Kur’an çalışması
2

Bakara

الْبَقَرَةِ

286 âyet iniş 87 cüz 1 sayfa 2

Önceki Sonraki
← Önceki Bakara 146 sayfa 23 · Diyanet tefsir grubu 146-147 Sonraki →

اَلَّذٖینَ اٰتَیْنَاهُمُ الْكِتَابَ یَعْرِفُونَهُ كَمَا یَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْؕ وَاِنَّ فَرٖیقًا مِنْهُمْ لَیَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ یَعْلَمُونَ

Diyanet meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler.

Kelime meali

اَلَّذٖینَ
اٰتَیْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
یَعْرِفُونَهُ
كَمَا
یَعْرِفُونَ
اَبْنَٓاءَهُمْؕ O kimseler ki
وَاِنَّ Biz onlara verdik
فَرٖیقًا Kitabı
مِنْهُمْ Onu bilirler
لَیَكْتُمُونَ Bildikleri gibi
الْحَقَّ Oğullarını
وَهُمْ Ve muhakkak ki bir fırka
یَعْلَمُونَ Onlardan olan
Elbette gizlerler
Hakkı
Halbuki onlar
Biliyor- lar

Diyanet bu metni 146-147 âyetleri için birlikte vermiştir.

“Tanıma, bilme” ifadesinden anlaşıldığına göre kitap verilenlerden maksat, özellikle yahudi ve hıristiyan din bilginleridir. Onların tanıdıklarının ne veya kim olduğu hususunda tefsirlerde farklı açıklamalar vardır. Taberî’nin naklettiği rivayetlerin tamamına göre tanıyıp bildikleri şey, Mescid-i Harâm’ın kıble olduğu gerçeğidir (II, 25-26). Ancak Râzî bu yorumu zayıf görmekte ve burada Hz. Muhammed’in peygamberliğinin kastedildiği yönündeki görüşü benimsemektedir. Çünkü: a) Bu ifadenin hemen öncesinde Hz. Peygamber’e bilgi geldiğinden söz edilmektedir ki, bu bilgi en genel ifadesiyle nübüvvettir. b) Kur’an-ı Kerîm yahudi ve hıristiyan kutsal kitaplarında Hz. Peygamber’in geleceğine ilişkin bilgi bulunduğunu haber vermekte, fakat Kâbe’nin kıble olacağına ilişkin böyle bir bilginin geçtiğinden söz etmemektedir. Şu halde kitap ehlinin bilgi sahibi olduğu husus Hz. Muhammed’in peygamberliğidir. c) Ehl-i kitabın bir konuda vaktinden önce bilgi sahibi kılınmaları olayı bir mûcizedir; bu husustaki mûcize ise Hz. Muhammed’in gerçekten peygamber olduğuna dair kendi kutsal kitaplarında yer alan bilgidir. Kıble değişikliği ise vahiy yoluyla bildirilmiştir; vahye inanmak için öncelikle Peygamber’i kabul etmek gerekir. Âyette Ehl-i kitabın o Peygamber’i kendi kitaplarında verilen bilgilerle pekâlâ tanıdıkları, bundan dolayı da peygamberliğini kabul etmeleri gerektiği ifade edilmektedir.

Sonuç olarak yüce Allah, Tevrat ve İncil’de Hz. Muhammed’in geleceği ile ilgili bilgi vermişti (İslâmî literatürde eski kutsal kitaplarda yer alan bu bilgiye “beşâret” [müjde] denir; genişbilgi için bk. A‘râf 7/157; Saf 61/6); yahudiler de bir peygamber bekliyor, ancak ırkçı ve bağnaz bir zihniyete sahip oldukları için, onun kendi kavimleri arasından çıkması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu sebeple Araplar arasından mütevazi bir aileden yetim bir çocuğun büyüyüp Allah tarafından peygamber seçilmiş olmasını hazmedemediler; onun peygamberliğini, diğer tebliğlerini, bu arada kıble ile ilgili yeni hükmü reddettiler; böylece aslında kendi kutsal kitapları vasıtasıyla bilgi sahibi oldukları bir gerçeği de gizlemiş oldular. 147. âyette Ehl-i kitap ne derse desin asıl gerçeğin, Allah katından ortaya konan bilgi ve hükümler olduğu belirtilerek Hz. Peygamber’in şahsında müslümanlar, gerek kıble değişikliği gerekse diğer dinî ve sosyal konularda yahudilerle hıristiyanların yanlış telkinlerine kapılarak kuşkuya düşmemeleri yönünde uyarılmaktadırlar. Böyle bir uyarı 145. âyetin sonunda da yapılmıştı. Diğer birçok âyette de benzer uyarılar yer almakta olup bütün bunlar, müslümanların yabancı kültürlerin etkisine kapılmadan öz değerlerini ve inançlarını korumaları gerektiği, ancak bu sayede ayakta kalabilecekleri gerçeğini kafalara ve kalplere işlemeyi amaçlamaktadır. Özellikle müslüman aydınların son yüzyıl boyunca yahudi-hıristiyan fikir dünyasının etki alanına girerek, dinî ve kültürel alanlarda kuşkucu, taklitçi ve giderek inkârcı anlayışlara kapılmaları ve bu yozlaşmanın doğurduğu kimlik bunalımları, bu bunalımların zamanla ahlâkî, sosyal, siyasî ve ekonomik çalkantılara ve krizlere dönüşmesi, Kur’an’ın bu uyarısının İslâm toplumları için ne kadar hayatî bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 232-234

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/147 · aynı tefsir grubu

اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرٖینَࣖ

Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

A'râf 7/157 · tefsir atıfı

اَلَّذٖینَ یَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِیَّ الْاُمِّیَّ الَّذٖی یَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِی التَّوْرٰیةِ وَالْاِنْجٖیلِؗ یَاْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَیَنْهٰیهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَیُحِلُّ لَهُمُ الطَّیِّبَاتِ وَیُحَرِّمُ عَلَیْهِمُ الْخَبَٓائِثَ وَیَضَعُ عَنْهُمْ اِصْرَهُمْ وَالْاَغْلَالَ الَّتٖی كَانَتْ عَلَیْهِمْؕ فَالَّذٖینَ اٰمَنُوا بِهٖ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذٖٓی اُنْزِلَ مَعَهُٓۙ اُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَࣖ

Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Âl-i İmrân 3/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

نَزَّلَ عَلَیْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰیةَ وَالْاِنْجٖیلَۙ

O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti.Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Âl-i İmrân 3/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَؕ اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖیدٌؕ وَاللّٰهُ عَزٖیزٌ ذُوانْتِقَامٍ

O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti.Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

En'âm 6/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَّذٖینَ اٰتَیْنَاهُمُ الْكِتَابَ یَعْرِفُونَهُ كَمَا یَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۘ اَلَّذٖینَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا یُؤْمِنُونَࣖ

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

Saff 61/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ یَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنٖی وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّٖی رَسُولُ اللّٰهِ اِلَیْكُمْؕ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْؕ وَاللّٰهُ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الْفَاسِقٖینَ

Hani Mûsâ kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Saff 61/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذْ قَالَ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ یَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اِنّٖی رَسُولُ اللّٰهِ اِلَیْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیَّ مِنَ التَّوْرٰیةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ یَاْتٖی مِنْ بَعْدِی اسْمُهُٓ اَحْمَدُؕ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَیِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُبٖینٌ

Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim" demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.

Saff 61/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُوَ یُدْعٰٓى اِلَى الْاِسْلَامِؕ وَاللّٰهُ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الظَّالِمٖینَ

Kim, İslam'a davet olunduğu halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Saff 61/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

یُرٖیدُونَ لِیُطْفِؤُ࣒ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهٖ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

Saff 61/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُوَ الَّذٖٓی اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖینِ الْحَقِّ لِیُظْهِرَهُ عَلَى الدّٖینِ كُلِّهٖ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَࣖ

O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?