Kur’an çalışması
9

Tevbe

التَّوْبَةِ

129 âyet iniş 113 cüz 10 sayfa 187

Önceki Sonraki
← Önceki Tevbe 117 sayfa 205 · Diyanet tefsir grubu 117 Sonraki →

لَقَدْ تَابَ اللّٰهُ عَلَى النَّبِیِّ وَالْمُهَاجِرٖینَ وَالْاَنْصَارِ الَّذٖینَ اتَّبَعُوهُ فٖی سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِنْ بَعْدِ مَا كَادَ یَزٖیغُ قُلُوبُ فَرٖیقٍ مِنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَیْهِمْؕ اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُ࣒فٌ رَحٖیمٌۙ

Diyanet meali

Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri egrilmege yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Kelime meali

لَقَدْ تَابَ Andolsun ki Tevbe kabulü ihsanında bulundu
اللّٰهُ Allah
عَلَى النَّبِیِّ Peygambere
وَالْمُهَاجِرٖینَ Muhacirlere
وَالْاَنْصَارِ Ensara
الَّذٖینَ O kimseler ki onlar
اتَّبَعُوهُ O peygam-bere tabi oldular
فٖی سَاعَةِ الْعُسْرَةِ Güçlük anında
مِنْ بَعْدِ مَا O vakitten sonra ki
كَادَ یَزٖیغُ Az daha kayıyordu
قُلُوبُ فَرٖیقٍ Bir kısmının kalpleri
مِنْهُمْ Onlardan
ثُمَّ Sonra
تَابَ عَلَیْهِمْؕ Onların tevbelerini kabul buyurdu
اِنَّهُ Muhak- kak ki o
بِهِمْ Onlara karşı
رَؤُ࣒فٌ Çok şefkatlidir
رَحٖیمٌ Çok merha- metlidir

Tevbe kelimesi Allah’a izâfe edildiğinde, “Allah’ın, kulunun durumunu daha iyi bir hale çevirmesi, ona tövbe nasip etmesi ve tövbesini kabul etmesi” mânalarına gelir. Âyetteki (tevbe kökünden türetilmiş olan) birinci fiili, “kulun durumunu daha iyiye çevirme” mânasında anlamak bağlama daha uygun düşmektedir. Allah Teâlâ Hz. Peygamber’e Tebük Seferi’nin meşakkatlerine katlanıp bu seferi başarıyla tamamlamayı, büyük sevap ve müslümanlar için hayırlı neticeler elde etmeyi nasip etmiş, önceki durumuna göre onu daha mütekâmil bir duruma getirmiştir. Resûlullah’a bağlılıklarını koruyan muhacir ve ensara da bu zorlu sınav ile kusurlarından daha bir arınma ve ilâhî rızâya daha fazla yaklaşma fırsatı sağlamıştır. Moralleri bozulmaya yüz tutanlara, yani Hz. Peygamber’in sefer kararını birtakım tereddüt ve olumsuz düşüncelerle karşılayan veya sefer sırasındaki güçlüklerden ötürü geri dönmeyi akıllarından geçirmeye başlayanlara gelince, bağışlamak suretiyle onları bu aşağı mertebeden kurtarıp durumlarını iyileştirmiştir (İbn Atıyye, III, 92-93).

“Sıkıntılı zaman” tamlamasıyla Tebük Seferi’nin kastedildiği hemen bütün müfessirlerce kabul edilir. Gerek bu sefere hazırlık esnasında gerekse sefer sırasında Resûlullah ve müslümanlar büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Siyer ve tefsir kitaplarında bazı sahâbîlerin yaptıkları fedakârlıklar, bir damla suya, bir lokma yiyeceğe ihtiyaç duyar hale gelen İslâm ordusunun bu sıkıntıdan kurtulması için Resûl-i Ekrem’in yaptığı dualar ve bunların mûcizevî sonuçlarıyla ilgili birçok rivayet yer alır (meselâ bk. Taberî, XI, 54-56; İbn Atıyye, III, 93).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 68-69

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Âl-i İmrân 3/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُوَ الَّذٖٓی اَنْزَلَ عَلَیْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰیَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌؕ فَاَمَّا الَّذٖینَ فٖی قُلُوبِهِمْ زَیْغٌ فَیَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَاْوٖیلِهٖۚ وَمَا یَعْلَمُ تَاْوٖیلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۘ وَالرَّاسِخُونَ فِی الْعِلْمِ یَقُولُونَ اٰمَنَّا بِهٖۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا یَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو࣑لُوا الْاَلْبَابِ

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Tahrîm 66/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاؕ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ یُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَیِّــَٔاتِكُمْ وَیُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ یَوْمَ لَا یُخْزِی اللّٰهُ النَّبِیَّ وَالَّذٖینَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ یَسْعٰى بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَبِاَیْمَانِهِمْ یَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?