Kur’an çalışması
4

Nisâ

النِّسَاءِ

176 âyet iniş 92 cüz 4 sayfa 77

Önceki Sonraki
← Önceki Nisâ 138 sayfa 100 · Diyanet tefsir grubu 138-139 Sonraki →

بَشِّرِ الْمُنَافِقٖینَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًاۙ

Diyanet meali

Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

Kelime meali

بَشِّرِ Müjde ver
الْمُنَافِقٖینَ Münafıklara
بِاَنَّ لَهُمْ Onlar için ol- duğunu
عَذَابًا Bir azap
اَلٖیمًا Can yakıcı

Diyanet bu metni 138-139 âyetleri için birlikte vermiştir.

Daha önce iman ve küfür kavramları üzerinde durulmuş, muteber bir imanın şartları açıklanmıştı. Buradaki on âyette ise açık ve gizli kâfirlere karşı Allah’ın muamelesiyle müminlerin karşılıklı ilişkilerde uyacakları ilkeler ve kurallar ortaya konmaktadır.

Münafığın “ikiyüzlü, inananların arasında onlardan gözüken kimse” mânasına geldiği bilinmektedir. Âyette münafıkların acı âkıbeti haber verildikten sonra iki özelliklerinden daha söz ediliyor: Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmek, güçlü ve şerefli olabilmek için onların himayesine sığınmak, beraberliklerini tercih etmek. Bu iki niteliğin özellikle zikredilmesinde müminler için bir işaret sezinlememek mümkün değildir. Müminlerin asıl güvenecekleri, dayanacakları, kader birliği yapacakları kimseler iman kardeşleridir. Başka din ve ideoloji mensuplarına bu ölçüde güvenmek doğru değildir. Eşyanın tabiatına göre onlara bel bağlamak risklidir. Bunun da ötesinde “mümini bırakıp kâfiri dost ve veli edinen” kimsenin imanında, müminlerle ilişkilerinde bir ârıza bulunması, imanının nifaka yakın olması ihtimali vardır. Aynı şekilde güçlü ve saygın olmak için müminleri bırakıp kâfirlere sarılan, onların himayelerine sığınan kimselerde de aşağılık duygusu, özgüven eksikliği ve iman zayıflığı bulunması ihtimali kuvvetlidir. Mutlak güç ve üstünlük Allah’a aittir. Başka hiçbir kimse Allah’a dayanan ve güvenen mümin kadar güçlü ve şerefli olamaz. Müminler de Allah’a güvendikleri, O’na sığındıkları, şerefi ve saygınlığı O’na kul olmakta aradıkları ve buldukları için mânevî bakımdan güçlü ve şereflidirler. Maddî bakımdan da güçlü olmamaları için bir sebep yoktur. Buna rağmen onları bırakıp kâfirlerle beraber olmakta şeref ve güç arayanların imanlarında zaaf, kendilerinde münafıklıktan bir iz bulunduğu anlaşılmaktadır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 164-165

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nisâ 4/139 · aynı tefsir grubu

اَلَّذٖینَ یَتَّخِذُونَ الْكَافِرٖینَ اَوْلِیَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖینَؕ اَیَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمٖیعًاؕ

Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

Mâide 5/51 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْیَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِیَٓاءَۘ بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍؕ وَمَنْ یَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الظَّالِمٖینَ

Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

Enfâl 8/72 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖی سَبٖیلِ اللّٰهِ وَالَّذٖینَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو࣑لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍؕ وَالَّذٖینَ اٰمَنُوا وَلَمْ یُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَایَتِهِمْ مِنْ شَیْءٍ حَتّٰى یُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِی الدّٖینِ فَعَلَیْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَیْنَكُمْ وَبَیْنَهُمْ مٖیثَاقٌؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖیرٌ

İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Enfâl 8/73 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍؕ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِی الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَبٖیرٌؕ

İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.

Tevbe 9/61 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمِنْهُمُ الَّذٖینَ یُؤْذُونَ النَّبِیَّ وَیَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌؕ قُلْ اُذُنُ خَیْرٍ لَكُمْ یُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَیُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنٖینَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذٖینَ اٰمَنُوا مِنْكُمْؕ وَالَّذٖینَ یُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ

Yine onlardan peygamberi inciten ve "O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır" diyen kimseler de vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah'a inanır, mü'minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır."

Tevbe 9/62 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ لِیُرْضُوكُمْۚ وَاللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَحَقُّ اَنْ یُرْضُوهُ اِنْ كَانُوا مُؤْمِنٖینَ

Sizi razı etmek için, Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten mü'min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resûlü'nü razı etmeleri daha önceliklidir.

Tevbe 9/63 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَمْ یَعْلَمُٓوا اَنَّهُ مَنْ یُحَادِدِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فٖیهَاؕ ذٰلِكَ الْخِزْیُ الْعَظٖیمُ

Allah'a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.

Tevbe 9/64 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَیْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فٖی قُلُوبِهِمْؕ قُلِ اسْتَهْزِؤُ࣒اۚ اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ

Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."

Tevbe 9/65 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَیَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُؕ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰیَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ࣒نَ

Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"

Tevbe 9/66 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ اٖیمَانِكُمْؕ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖینَࣖ

Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

Tevbe 9/67 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍۘ یَاْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَیَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَیَقْبِضُونَ اَیْدِیَهُمْؕ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِیَهُمْؕ اِنَّ الْمُنَافِقٖینَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.

Tevbe 9/68 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِقٖینَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖینَ فٖیهَاؕ هِیَ حَسْبُهُمْۚ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقٖیمٌۙ

Allah erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

Tevbe 9/69 · bu âyete atıf yapan tefsir

كَالَّذٖینَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًاؕ فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذٖی خَاضُواؕ اُو࣑لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

(Ey münafıklar!), siz de tıpkı, sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Tevbe 9/70 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَمْ یَاْتِهِمْ نَبَاُ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰهٖیمَ وَاَصْحَابِ مَدْیَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِؕ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَیِّنَاتِۚ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِیَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ یَظْلِمُونَ

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Tevbe 9/71 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِیَٓاءُ بَعْضٍۘ یَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَیَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَیُقٖیمُونَ الصَّلٰوةَ وَیُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَیُطٖیعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ اُو࣑لٰٓئِكَ سَیَرْحَمُهُمُ اللّٰهُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖیزٌ حَكٖیمٌ

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tevbe 9/72 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖینَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَا وَمَسَاكِنَ طَیِّبَةً فٖی جَنَّاتِ عَدْنٍؕ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُࣖ

Allah mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.

Yûsuf 12/101 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَبِّ قَدْ اٰتَیْتَنٖی مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنٖی مِنْ تَاْوٖیلِ الْاَحَادٖیثِۚ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنْتَ وَلِیّٖ فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِۚ تَوَفَّنٖی مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنٖی بِالصَّالِحٖینَ

"Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat."

Münâfikûn 63/1 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۘ وَاللّٰهُ یَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُؕ وَاللّٰهُ یَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِقٖینَ لَكَاذِبُونَۚ

(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

Münâfikûn 63/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِتَّخَذُٓوا اَیْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِؕ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا یَعْمَلُونَ

Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Münâfikûn 63/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا یَفْقَهُونَ

Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?