Kur’an çalışması
16

Nahl

النَّحْلِ

128 âyet iniş 70 cüz 14 sayfa 267

Önceki Sonraki
← Önceki Nahl 125 sayfa 281 · Diyanet tefsir grubu 125 Sonraki →

اُدْعُ اِلٰى سَبٖیلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتٖی هِیَ اَحْسَنُؕ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖیلِهٖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖینَ

Diyanet meali

(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Kelime meali

اُدْعُ Çağır
اِلٰى سَبٖیلِ رَبِّكَ Rabbinin yoluna
بِالْحِكْمَةِ Hikmetle
وَالْمَوْعِظَةِ Nasihat ile
الْحَسَنَةِ Güzel
وَجَادِلْهُمْ Ve onlarla mü- cadele et
بِالَّتٖی O müca- dele ile ki
هِیَ O mücadele
اَحْسَنُؕ En güzeldir
اِنَّ رَبَّكَ Muhakkak ki senin rabbin
هُوَ O
اَعْلَمُ En iyi bilen- dir
بِمَنْ O kim- seyi ki
ضَلَّ Saptı
عَنْ سَبٖیلِهٖ Yolundan
وَهُوَ O Allah
اَعْلَمُ En iyi bilendir
بِالْمُهْتَدٖینَ Doğru yolu bulanları

Konu dikkate alındığında âyetteki davetin muhatap tarafı, genellikle müslüman olmayan ve İslâm konusunda Hz. Peygamber’le tartışmaya girişenlerdir. Ancak âyette muhatap belirtilmeyip ifadenin mutlak bırakılması, burada genel olarak davet ve tartışma konusunda bir yöntem bilgisinin verildiğini açıkça göstermektedir. Başka bir ifadeyle âyet, farklı seviyelerdeki insanlara yönelik olarak özelde İslâm davetinin, genelde ilmî ve fikrî tartışmaların, eğitim ve öğretimin başlıca yöntemlerini özetlemektedir. Başta İbn Rüşd olmak üzere genellikle müteahhir dönem İslâm âlimleri, düşünürleri ve müfessirlerine göre bu âyetteki hikmet, klasik mantıktaki burhana, “öğüt” (mev‘iza) hitabete, “tartışma” (mücadele) ise cedele tekabül eder. Fahreddin er-Râzî (XX, 138 vd.), tefsirlerde bu âyet hakkında yeterli açıklamaya rastlamadığını ifade ettikten sonra özetle şu bilgileri vermektedir: Herhangi bir görüş ve inanca davet, sağlam delile (hüccet) dayanmalıdır. Bütün deliller genellikle üç başlık altında toplanır: a) Tartışmasız doğru bilgi ve inanç sağlayan kesin delil. Âyetteki “hikmet”le kastedilen bu delildir, bütün bilgi derecelerinin en yükseği de budur; b) Kesin bilgiye değil, zannî işaretlere ve ikna gücüne dayalı deliller. “Güzel öğüt”le de bu kastedilmiştir; c) Bir gerçeği kanıtlamaktan çok, rakibi susturup tartışmadan çekilmesini sağlayan deliller. Buna da cedel denir ve iki çeşidi vardır: Özünde doğruluğu kesin olmamakla birlikte yaygın kabul görmüş bilgiler. Âyetteki “en güzel yöntemle tartış” buyruğu bunu ifade eder. Cedelin ikinci kısmı asılsız öncüllerden oluşur ve buna ancak erdemsiz insanlar başvurur. Râzî’ye göre âyette “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” buyurulmakla, davetin asıl metodunun bu iki delile dayanması gerektiği ortaya konmuştur. Cedel ise bir gerçeği kanıtlamaktan çok rakibi susturmayı hedef alan yöntemdir. İslâm âlimlerinin önemli bir kısmı cedelin temelinde ne pahasına olursa olsun rakibi susturmak gibi bencil bir duygu gördükleri için bu yöntemi her zaman ahlâkî bulmamışlardır. Konumuz olan âyette tartışmanın en güzel yöntem ve üslûpla yapılması şartının getirilmesi de bu hassasiyeti yansıtmaktadır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 453-454

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/269 · bu âyete atıf yapan tefsir

یُؤْتِی الْحِكْمَةَ مَنْ یَشَٓاءُۚ وَمَنْ یُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُو࣒تِیَ خَیْرًا كَثٖیرًاؕ وَمَا یَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو࣑لُوا الْاَلْبَابِ

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Mâide 5/67 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الرَّسُولُ بَلِّـغْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَیْكَ مِنْ رَبِّكَؕ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُؕ وَاللّٰهُ یَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الْكَافِرٖینَ

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.

A'râf 7/199 · bu âyete atıf yapan tefsir

خُذِ الْعَفْوَ وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖینَ

Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

Yûsuf 12/108 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ هٰذِهٖ سَبٖیلٖٓی اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصٖیرَةٍ اَنَا࣑ وَمَنِ اتَّبَعَنٖیؕ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا࣑ مِنَ الْمُشْرِكٖینَ

De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah'a çağırırız. Allah'ın şanı yücedir. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim."

Mü'minûn 23/96 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِدْفَعْ بِالَّتٖی هِیَ اَحْسَنُ السَّیِّئَةَؕ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا یَصِفُونَ

Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

Kamer 54/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنْ یَرَوْا اٰیَةً یُعْرِضُوا وَیَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ

Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

Kamer 54/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

Kamer 54/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا فٖیهِ مُزْدَجَرٌۙ

Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

Kamer 54/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ

Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

Kamer 54/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَتَوَلَّ عَنْهُمْۘ یَوْمَ یَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَیْءٍ نُكُرٍۙ

O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

Kamer 54/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ یَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ

Kamer 54/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

مُهْطِعٖینَ اِلَى الدَّاعِؕ یَقُولُ الْكَافِرُونَ هٰذَا یَوْمٌ عَسِرٌ

Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?