Kur’an çalışması
23

Mü'minûn

الْمُؤْمِنُونَ

118 âyet iniş 74 cüz 18 sayfa 342

Önceki Sonraki
← Önceki Mü'minûn 14 sayfa 342 · Diyanet tefsir grubu 12-14 Sonraki →

ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًاࣗ ثُمَّ اَنْشَاْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَؕ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقٖینَؕ

Diyanet meali

Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir!

Kelime meali

ثُمَّ Sonra
خَلَقْنَا Yaptık
النُّطْفَةَ Nutfeyi
عَلَقَةً Pıhtılaş- mış kan
فَخَلَقْنَا Peşinden yap- tık
الْعَلَقَةَ Pıhtılaşmış kanı
مُضْغَةً Bir parça et
فَخَلَقْنَا Sonra da yaptık
الْمُضْغَةَ O bir parça eti
عِظَامًا Kemiklere
فَكَسَوْنَا Peşinden giy- dirdik
الْعِظَامَ Kemiklere
لَحْمًاࣗ Et giy- dirdik
ثُمَّ Sonra
اَنْشَاْنَاهُ Onu yarattık
خَلْقًا Yaratılışla
اٰخَرَؕ Başka
فَتَبَارَكَ Yücedir
اللّٰهُ Allah
اَحْسَنُ الْخَالِقٖینَؕ Yapıp yaratanların en güzeli olan

Diyanet bu metni 12-14 âyetleri için birlikte vermiştir.

Bu bölümde geçen “yaratıyoruz, getiriyoruz” gibi fiillerin asılları âyetlerin metninde geçmiş zamanlıdır. Kur’an’da verilen bilginin kesinliğine işaret etmek gibi bazı sebeplerle şimdiki, gelecek veya geniş zaman yerine geçmiş zaman fiilinin kullanıldığı bilinmektedir. Konumuz olan âyetlerde her bir insanın yaratılış süreci anlatıldığı ve bu süreç devam ettiği için buradaki fiillerin şimdiki zaman şekliyle çevrilmesi daha uygun görüldü.

“Çamurdan alınmış bir öz” diye tercüme ettiğimiz 12. âyetteki sülâle kelimesi, sözlükte “bir şeyin içinden çekip çıkarılan nesne” anlamına gelir; burada ise toprakta bulunan ve insan bedeninin oluşumuna yarayan organik ve inorganik maddeler, besinler için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zira erkekte ve kadında üremeyi sağlayan unsurların (sperm ve yumurta) oluşması sonuçta beslenmeye bağlıdır. Şu halde sadece ilk insanın değil, diğer bütün insanların varlığının aslı da topraktandır. Erkeğin sperminin kadının rahim kanalında onun yumurtasını aşılamasından sonra insanın bu ilk maddesi, âyette “sağlam korunak” deyimiyle ifade edilen rahme gelir. Nutfe ile bu aşamadaki döllenmiş hücre (zigot) kastedilmektedir. Bu hücrelerin bazı uzantılar çıkararak rahim iç zarına asılıp tutundukları ve bir iki gün bu vaziyette kaldıkları günümüzde elektro mikroskop sayesinde gözlenebilmektedir. İşte hücrenin rahim cidarındaki bu asılı vaziyetine âyette, –kelimenin sözlük anlamına uygun olarak– alaka denilmiştir. Bu suretle rahimde gelişimini sürdüren embriyo, önce –âyet metninde mudga denilen– şekilsiz etimsi bir parçaya dönüşür; zamanla kemikler oluşur, kemikler kas, damar ve sinirlerle, bunlar da etle kaplanarak insan bedeninin oluşumu tamamlanır.

Bu âyetlerde topraktan, dolayısıyla toprakta beslenip büyüyen bitkilerden alınan besin aşamasından başlayarak ana karnında ete kemiğe bürünmesine, tam bir beden halini almasına varıncaya kadar her bir insanın biyolojik yaratılış ve oluşum süreci özetlenmiştir. Böylece insan, bir yandan bedeninin menşei yönüyle basit bir topraktır; fakat öte yandan Allah’ın kendisine bağışladığı duyu, akıl gibi meleke ve özellikler sayesinde madde üstü bir yönü olan varlıktır. “Nihayet onu bambaşka bir yaratık halinde inşa ediyoruz” cümlesi insanın fizyolojik oluşum ve gelişimi yanında onu diğer canlılardan ayıran psikolojik ve mânevî donanımını da kazanarak eksiksiz, bağımsız bir kişilik halini almasını ifade eder. Âyette Allah’ın insanoğluna bütün bu ihsanları hatırlatılmakta ve dolaylı olarak ondan yaratıcısını tanıyıp şükran borcunu yerine getirmesi istenmektedir.

Tabiattaki bütün canlılar içinde gerek biyolojik gerekse psikolojik yönden en gelişmiş canlı kabul edilen insan, bilebildiğimiz kadarıyla Allah’ın dünyadaki en büyük eseri olduğu için, bu âyetlerde insanın yaratılış serüvenini özetleyen ifadelerin ardından yüce yaratıcı, “Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir” buyurarak âdeta en güzel eseriyle övünmüştür. Bu da Kur’an’ın insana verdiği büyük değerin bir ifadesidir.

Halk (yaratma) kökünden gelen hâlik kelimesi 14. âyette çoğul şekliyle (hâlikîn) kullanılarak yaratmanın Allah’tan başkasına da nisbet edildiği görülmektedir. Tefsirlerde Araplar’ın halk kavramını, “bir şey yapma, üretme” (sun‘) anlamında insanlara nisbet ederek kullandıkları da bildirilmektedir. Bununla birlikte söz konusu kavram müslümanlar arasında zamanla sadece Allah için kullanılmış, O’ndan başkasına nisbet edilmesi kulluk edebine aykırı görülmüştür.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 13-15

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Mü'minûn 23/12 · aynı tefsir grubu

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طٖینٍۚ

Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.

Mü'minûn 23/13 · aynı tefsir grubu

ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فٖی قَرَارٍ مَكٖینٍࣕ

Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.

Âl-i İmrân 3/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ اللّٰهَ لَا یَخْفٰى عَلَیْهِ شَیْءٌ فِی الْاَرْضِ وَلَا فِی السَّمَٓاءِؕ

Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz.

Âl-i İmrân 3/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُوَ الَّذٖی یُصَوِّرُكُمْ فِی الْاَرْحَامِ كَیْفَ یَشَٓاءُؕ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ

O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hicr 15/26 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَاٍ مَسْنُونٍۚ

Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.

Nahl 16/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّؕ تَعَالٰى عَمَّا یُشْرِكُونَ

Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.

Nahl 16/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖیمٌ مُبٖینٌ

İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir

Nahl 16/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْاَنْعَامَ خَلَقَهَاۚ لَكُمْ فٖیهَا دِفْءٌ وَمَنَافِعُ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَࣕ

Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.

Nahl 16/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَكُمْ فٖیهَا جَمَالٌ حٖینَ تُرٖیحُونَ وَحٖینَ تَسْرَحُونَࣕ

Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.

Nahl 16/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَتَحْمِلُ اَثْقَالَكُمْ اِلٰى بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغٖیهِ اِلَّا بِشِقِّ الْاَنْفُسِؕ اِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ࣒فٌ رَحٖیمٌۙ

Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

Nahl 16/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْخَیْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمٖیرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزٖینَةًؕ وَیَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

Rûm 30/54 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَللّٰهُ الَّذٖی خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَیْبَةًؕ یَخْلُقُ مَا یَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَلٖیمُ الْقَدٖیرُ

Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

Fâtır 35/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًاؕ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِهٖؕ وَمَا یُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا یُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهٖٓ اِلَّا فٖی كِتَابٍؕ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ یَسٖیرٌ

Allah sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah'ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah'a kolaydır.

İnsân 76/1 · bu âyete atıf yapan tefsir

هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖینٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ یَكُنْ شَیْـًٔا مَذْكُورًا

İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

İnsân 76/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍࣗ نَبْتَلٖیهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمٖیعًا بَصٖیرًا

Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

İnşikâk 84/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ

Yemin ederim şafağa,

İnşikâk 84/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّیْلِ وَمَا وَسَقَۙ

Geceye ve içinde topladıklarına,

İnşikâk 84/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ

Dolunay halindeki aya ki,

İnşikâk 84/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍؕ

Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz.

İnşikâk 84/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَمَا لَهُمْ لَا یُؤْمِنُونَۙ

Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?