Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 133 sayfa 166 · Diyanet tefsir grubu 132-133 Sonraki →

فَاَرْسَلْنَا عَلَیْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰیَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖینَ

Diyanet meali

Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşerât), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

Kelime meali

فَاَرْسَلْنَا Bunun üzerine gönderdik
عَلَیْهِمُ Onlara
الطُّوفَانَ Tufan’ı
وَالْجَرَادَ Çekirgeyi
وَالْقُمَّلَ Böcekleri
وَالضَّفَادِعَ Kurbağaları
وَالدَّمَ Kanı
اٰیَاتٍ Mucizeler olarak
مُفَصَّلَاتٍ Ayrı ayrı
فَاسْتَكْبَرُوا Yine de böbürlendiler
وَكَانُوا Ve oldular
قَوْمًا Bir kavim ki
مُجْرِمٖینَ Günahkarlar

Diyanet bu metni 132-133 âyetleri için birlikte vermiştir.

Daha önce (130. âyette), kuraklık sıkıntısından söz edilmişti. Anlaşıldığına göre bu bir ilk uyarıydı. Ne var ki Firavun ve çevresi, bundan ders alacakları yerde, inkâr ve inatlarını daha da pekiştirdiler; bu uğurda bütün sıkıntılara katlanmaya hazır olduklarını açıklayarak âdeta Allah’a karşı meydan okudular. Yüce Allah da onları 133. âyette özetle bildirilen felâketlere mâruz bıraktı.

Kur’an-ı Kerîm’de Firavun ve Mısırlılar’ın inkârları, İsrâiloğulları’na karşı haksız tutumları ve onları serbest bırakmamaktaki ısrarları yüzünden başlarına türlü felâketler geldiği özetle anlatılmış; ibret alınması için bu kadarı yeterli görülmüştür. Tevrat’ta ise, Firavun’u İsrâiloğulları’nı serbest bırakmaya mecbur etmek için, daha çok Hârûn’un değneği vasıtasıyla gerçekleştirilen ve İsrâiloğulları’na isabet etmeyen çeşitli felâket mûcizelerinin gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Mısırlılar’ın hayat damarları olan Nil sularının kana dönüştürülmesi, bütün ülkenin ve evlerin kurbağalarla dolup taşması, önce tatarcık, ardından at sineği (kımıl) istilası, hayvanların kırılması, insanların ve hayvanların vücutlarını çıban kaplaması, dolu felâketiyle dağdaki insanların ve önceki felâketlerden artakalan hayvanların kırılması, büyük bir çekirge sürüsünün yeri göğü kaplaması şeklinde sıralanan mûcizelerden hiçbiri Firavun’u yola getirmeye yetmemiş; o, her felâket vuku bulduğunda, Mûsâ’ya kendilerini bu felâketten kurtarması halinde İsrâiloğulları’nı serbest bırakacağına dair söz vermiş; fakat felâket geçince sözünden dönmüştür. Nihayet “Rab, ... Mısır diyarında bütün ilk doğanları vurdu... Ve Mısır’da büyük feryat vardı; çünkü içinde ölü olmayan bir ev yoktu.” Artık bu son felâket üzerine Firavun, erkeklerinin sayısı 600.000’i bulan İsrâiloğulları’nın 400 yıldır kalmakta oldukları Mısır’dan çıkmalarına izin verdi (Çıkış, 5-12).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 577-578

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

A'râf 7/132 · aynı tefsir grubu

وَقَالُوا مَهْمَا تَاْتِنَا بِهٖ مِنْ اٰیَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَاۙ فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنٖینَ

Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."

Yûnus 10/88 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَالَ مُوسٰى رَبَّنَٓا اِنَّكَ اٰتَیْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ زٖینَةً وَاَمْوَالًا فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاۙ رَبَّنَا لِیُضِلُّوا عَنْ سَبٖیلِكَۚ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا یُؤْمِنُوا حَتّٰى یَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖیمَ

Mûsâ şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."

Yûnus 10/89 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ قَدْ اُجٖیبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَقٖیمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَبٖیلَ الَّذٖینَ لَا یَعْلَمُونَ

Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.

Hûd 11/96 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰیَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبٖینٍۙ

Andolsun, biz Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

Hûd 11/97 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا࣑ئِهٖ فَاتَّبَعُٓوا اَمْرَ فِرْعَوْنَۚ وَمَٓا اَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشٖیدٍ

Andolsun, biz Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

Hûd 11/98 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَقْدُمُ قَوْمَهُ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ فَاَوْرَدَهُمُ النَّارَؕ وَبِئْسَ الْوِرْدُ الْمَوْرُودُ

Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

Hûd 11/99 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاُتْبِعُوا فٖی هٰذِهٖ لَعْنَةً وَیَوْمَ الْقِیٰمَةِؕ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

İbrâhîm 14/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰیَاتِنَٓا اَنْ اَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَذَكِّرْهُمْ بِاَیَّامِ اللّٰهِؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

Andolsun, Mûsâ'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

İbrâhîm 14/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَیْكُمْ اِذْ اَنْجٰیكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ یَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ وَیُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَیَسْتَحْیُونَ نِسَٓاءَكُمْؕ وَفٖی ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖیمٌࣖ

Hani Mûsâ kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır" demişti.

İsrâ 17/101 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اٰتَیْنَا مُوسٰى تِسْعَ اٰیَاتٍ بَیِّنَاتٍ فَسْـَٔلْ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اِذْ جَٓاءَهُمْ فَقَالَ لَهُ فِرْعَوْنُ اِنّٖی لَاَظُنُّكَ یَا مُوسٰى مَسْحُورًا

Andolsun, biz Mûsâ'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!" demişti.

Şuarâ 26/52 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَوْحَیْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادٖٓی اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ

Biz Mûsâ'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.

Şuarâ 26/53 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِی الْمَدَٓائِنِ حَاشِرٖینَۚ

Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

Şuarâ 26/54 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ هٰٓؤُ࣑لَٓاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلٖیلُونَۙ

Dedi ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur."

Şuarâ 26/55 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنَّهُمْ لَنَا لَغَٓائِظُونَۙ

"Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."

Şuarâ 26/56 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنَّا لَجَمٖیعٌ حَاذِرُونَؕ

"Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz."

Şuarâ 26/57 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُیُونٍۙ

Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

Şuarâ 26/58 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرٖیمٍۙ

Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

Şuarâ 26/59 · bu âyete atıf yapan tefsir

كَذٰلِكَؕ وَاَوْرَثْنَاهَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَۚ

İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Şuarâ 26/60 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقٖینَ

Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

Neml 27/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِهٖٓ اِنّٖٓی اٰنَسْتُ نَارًاؕ سَاٰتٖیكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰتٖیكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Hani Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?