktadır (bu konuda bk. Yûsuf 12/2; Ra‘d 13/37; Nahl 16/103). Konuya ilişkin rivayetler ışığında 114. âyet genellikle, Hz. Peygamber’in vahyi alırken onu gerektiği gibi koruyamama endişesi taşıdığı ve ezberlemek için hemen tekrar etmeye yöneldiği biçiminde açıklanmıştır. M. Esed bu âyetin öncelikle Hz. Muhammed’e hitap etmekle birlikte, bütün çağlarda Kur’an okuyan herkesi ilgilendirdiğini belirterek şöyle bir yorum yapmaktadır: Kur’an Allah’ın sözü olduğuna göre, onu oluşturan parçaların hepsi –ibareler, cümleler, âyet ve sûreler– bir arada ve birbiriyle tutarlı ve bağlantılı tam bir bütün meydana getirmektedir. Bunun içindir ki, Kur’an mesajını tam olarak anlamak isteyen kimse, “aceleci yaklaşımlardan”, yani âyetleri ait oldukları umumi anlam örgüsünden soyutlayarak onlardan aceleci sonuçlar çıkarmaktan sakınmalı, Kur’an’ı “bir bütün olarak” ele almalı, münferit meseleleri bu bütün içinde değerlendirmelidir (II, 641-642). Âyetin sonunda Resûlullah’a “Rabbim! İlmimi arttır” diye dua etmesinin emrolunması şöyle açıklanabilir: Aceleci davranmamasının istenmesi Kur’an’ın vahyi ile ilgilidir; onu bu tutuma sevkeden (emaneti korumada duyarlılık gösterme gibi) âmiller ise kötülenmemiştir. Söz konusu yasak ifadesinin Resûl-i Ekrem’i kınama anlamında alınmaması için bu ifadenin hemen ardından böyle bir buyruğa yer verilerek hem ona iltifat edilmiş hem –Kur’an vahyi dışındaki hususlarda– bilgisini arttırma çabası içinde olması özendirilmiş, ufkunu açması için de rabbine dua etmesi istenmiştir (İbn Âşûr, XVI, 317).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 654

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Tâhâ 20/113 · aynı tefsir grubu

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا وَصَرَّفْنَا فٖیهِ مِنَ الْوَعٖیدِ لَعَلَّهُمْ یَتَّقُونَ اَوْ یُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا

İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.

Yûsuf 12/2 · tefsir atıfı

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Ra'd 13/37 · tefsir atıfı

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْمًا عَرَبِیًّاؕ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِیٍّ وَلَا وَاقٍࣖ

Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.

Nahl 16/103 · tefsir atıfı

وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّهُمْ یَقُولُونَ اِنَّمَا یُعَلِّمُهُ بَشَرٌؕ لِسَانُ الَّذٖی یُلْحِدُونَ اِلَیْهِ اَعْجَمِیٌّ وَهٰذَا لِسَانٌ عَرَبِیٌّ مُبٖینٌ

Andolsunki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?