Kur’an çalışması
3

Âl-i İmrân

اٰلِ عِمْرٰنَ

200 âyet iniş 89 cüz 3 sayfa 50

Önceki Sonraki
← Önceki Âl-i İmrân 152 sayfa 69 · Diyanet tefsir grubu 152 Sonraki →

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُٓ اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِهٖۚ حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِی الْاَمْرِ وَعَصَیْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَٓا اَرٰیكُمْ مَا تُحِبُّونَؕ مِنْكُمْ مَنْ یُرٖیدُ الدُّنْیَا وَمِنْكُمْ مَنْ یُرٖیدُ الْاٰخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِیَبْتَلِیَكُمْۚ وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْؕ وَاللّٰهُ ذُوفَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖینَ

Diyanet meali

Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı çok lütufkârdır.

Kelime meali

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ Andolsun ki size karşı yerine getirdi
اللّٰهُ Allah
وَعْدَهُٓ Vaadini
اِذْ O va- kit ki
تَحُسُّونَهُمْ Kesip doğruyordu- nuz onları
بِاِذْنِهٖ Onun izniyle
حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ Nihayet yılgınlık gös- terdiğiniz vakit
وَتَنَازَعْتُمْ Ve de çekiştiğiniz vakit
فِی الْاَمْرِ İşiniz konu- sunda
وَعَصَیْتُمْ Ve de isyan ettiğiniz vakit
مِنْ بَعْدِ مَٓا O şeyden sonra ki
اَرٰیكُمْ Size gösterdi
مَا O şe- yi ki
تُحِبُّونَؕ Siz seviyor- sunuz
مِنْكُمْ Sizin içinizde vardır
مَنْ O kim- se ki
یُرٖیدُ İstiyor
الدُّنْیَا Dünyayı
وَمِنْكُمْ Ve yine sizin içinizde vardır
مَنْ O kim- se ki
یُرٖیدُ İstiyor
الْاٰخِرَةَ Ahireti
ثُمَّ صَرَفَكُمْ Sonra sizi çevirdi
عَنْهُمْ Onlardan
لِیَبْتَلِیَكُمْ Sizi sınamak için
وَلَقَدْ عَفَا Ve elbette bağışladı
عَنْكُمْؕ Sizden
وَاللّٰهُ Allah
ذُوفَضْلٍ Lütuf sahibidir
عَلَى الْمُؤْمِنٖینَ Müminlere

Yüce Allah müminlere verdiği yardım sözünü yerine getirmiş, savaşın ilk döneminde müminler müşriklere epeyce zâyiat verdirerek onlara galip gelmişlerdi. Ancak okçulardan bir kısmı nöbet yerini terketme hususunda kumandanlarıyla tartışmışlar; bir grup savaş kazanıldığı için geçidi tutmaya gerek kalmadığı kanaatiyle nöbet yerini terketmek isterken, diğer grup aksine bir emir olmadıkça muhtemel tehlikeye karşı geçidi korumanın gereğini savunmuş, sonuçta okçuların büyük çoğunluğu Hz. Peygamber’in emrine muhalefet edip nöbet yerini terkedince galibiyet durumu tersine dönmüştür. Düşmanın süvari birliği geçitteki müslüman askerlerin büyük çoğunluğunun geçidi terkettiklerini görünce oradan hücuma geçip müslümanları arkadan vurmuş, bozguna uğramış olan düşman askerleri de toparlanıp saldırıya geçmişler; böylece müslümanlar iki düşman arasında sıkışıp kalmışlar, neticede zafer yenilgiye dönüşmüştür.

Nöbet yerinden ayrılanların davranışı âyette “isyan” olarak ifade edilmiştir. Burada isyanın mânası emre aykırı davranmaktır. Çünkü onlar müslümanların müşrikleri yendiğini görünce artık geçidin korunmasına gerek kalmadığı kanaatine varmış ve emre aykırı olarak nöbet yerini terketmişlerdi. Burada müslümanların yenilgiye uğramalarının yüce Allah tarafından yapılmış bir imtihan olduğu da bildirilmiştir. Çünkü bu yenilgi, gerçek müminlerle münafıkların birbirinden ayırt edilmesine imkân sağladığı gibi savaşta komutanın emrine itaat etmemenin nelere mal olduğunu göstererek ibret alma imkânı da sağlamıştır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 690

Bu âyet için ilgili âyet kaydı yok.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?