Kur’an çalışması
42

Şûrâ

الشُّورٰى

53 âyet iniş 62 cüz 25 sayfa 483

Önceki Sonraki
← Önceki Şûrâ 12 sayfa 484 · Diyanet tefsir grubu 11-12 Sonraki →

لَهُ مَقَالٖیدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَٓاءُ وَیَقْدِرُؕ اِنَّهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ

Diyanet meali

Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Kelime meali

لَهُ O’na aittir
مَقَالٖیدُ السَّمٰوَاتِ Göklerin anahtarları
وَالْاَرْضِ Yeryüzünün de
یَبْسُطُ Açar
الرِّزْقَ Rızkı
لِمَنْ O kim- seye ki
یَشَٓاءُ Diliyor
وَیَقْدِرُؕ Ve kısar
اِنَّهُ Şüphesiz ki Allah
بِكُلِّ شَیْءٍ Her şeyi
عَلٖیمٌ Ziyade bilicidir

Diyanet bu metni 11-12 âyetleri için birlikte vermiştir.

Gerek insanlarda gerekse hayvanlar âleminde açıkça görülen eşlilik olgusunu ve buna dayalı olarak işleyen üreme düzenini var edenin, daha da önemlisi onlara mekân olan gökleri ve yeri yoktan yaratanın yüce Allah olduğu dikkate alınırsa hiçbir varlığın O’na benzer olamayacağı kolayca anlaşılır. 11. âyetin asıl amacının da İslâm inancının en önemli noktalarından olan bu hususu pekiştirmek olduğu söylenebilir. Bunu belirtmek için Kur’an’ın kullandığı ifade öylesine vecizdir ki, bunu çevirmedeki güçlük âdetâ Allah Teâlâ’nın diğer varlıklardan farklılığının nasıllığını kavrayabilmenin de insan idrakinin çok üstünde olduğunu îma etmektedir.

“O’na benzer hiçbir şey yoktur” diye çevrilen cümleyi lafza daha bağlı kalınarak, “Hiçbir şey O’nun misli gibi değildir” şeklinde tercüme etmek mümkündür. Bu da göstermektedir ki, benzerliği red ifadesinde dahi Cenâb-ı Allah’ın yüce zâtı ile başka varlıklar arasında bir karşılaştırma yapılması uygun görülmemiş, “benzeri, dengi” anlamına gelen misl kelimesine bir de “gibi” mânası taşıyan bir edat eklenmiştir (bazı müfessirler burada Arap dilindeki mutat bir kullanımın söz konusu olduğunu, bazıları da “gibi” anlamındaki edatın, benzerliğin bulunmadığı mânasını pekiştirdiğini belirtirler). Müfessirler bu ifadenin mâna incelikleri, yüce Allah’ın kendi zâtına izâfe ettiği görme, işitme gibi bazı özellikleri insana lutfetmiş olmasıyla bu âyetteki anlamın bağdaştırılması gibi konular üzerinde geniş biçimde durmuşlardır. Özü itibariyle tenzih (Allah Teâlâ’nın her türlü noksanlıktan uzak oluşu ve yaratılmışlara benzemezliği) fikrine dayalı olan bu açıklamalar, âyetin Allah’a ortak koşma, O’na çocuk izâfe etme, bazı yaratılmışlarla ulu Tanrı arasında benzerlikler kurma ve onlara ulûhiyyet izâfe etme gibi sapkın inanç ve düşünceleri mahkûm ettiğini ortaya koymakta ve yüce Allah’ın zât ve sıfatlarının beşerî tasavvurlara sığmayacağını vurgulamaktadır (meselâ bk. Zemahşerî, III, 399; Râzî, XXVII, 150-154; Elmalılı, VI, 4225-4226. Allah’ın isim ve sıfatları ve âyetteki bu ifadenin tevhid inancının temellendirilmesindeki rolü hakkında bk. Bekir Topaloğlu, “Allah”, DİA, II, 481-493, özellikle 483; bu konuda ayrıca bk. Bakara 2/255; Nisâ 4/164; A‘râf 143, 180).

“Hayvanlar” şeklinde çevrilen en‘âm kelimesi bu bağlamda insanların yararlanmak üzere kendi hakimiyetleri altına alabildikleri hayvanları ifade etmektedir. İnsanların yakın çevrelerinde bulunmaları ve günlük hayatta onlarla iç içe olmaları yani gözlem kolaylığı bulunması sebebiyle bu grubun örnek olarak seçildiği düşünülebilir. Bununla birlikte meâlde sınırlayıcı bir niteleme yapılmamıştır (en‘âm hakkında bk. Mâide 5/1; “yoktan var eden” diye çevrilen fâtır kelimesi hakkında bk. Fâtır 35/1; 12. Âyette “anahtarlar” diye çevrilen mekālîd hakkında bk. Zümer 39/63; rızkın ilâhî iradeye bağlı oluşu hakkında bk. Rûm 30/37; Sebe’ 34/36).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 733-734

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Şûrâ 42/11 · aynı tefsir grubu

فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًاۚ یَذْرَؤُ࣑كُمْ فٖیهِؕ لَیْسَ كَمِثْلِهٖ شَیْءٌۚ وَهُوَ السَّمٖیعُ الْبَصٖیرُ

O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Bakara 2/255 · tefsir atıfı

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَیُّ الْقَیُّومُۚ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌؕ لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ مَنْ ذَا الَّذٖی یَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖؕ یَعْلَمُ مَا بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا یُحٖیطُونَ بِشَیْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِیُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا یَؤُ࣒دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِیُّ الْعَظٖیمُ

Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Nisâ 4/164 · tefsir atıfı

وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَیْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَیْكَؕ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْلٖیمًاۚ

Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu.

Mâide 5/1 · tefsir atıfı

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِؕ اُحِلَّتْ لَكُمْ بَهٖیمَةُ الْاَنْعَامِ اِلَّا مَا یُتْلٰى عَلَیْكُمْ غَیْرَ مُحِلِّی الصَّیْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌؕ اِنَّ اللّٰهَ یَحْكُمُ مَا یُرٖیدُ

Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, size helal kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir.

Fâtır 35/1 · tefsir atıfı

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَاعِلِ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا اُو࣑لٖٓی اَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَؕ یَزٖیدُ فِی الْخَلْقِ مَا یَشَٓاءُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Zümer 39/63 · tefsir atıfı

لَهُ مَقَالٖیدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِ اللّٰهِ اُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَࣖ

Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkar edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Rûm 30/37 · tefsir atıfı

اَوَلَمْ یَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَٓاءُ وَیَقْدِرُؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یُؤْمِنُونَ

Allah'ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.

Sebe' 34/36 · tefsir atıfı

قُلْ اِنَّ رَبّٖی یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَٓاءُ وَیَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَࣖ

Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?