Kur’an çalışması
2

Bakara

الْبَقَرَةِ

286 âyet iniş 87 cüz 1 sayfa 2

Önceki Sonraki
← Önceki Bakara 126 sayfa 19 · Diyanet tefsir grubu 126 Sonraki →

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖیمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِؕ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلٖیلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِؕ وَبِئْسَ الْمَصٖیرُ

Diyanet meali

Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.

Kelime meali

وَاِذْ Ve o vakit ki
قَالَ Demişti
اِبْرٰهٖیمُ İbrahim
رَبِّ Rabbim!
اجْعَلْ Kıl
هٰذَا Burayı
بَلَدًا Bir belde ki
اٰمِنًا Emin
وَارْزُقْ Rızıklandır
اَهْلَهُ Oranın ahalisini
مِنَ الثَّمَرَاتِ Meyvelerden
مَنْ O kimse- yi ki
اٰمَنَ İman etti
مِنْهُمْ Onlardan
بِاللّٰهِ Allah’a
وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِؕ Ve ahiret gününe
قَالَ Dedi
وَمَنْ Ve o kimse ki
كَفَرَ Ka r oldu
فَاُمَتِّعُهُ Onu fayda- landırırım
قَلٖیلًا Biraz
ثُمَّ Sonra da
اَضْطَرُّهُٓ Onu uğratırım
اِلٰى عَذَابِ النَّارِؕ Ateş azabına
وَبِئْسَ Ne kötü!
الْمَصٖیرُ Varacak yer

Hz. İbrâhim Kâbe’nin inşasına başlarken burada bir şehir oluşacağını düşünerek Allah’tan bu şehri, zorbaların saldırılarına karşı güvenlikli bir şehir kılmasını, orada ikamet edecek müminleri de her türlü düşman saldırısı veya doğal âfetlere karşı korumasını niyaz etti. Buna karşılık Allah Teâlâ sadece müminlere değil, inkârcılara da dünya hayatında bir geçimlik vereceğini, ama sonunda inkârcıları cehennemin azabına süreceğini bildirdi. Âyette Allah’ın inkârcıları cehenneme sürme işi “edtarru” fiiliyle ifade edilmektedir. Bu fiilin masdarı olan ıdtırâr (ıztırar), zorunluluk anlamı ifade etmekte olup “ihtiyar”ın, yani özgür olarak seçmenin zıddıdır. Buna göre insanların imanı veya inkârı seçip ona göre bir hayat yaşamaları onların kendi iradelerine bağlı olmakla birlikte, bu seçimlerinin sonucunda hak ettikleri âkıbeti kabul edip etmemek hususunda özgür olmayıp zorunluluğa tâbidirler. Şu halde her kim Allah’ı ve âhiret gününü inkâr ederse, inkârcılığının kaçınılmaz sonucu olarak Allah onu cehenneme sürecektir. Bu, Allah için değil (çünkü O’nun fiilleri hakkında zorunluluktan söz edilemez), fakat kul için kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Çünkü bir insan, “Ben imanı veya inkârı tercih ediyorum” diyebilir; fakat kâfir olmayı seçmiş biri artık, “Ben cehenneme gitmeyi tercih etmiyorum” diyemez. İşte bu husus âyette “ıztırar” kelimesiyle ifade edilmiştir. Burada görüldüğü gibi, tarihî bir olayı anlatırken bile araya muhatabını uyarıcı bir mesaj koymak ve böylece olayın asıl dikkat edilmesi gereken yönüne işaret etmek, Kur’an-ı Kerîm’in yeri geldikçe uyguladığı etkili bir eğitim yöntemi olarak dikkat çekmektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 210

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Âl-i İmrân 3/96 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ اَوَّلَ بَیْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذٖی بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمٖینَۚ

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ'be'dir.

Mâide 5/95 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَقْتُلُوا الصَّیْدَ وَاَنْتُمْ حُرُمٌؕ وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاءٌ مِثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ یَحْكُمُ بِهٖ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ هَدْیًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ اَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكٖینَ اَوْ عَدْلُ ذٰلِكَ صِیَامًا لِیَذُوقَ وَبَالَ اَمْرِهٖؕ عَفَا اللّٰهُ عَمَّا سَلَفَؕ وَمَنْ عَادَ فَیَنْتَقِمُ اللّٰهُ مِنْهُؕ وَاللّٰهُ عَزٖیزٌ ذُوانْتِقَامٍ

Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ'be'ye hediye olarak varmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir..

Mâide 5/96 · bu âyete atıf yapan tefsir

اُحِلَّ لَكُمْ صَیْدُ الْبَحْرِ وَطَعَامُهُ مَتَاعًا لَكُمْ وَلِلسَّیَّارَةِۚ وَحُرِّمَ عَلَیْكُمْ صَیْدُ الْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًاؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓی اِلَیْهِ تُحْشَرُونَ

Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

Mâide 5/97 · bu âyete atıf yapan tefsir

جَعَلَ اللّٰهُ الْكَعْبَةَ الْبَیْتَ الْحَرَامَ قِیَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْیَ وَالْقَلَٓائِدَؕ ذٰلِكَ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ یَعْلَمُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ

Allah; Ka'be'yi, o saygıdeğer evi, haram ayı hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah'ın bildiğini ve Allah'ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.

Mâide 5/98 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖیدُ الْعِقَابِ وَاَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌؕ

Bilin ki Allah'ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

İbrâhîm 14/35 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖیمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْنٖی وَبَنِیَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَؕ

Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."

İbrâhîm 14/36 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَثٖیرًا مِنَ النَّاسِۚ فَمَنْ تَبِعَنٖی فَاِنَّهُ مِنّٖیۚ وَمَنْ عَصَانٖی فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ

"Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin."

İbrâhîm 14/37 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَٓا اِنّٖٓی اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّیَّتٖی بِوَادٍ غَیْرِ ذٖی زَرْعٍ عِنْدَ بَیْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ رَبَّنَا لِیُقٖیمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْــِٔدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖٓی اِلَیْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ یَشْكُرُونَ

"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler."

İbrâhîm 14/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَٓا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفٖی وَمَا نُعْلِنُؕ وَمَا یَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ فِی الْاَرْضِ وَلَا فِی السَّمَٓاءِ

"Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."

İbrâhîm 14/39 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖی وَهَبَ لٖی عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖیلَ وَاِسْحٰقَؕ اِنَّ رَبّٖی لَسَمٖیعُ الدُّعَٓاءِ

"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."

İbrâhîm 14/40 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبِّ اجْعَلْنٖی مُقٖیمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّیَّتٖیࣗ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ

"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."

İbrâhîm 14/41 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖی وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖینَ یَوْمَ یَقُومُ الْحِسَابُࣖ

"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla."

Nahl 16/112 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْیَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً یَاْتٖیهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا یَصْنَعُونَ

Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

Nahl 16/113 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ

Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

Meryem 19/54 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ اِسْمٰعٖیلَؗ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِیًّاۚ

Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bir resül, bir nebi idi.

Meryem 19/55 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَانَ یَاْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِࣕ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهٖ مَرْضِیًّا

Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

Hac 22/25 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَیَصُدُّونَ عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذٖی جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَٓاءًࣙ الْعَاكِفُ فٖیهِ وَالْبَادِؕ وَمَنْ یُرِدْ فٖیهِ بِاِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَلٖیمٍࣖ

İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.

Hac 22/26 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ بَوَّاْنَا لِاِبْرٰهٖیمَ مَكَانَ الْبَیْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ بٖی شَیْـًٔا وَطَهِّرْ بَیْتِیَ لِلطَّٓائِفٖینَ وَالْقَٓائِمٖینَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Hani biz İbrahim'e, Kâbe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.

Hac 22/27 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَذِّنْ فِی النَّاسِ بِالْحَجِّ یَاْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ یَاْتٖینَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمٖیقٍۙ

İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.

Hac 22/28 · bu âyete atıf yapan tefsir

لِیَشْهَدُوا مَنَافِـعَ لَهُمْ وَیَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ فٖٓی اَیَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖیمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَقٖیرَؗ

Gelsinler ki, kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah'ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?