Kur’an çalışması
56

Vâkıa

الْوَاقِعَةِ

96 âyet iniş 46 cüz 27 sayfa 534

Önceki Sonraki
← Önceki Vâkıa 16 sayfa 534 · Diyanet tefsir grubu 11-26 Sonraki →

مُتَّكِــٖٔینَ عَلَیْهَا مُتَقَابِلٖینَ

Diyanet meali

Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Kelime meali

مُتَّكِــٖٔینَ Yaslandıkları halde
عَلَیْهَا Onlar üzerine
مُتَقَابِلٖینَ Karşı karıya oldukları halde

Diyanet bu metni 11-26 âyetleri için birlikte vermiştir.

“Mukarrebûn” (Allah’a en yakın olanlar) diye nitelenen “es-sâbikūne’s-sâbikūn” (önde olanlar, o önde olanlar) grubu ile “Allah ve resulüne ilk iman edenler, ilk muhacirler, iki kıbleye doğru da namaz kılmış sahâbîler” şeklinde belirli kimselerin kastedildiği yorumları yapılmış olmakla beraber, İbn Atıyye esasen âyetin dünyada iken iyilik yapma ve kötülüklerden sakınma hususunda öncü konumunda olan ve âhiret mutluluğunda da en önde olmayı hak eden bütün insanları kapsadığını belirtir (diğer yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVII, 170-171; İbn Atıyye, V, 240; Şevkânî, V, 172).

13. âyette geçen ve “çoğu” diye tercüme edilen sülle kelimesi “az olsun çok olsun insan topluluğu”nu ifade eden bir kelimedir. Buna göre âyeti “bir kısmı öncekilerdendir” şeklinde çevirmek mümkündür. Fakat sonrakilerden söz eden 14. âyette “birazı” dendiği için buna da “çoğu” anlamı verilmiştir. Burada Kur’an’ın muasırları ve sonrasını kapsayan bir tasniften söz edildiği kabul edilirse, “sâbikūn”dan çoğunun öncekilerden olduğunu izah kolaylaşır; zira bu grubun öncüleri sahâbe-i kirâmdır. Bu tasnifin geçmiş ümmetleri de kapsadığı kabul edildiğinde ise, gelip geçmişlerden “sâbikūn”un çokluğu, bütün peygamberleri içine almasıyla izah edilebilir (İbn Atıyye, V, 241).

15-26. âyetlerde ve daha sonra da 28-37. âyetlerde cennet nimetiyle ödüllendirilecek ve onurlandırılacak kimseleri bekleyen hayata ilişkin canlı tasvirlere yer verilmektedir. 17. âyette, dünyadaki tasavvurlarımıza göre hatıra gelebilecek bir soruya cevap verilmekte; cennette dünyada olduğu gibi bir kısım insanların diğerlerine hizmet vermesinin söz konusu olmayacağı, cennetle ödüllendirilen herkesin “hizmet edilen” konumunda bulunacağı, ikramları sunmak üzere –sonsuza dek genç kalacak– hizmetçiler tahsis edileceği bildirilmektedir (başka yorumlarla birlikte bk. Şevkânî, V, 173-174). 19. âyetteki cennet içkilerinin içenlere baş ağrısı vermeyeceğine dair ifade “toplantıları dağıtılmaz, ağızlarının tadını kaçıracak bir durumla karşılaşmazlar”, aynı içkinin sarhoşluk vermeyeceğine dair ifade ise “içtikleri tükenmez” mânalarıyla da açıklanmıştır (İbn Atıyye, V, 242; cennet ve nimetleri hakkında bilgi ve değerlendirme için bk. Bakara 2/25; Zuhruf 43/68-73; Nebe‘ 78/31-36; Mutaffifîn 83/22-28; Bekir Topaloğlu, “Cennet”, DİA, VII, 376-386).

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Vâkıa 56/11 · aynı tefsir grubu

اُو࣑لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ

(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

Vâkıa 56/12 · aynı tefsir grubu

فٖی جَنَّاتِ النَّعٖیمِ

Onlar, Naîm cennetlerindedirler.

Vâkıa 56/13 · aynı tefsir grubu

ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّلٖینَۙ

Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.

Vâkıa 56/14 · aynı tefsir grubu

وَقَلٖیلٌ مِنَ الْاٰخِرٖینَؕ

Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.

Vâkıa 56/15 · aynı tefsir grubu

عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ

Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Vâkıa 56/17 · aynı tefsir grubu

یَطُوفُ عَلَیْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vâkıa 56/18 · aynı tefsir grubu

بِاَكْوَابٍ وَاَبَارٖیقَ وَكَاْسٍ مِنْ مَعٖینٍۙ

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vâkıa 56/19 · aynı tefsir grubu

لَا یُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا یُنْزِفُونَۙ

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vâkıa 56/20 · aynı tefsir grubu

وَفَاكِهَةٍ مِمَّا یَتَخَیَّرُونَۙ

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vâkıa 56/21 · aynı tefsir grubu

وَلَحْمِ طَیْرٍ مِمَّا یَشْتَهُونَؕ

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vâkıa 56/22 · aynı tefsir grubu

وَحُورٌ عٖینٌۙ

Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

Vâkıa 56/23 · aynı tefsir grubu

كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ࣑ الْمَكْنُونِۚ

Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

Vâkıa 56/24 · aynı tefsir grubu

جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا یَعْمَلُونَ

(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.)

Vâkıa 56/25 · aynı tefsir grubu

لَا یَسْمَعُونَ فٖیهَا لَغْوًا وَلَا تَاْثٖیمًاۙ

Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

Vâkıa 56/26 · aynı tefsir grubu

اِلَّا قٖیلًا سَلَامًا سَلَامًا

Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler.

Bakara 2/25 · tefsir atıfı

وَبَشِّرِ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُؕ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًاۙ قَالُوا هٰذَا الَّذٖی رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًاؕ وَلَهُمْ فٖیهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖیهَا خَالِدُونَ

İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Zuhruf 43/68 · tefsir atıfı

یَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَیْكُمُ الْیَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ

(Allah şöyle der:) "Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

Zuhruf 43/69 · tefsir atıfı

اَلَّذٖینَ اٰمَنُوا بِاٰیَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمٖینَۚ

(Allah şöyle der:) "Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

Zuhruf 43/70 · tefsir atıfı

اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ

"Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."

Zuhruf 43/71 · tefsir atıfı

یُطَافُ عَلَیْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَفٖیهَا مَا تَشْتَهٖیهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْیُنُۚ وَاَنْتُمْ فٖیهَا خَالِدُونَۚ

Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?