Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 150 sayfa 169 · Diyanet tefsir grubu 150 Sonraki →

وَلَمَّا رَجَعَ مُوسٰٓى اِلٰى قَوْمِهٖ غَضْبَانَ اَسِفًاۙ قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونٖی مِنْ بَعْدٖیۚ اَعَجِلْتُمْ اَمْرَ رَبِّكُمْۚ وَاَلْقَى الْاَلْوَاحَ وَاَخَذَ بِرَاْسِ اَخٖیهِ یَجُرُّهُٓ اِلَیْهِؕ قَالَ ابْنَ اُمَّ اِنَّ الْقَوْمَ اسْتَضْعَفُونٖی وَكَادُوا یَقْتُلُونَنٖیؗ فَلَا تُشْمِتْ بِیَ الْاَعْدَٓاءَ وَلَا تَجْعَلْنٖی مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖینَ

Diyanet meali

Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "Ey anamoğlu" dedi, "Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma."

Kelime meali

وَلَمَّا
رَجَعَ
مُوسٰٓى اِلٰى قَوْمِهٖ
غَضْبَانَ
اَسِفًا
قَالَ
بِئْسَمَا
خَلَفْتُمُونٖی Ne zaman ki döndü
مِنْ Musa
بَعْدٖی Kavmine
اَعَجِلْتُمْ Kızgın
اَمْرَ Ve kederli bir halde
رَبِّكُمْ Dedi ki
وَاَلْقَى Ne kötü şeyle!
الْاَلْوَاحَ Halef oldunuz bana
وَاَخَذَ Benden sonra
بِرَاْسِ Acele mi ediver- diniz?
اَخٖیهِ Rabbinizin emrinde
یَجُرُّهُٓ Ve Musa attı
اِلَیْهِؕ Levhaları
قَالَ Ve tuttu
ابْنَ Kardeşinin başını
اُمَّ Onu çekiyor olduğu halde
اِنَّ Kendisine doğru
الْقَوْمَ Harun dedi
اسْتَضْعَفُونٖی Ey anamın oğlu!
وَكَادُوا Muhakkak ki kavim
یَقْتُلُونَنٖیؗ Beni hor gördüler
فَلَا Az daha onlar
تُشْمِتْ بِیَ Beni öldürüyorlardı
الْاَعْدَٓاءَ Artık sevindirme
وَلَا Benimle
تَجْعَلْنٖی Düşmanları
مَعَ Beni kılma
الْقَوْمِ O kavimle ki
الظَّالِمٖینَ Zalimlerdir

İbn İshak’tan nakledilen bir yoruma göre Hz. Mûsâ Tûr’dan dönünceye kadar kavminin buzağı heykeline taptığını bilmiyordu. İbn Cerîr et-Taberî’ye göre ise Mûsâ Tûr’da iken Allah onu, kavminin böyle bir fitneye bulaşmış olduğundan haberdar etmişti. Tâhâ sûresinin 85. âyeti de Taberî’nin bu görüşünü desteklemektedir. Tevrat’taki bilgiler de aynı yöndedir (Çıkış, 32/7-8). Mûsâ daha önce kavmini putperestlik konusunda sürekli uyardığı halde, kısa bir süre onlardan ayrılınca bütün bu uyarıları unutarak tevhid inancından sapmaları onu son derece sarsmıştı. Bu sebeple Tûr’dan öfkeli bir vaziyette döndü ve onlara, kendisinin bulunmadığı süre içinde çok kötü bir iş yaptıklarını ifade ederek hem kavmini hem de yerine bıraktığı Hz. Hârûn’u suçladı. Zira kavmi putperestliğe sapmış, Hârûn da (Mûsâ’nın kanaatine göre) vekâlet görevini yerine getirmekte ve kavmini doğru dürüst yönetmekte kusur etmişti.

Âyetteki “Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?” sorusu değişik şekillerde açıklanmıştır: a) Allah’ın hükmünü, yasasını uygulamakta veya beklemekte kusur ettiniz; acele davranarak O’nun yasasını değiştirip bozdunuz. b) Allah’ın tehdidine ve gazabına uğramakta acele ettiniz.

Tâhâ sûresinin “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulun­mamış mıydı? Peki size bu süre çok mu uzun geldi, yoksa rabbinizin gazabına uğramak istediniz de onun için mi bana verdiğiniz sözden döndünüz!” meâlindeki 86. âyeti de son yorumu desteklemektedir.

Hz. Mûsâ bu suretle kavmini suçlayarak, son derece sarsılmış bir hâletirûhiye içinde elindeki Tevrat levhalarını yere attı. Aynı duyguların tesiriyle, bu olayda kusurlu olduğunu düşündüğü ve halkın, Sâmirî’ye aldanarak buzağı heykeline tapmasına göz yumduğunu zannettiği (Şevkânî, II, 283) Hârûn’un başından veya saçlarından tutup kendisine doğru çekti; Tâhâ sûresinin 92-93. âyetlerinde bildirildiğine göre, en azından onun, kendisine gelerek durumu haber vermesi gerektiği halde bunu bile yapmadığını söyleyerek onu görevini yapmamakla suçladı. Hârûn da “Ey anam oğlu!…” diyerek merhamet duygusuna hitap ettiği Mûsâ’ya, görevini yapmaya çalıştığını, hatta bu uğurda hayatını bile tehlikeye soktuğunu, fakat İsrâiloğulları’na söz geçiremediğini ifade etti. Diğer bir âyette (Tâhâ 20/94) haber verildiğine göre Hârûn, kavmini altın buzağıya tapmaktan alıkoymak için başka önlemler almayı da düşünmüş; fakat işin iyice çığırından çıkarak halk arasında bir parçalanmaya kadar varmasından, Mûsâ’nın da kendisini, halkı birbirine düşürmekle suçlamasından kaygı duymuştu. Hârûn, bütün bu açıklamalardan sonra Mûsâ’dan, hareketi ve sözleriyle kendisini hırpalayarak, yaptıklarına karşı çıktığı için ona kızgın olan “zalimler” (buzağı heykeline tapanlar) karşısında kendisini gülünç duruma düşürmemesini, onlarla aynı kefeye koymamasını istedi.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 595-596

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Tâhâ 20/94 · tefsir atıfı

قَالَ یَبْنَؤُ࣑مَّ لَا تَاْخُذْ بِلِحْیَتٖی وَلَا بِرَاْسٖیۚ اِنّٖی خَشٖیتُ اَنْ تَقُولَ فَرَّقْتَ بَیْنَ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلٖی

Hârûn: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?