Kur’an çalışması
4

Nisâ

النِّسَاءِ

176 âyet iniş 92 cüz 4 sayfa 77

Önceki Sonraki
← Önceki Nisâ 153 sayfa 102 · Diyanet tefsir grubu 153-154 Sonraki →

یَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَیْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَٓاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُٓوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَیِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَۚ وَاٰتَیْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبٖینًا

Diyanet meali

Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

Kelime meali

یَسْـَٔلُكَ Senden istiyor
اَهْلُ الْكِتَابِ Ehl-i kitap
اَنْ تُنَزِّلَ İndirmeni
عَلَیْهِمْ Onlara
كِتَابًا Bir kitap
مِنَ السَّمَٓاءِ Gökten
فَقَدْ سَاَلُوا Elbette onlar iste- mişlerdi
مُوسٰٓى Musa’dan
اَكْبَرَ Daha büyü- ğünü
مِنْ ذٰلِكَ Bundan
فَقَالُٓوا Ve şöyle demişlerdi:
اَرِنَا Bize göster
اللّٰهَ Allah’ı
جَهْرَةً Açıkça
فَاَخَذَتْهُمُ Bunun üzerine onları yakalamıştı
الصَّاعِقَةُ Yıldırım
بِظُلْمِهِمْ Zulümleri sebebiyle
ثُمَّ Sonra
اتَّخَذُوا Edin- mişlerdi
الْعِجْلَ Buzağıyı
مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ Kendilerine gelmele- rinden sonra
الْبَیِّنَاتُ Açık deliller
فَعَفَوْنَا Sonra affettik
عَنْ ذٰلِكَ Bunu
وَاٰتَیْنَا Ve verdik
مُوسٰى Musa’ya
سُلْطَانًا Bir yetki
مُبٖینًا Apaçık

Diyanet bu metni 153-154 âyetleri için birlikte vermiştir.

Peygamberleri inkâr edenler, onları yalancılıkla suçlayanlar mûcize istediklerinde genellikle bundan maksatları o mûcizeyi görüp imana gelmek değildir; asıl gayeleri peygamberleri güç duruma düşürmek, mûcize gösterememeleri halinde yalancı olduklarını ortaya çıkarmaktır. Ancak inkârcılara –beklediklerinin aksine– mûcizeler geldiğinde de iman etmek yerine çeşitli bahaneler ileri sürmüşler, mûcizeyi sihir olarak değerlendirmişler ve daima bir başkasını, daha büyüğünü, daha zorunu istemişlerdir. Hz. Peygamber’e en büyük ve en anlamlı mûcize olan Kur’an-ı Kerîm gelip dururken gerek müşriklerin (Yûnus 10/20; İsrâ 17/93) ve gerekse burada ifade edildiği üzere Ehl-i kitabın “ona gökten bir kitap gelmesini” istemeleri bu isteklerinde samimi olmadıklarını, inkâr ve inatları sebebiyle böyle davrandıklarını göstermektedir.

Allah peygamberini teselli etmek üzere İsrâiloğulları’nın Hz. Mûsâ’ya yaptıklarını hatırlatmaktadır. Onlar peygamberlerinden –gökten kitap gelmesine nisbetle– daha büyük ve imkânsız olan bir şey istemişler, “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. İsrâiloğulları’nın bu ve benzeri talepleri, sayısız haksızlıkları, azgınlık, şımarıklık ve taşkınlıkları sebebiyle Allah, onları yola getirmek için birçok mûcize göndermiş, zaman zaman da kendilerini cezalandırmış, yoldan çıkmamaları için yemin ettirip söz (mîsâk) almış, gerektikçe bunu kendilerine hatırlatmıştı, ancak onlar yola gelecek ve doğru yolda ilerleyecek yerde azgınlık, taşkınlık ve sapkınlıklarına devam etmişler, altından bir buzağıyı tanrı yerine koymuşlardı. Allah bu kadar büyük bir mânevî suçu ve günahı da bağışlamış, böylece ıslah olmaları için peygamberine yetki ve delil vermişti. Hz. Mûsâ, geçmişte yaptıklarını ve Allah’ın onlara büyük lutuflarını hatırlatarak davet ve eğitme vazifesine devam etmişti. Şu halde Allah’ın son elçisi de böyle yapmalı, müşriklerin ve Ehl-i kitabın bu saçma sapan istekleri karşısında yılmamalı, vazifesine devam etmeli idi (İsrâiloğulları’nın ardı arkası gelmez istekleri ve bunlara karşı Allah Teâlâ’nın mukabelesiyle onlardan alınan sözün mahiyeti ve Tûr dağının kaldırılmasının mânası için bk. Bakara 2/54-56, 63, 93; A‘râf 7/155).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 175-176

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nisâ 4/154 · aynı tefsir grubu

وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمٖیثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِی السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ مٖیثَاقًا غَلٖیظًا

Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tûr"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara, "Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

Yûnus 10/20 · tefsir atıfı

وَیَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَیْهِ اٰیَةٌ مِنْ رَبِّهٖۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَیْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّٖی مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرٖینَࣖ

"Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gayb ancak Allah'ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!"

İsrâ 17/93 · tefsir atıfı

اَوْ یَكُونَ لَكَ بَیْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ اَوْ تَرْقٰى فِی السَّمَٓاءِؕ وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِیِّكَ حَتّٰى تُنَزِّلَ عَلَیْنَا كِتَابًا نَقْرَؤُ࣑هُؕ قُلْ سُبْحَانَ رَبّٖی هَلْ كُنْتُ اِلَّا بَشَرًا رَسُولًاࣖ

Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Bakara 2/54 · tefsir atıfı

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ یَا قَوْمِ اِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ اَنْفُسَكُمْ بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُٓوا اِلٰى بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْؕ ذٰلِكُمْ خَیْرٌ لَكُمْ عِنْدَ بَارِئِكُمْؕ فَتَابَ عَلَیْكُمْؕ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖیمُ

Mûsâ kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

Bakara 2/55 · tefsir atıfı

وَاِذْ قُلْتُمْ یَا مُوسٰى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

Hani siz, "Ey Mûsâ! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Bakara 2/56 · tefsir atıfı

ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Bakara 2/63 · tefsir atıfı

وَاِذْ اَخَذْنَا مٖیثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَؕ خُذُوا مَٓا اٰتَیْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فٖیهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

Bakara 2/93 · tefsir atıfı

وَاِذْ اَخَذْنَا مٖیثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَؕ خُذُوا مَٓا اٰتَیْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواؕ قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَیْنَا وَاُشْرِبُوا فٖی قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْؕ قُلْ بِئْسَمَا یَاْمُرُكُمْ بِهٖٓ اٖیمَانُكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖینَ

Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

A'râf 7/155 · tefsir atıfı

وَاخْتَارَ مُوسٰى قَوْمَهُ سَبْعٖینَ رَجُلًا لِمٖیقَاتِنَاۚ فَلَمَّٓا اَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ اَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَاِیَّایَؕ اَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَٓاءُ مِنَّاۚ اِنْ هِیَ اِلَّا فِتْنَتُكَؕ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَٓاءُ وَتَهْدٖی مَنْ تَشَٓاءُؕ اَنْتَ وَلِیُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَیْرُ الْغَافِرٖینَ

Mûsâ, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Mûsâ, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın" dedi.

Bakara 2/108 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَمْ تُرٖیدُونَ اَنْ تَسْـَٔلُوا رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُؕ وَمَنْ یَتَبَدَّلِ الْكُفْرَ بِالْاٖیمَانِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّبٖیلِ

Yoksa, daha önce Mûsâ'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.

Bakara 2/118 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَقَالَ الَّذٖینَ لَا یَعْلَمُونَ لَوْلَا یُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَاْتٖینَٓا اٰیَةٌؕ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْؕ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْؕ قَدْ بَیَّنَّا الْاٰیَاتِ لِقَوْمٍ یُوقِنُونَ

Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

Bakara 2/210 · bu âyete atıf yapan tefsir

هَلْ یَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ یَاْتِیَهُمُ اللّٰهُ فٖی ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَقُضِیَ الْاَمْرُؕ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُࣖ

Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.

Yûsuf 12/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَیْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَࣗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِهٖ لَمِنَ الْغَافِلٖینَ

Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

Secde 32/24 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً یَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُواؕ وَكَانُوا بِاٰیَاتِنَا یُوقِنُونَ

Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?