Kur’an çalışması
5

Mâide

الْمَائِدَةِ

120 âyet iniş 112 cüz 6 sayfa 106

Önceki
← Önceki Mâide 120 sayfa 127 · Diyanet tefsir grubu 116-120

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا فٖیهِنَّؕ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Diyanet meali

Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Kelime meali

لِلّٰهِ Allah’a aittir
مُلْكُ السَّمٰوَاتِ Göklerin mülkü
وَالْاَرْضِ Ve yerin mülkü
وَمَا Ve o şeylerin mülkü ki
فٖیهِنَّؕ Onların içindedir
وَهُوَ Ve O
عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ Her şeye
قَدٖیرٌ Gücü yetendir

Diyanet bu metni 116-120 âyetleri için birlikte vermiştir.

Babasız dünyaya gelmiş olan Hz. Îsâ’nın annesi olması dolayısıyla Hz. Meryem’in gerek Hıristiyanlık’ta gerekse İslâmiyet’te özel bir yeri ve değeri vardır. Kur’an’da kendi adına bir sûre bulunan ve değişik sûrelerde anılan Hz. Meryem’in öteki kadınlara üstün kılındığı yine Kur’an’da ifade edilmiştir (onun böyle bir mûcize olay için seçilmesinin insanlık tarihindeki önemi ve hikmetleri konusunda bk. Âl-i İmrân 3/42, 45-47).

Ne var ki hıristiyanlar Tanrı inancı konusunda asırlarca süren bocalama süreci içinde Hz. Meryem’in bu seçkinliğine de farklı bir boyut getirmeye yönelmişler, hıristiyan mezheplerinde onun mahiyeti hakkında değişik teoriler ortaya konmuştur. Bu arada tarihî bilgiler Arabistan’da Collyridienler diye anılan bir sapkın hıristiyan grubunun Hz. Meryem’i tanrıça olarak kabul ettiğini göstermektedir. 116. âyette Allah’a nisbetle yer verilen “Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara sen mi ‘Allah’ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin’ dedin?” şeklindeki soru, gerek Hz. Meryem’i teslîs inancının ögesi haline getirecek kadar ileri giden hıristiyanları gerekse bu derecede olmasa bile genellikle Hz. Meryem’in mahiyeti hakkında aşırılıklar taşıyan hıristiyan telakkilerini mahkûm etmektedir (bu konuda bk. bu sûrenin 72-76. âyetlerinin tefsiri; Hz. Îsâ’nın vefat ettirilmesi ve –Allah katına– kaldırılması hakkında bilgi için bk. Nisâ 4/155-161).

Hz. Îsâ’nın “Hakkım olmayan şeyi iddia etmek bana yakışmaz” şeklinde tercüme edilen sözündeki incelik, böyle bir sözü söylemeye hakkı olmadığını belirtmek değil, kendisinin asla mâbud olamayacağını ve böyle bir iddiada bulunamayacağını ifade etmektir. Âyetin bu kısmını “Gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz” şeklinde anlayanlar da olmuştur.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 366-367

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Mâide 5/116 · aynı tefsir grubu

وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ یَا عٖیسَى ابْنَ مَرْیَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونٖی وَاُمِّیَ اِلٰهَیْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِؕ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا یَكُونُ لٖٓی اَنْ اَقُولَ مَا لَیْسَ لٖی بِحَقٍّؕ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُؕ تَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسٖی وَلَٓا اَعْلَمُ مَا فٖی نَفْسِكَؕ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُیُوبِ

Allah kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

Mâide 5/117 · aynı tefsir grubu

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَنٖی بِهٖٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّٖی وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَیْهِمْ شَهٖیدًا مَا دُمْتُ فٖیهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّیْتَنٖی كُنْتَ اَنْتَ الرَّقٖیبَ عَلَیْهِمْؕ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖیدٌ

"Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin."

Mâide 5/118 · aynı tefsir grubu

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ

. "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

Mâide 5/119 · aynı tefsir grubu

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا یَوْمُ یَنْفَعُ الصَّادِقٖینَ صِدْقُهُمْؕ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ رَضِیَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ

Allah şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

Âl-i İmrân 3/42 · tefsir atıfı

وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ یَا مَرْیَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰیكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰیكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَمٖینَ

Hani melekler, "Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."

Âl-i İmrân 3/45 · tefsir atıfı

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ یَا مَرْیَمُ اِنَّ اللّٰهَ یُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُࣗ اِسْمُهُ الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ وَجٖیهًا فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبٖینَۙ

Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih'dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."

Âl-i İmrân 3/46 · tefsir atıfı

وَیُكَلِّمُ النَّاسَ فِی الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِحٖینَ

"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."

Âl-i İmrân 3/47 · tefsir atıfı

قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى یَكُونُ لٖی وَلَدٌ وَلَمْ یَمْسَسْنٖی بَشَرٌؕ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ یَخْلُقُ مَا یَشَٓاءُؕ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا یَقُولُ لَهُ كُنْ فَیَكُونُ

(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.

Nisâ 4/155 · tefsir atıfı

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مٖیثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰیَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِیَٓاءَ بِغَیْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌؕ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَیْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا یُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلٖیلًاࣕ

Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın âyetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

Nisâ 4/156 · tefsir atıfı

وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْیَمَ بُهْتَانًا عَظٖیمًاۙ

Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

Nisâ 4/157 · tefsir atıfı

وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسٖیحَ عٖیسَى ابْنَ مَرْیَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْؕ وَاِنَّ الَّذٖینَ اخْتَلَفُوا فٖیهِ لَفٖی شَكٍّ مِنْهُؕ مَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ یَقٖینًاۙ

Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

Nisâ 4/158 · tefsir atıfı

بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَیْهِؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖیزًا حَكٖیمًا

Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nisâ 4/159 · tefsir atıfı

وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَیُؤْمِنَنَّ بِهٖ قَبْلَ مَوْتِهٖۚ وَیَوْمَ الْقِیٰمَةِ یَكُونُ عَلَیْهِمْ شَهٖیدًاۚ

Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

Nisâ 4/160 · tefsir atıfı

فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذٖینَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَیْهِمْ طَیِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِ كَثٖیرًاۙ

Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Nisâ 4/161 · tefsir atıfı

وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِؕ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖینَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًا

Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?