Kur’an çalışması
2

Bakara

الْبَقَرَةِ

286 âyet iniş 87 cüz 1 sayfa 2

Önceki Sonraki
← Önceki Bakara 164 sayfa 25 · Diyanet tefsir grubu 164 Sonraki →

اِنَّ فٖی خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّیْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتٖی تَجْرٖی فِی الْبَحْرِ بِمَا یَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْیَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فٖیهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍࣕ وَتَصْرٖیفِ الرِّیَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَیْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یَعْقِلُونَ

Diyanet meali

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

Kelime meali

اِنَّ فٖی
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافِ göklerin yaratılışında
الَّیْلِ Muhakkak vardır
وَالنَّهَارِ Ve yeryüzünün
وَالْفُلْكِ الَّتٖی Ve gecenin değişmesinde
تَجْرٖی فِی Ve gündüzün
الْبَحْرِ Gemilerde
بِمَا Öyle gemiler ki
یَنْفَعُ Akıp gidiyor
النَّاسَ Denizde
وَمَٓا O şey se- bebiyle ki
اَنْزَلَ Fayda veriyor
اللّٰهُ İnsanlara
مِنَ O şey de ki
السَّمَٓاءِ İndirdi
مِنْ Allah
مَٓاءٍ فَاَحْیَا Gökten
بِهِ Sudur
الْاَرْضَ Ve de hayat vermesinde
بَعْدَ O suyla
مَوْتِهَا Yeryüzüne
وَبَثَّ فٖیهَا Yeryüzü öldük- ten sonra
مِنْ Ve yayma- sında
كُلِّ O yeryü- zünde
دَٓابَّةٍࣕ Her çeşit canlıyı
وَتَصْرٖیفِ الرِّیَاحِ Ve rüzgarların yönlendiril- me sinde
وَالسَّحَابِ Ve bulutta
الْمُسَخَّرِ Boyun eğdirilmiş
بَیْنَ السَّمَٓاءِ Gök ile
وَالْاَرْضِ Yer arasında
لَاٰیَاتٍ Elbette ayetler/ deliller vardır
لِقَوْمٍ Bir kavim için ki
یَعْقِلُونَ Akıl ediyorlar

Allah’ın birliğini, eşsiz, benzersiz ve bir tek Tanrı olduğunu, O’ndan başka bir tanrı bulunmadığını, O’nun rahmân ve rahîm olduğunu bildiren âyetin ardından bütün bu bildirilenlerin kanıtları olmak üzere 164. âyette sekiz ayrı kozmolojik delil sıralanmaktadır: 1. Göklerin yaratılışı. 2. Yerin yaratılışı. 3. Gece ve gündüzün değişmesi. 4. Gemilerin denizlerde seyretmesi. 5. Yağmurun yağması ve onunla ölü haldeki toprağın canlanıp yeşermesi. 6. Yeryüzünde her çeşit canlının gelişip yayılması. 7. Rüzgârların çeşitli yönlere doğru hareket etmesi. 8. Bulutların yer değiştirmesi.

Bütün bu kanıtların insanı kuşatan, onun her gün görüp durduğu, içinde yaşadığı alelâde tabiat olaylarından seçilmiş olması ilgi çekicidir. Buna göre insanoğlu her an Allah’ın varlığını, birliğini, kudretinin yüceliğini yansıtan kanıtların ortasında yaşamaktadır. Tabiat bizâtihî mûcizedir; fakat insan tabiat olaylarını her gün görüp durduğu için bu olaylardaki tecellilerin farkında değildir. Meselâ gökler yani gök cisimleri ve bunların sistemi başka türlü kurulsaydı, yer başka türlü yaratılsaydı orada, bildiğimiz hayat düzeni ve canlılar olmazdı. Gece ve gündüzün aynı düzen içinde durmadan değişmesi, yalnız insanlar için değil bütün canlılar ve özellikle bitkiler için pek çok yarar sağlamaktadır. Gemilerin denizlerde seyretmesi esasen nakil araçlarının ve bu araçları kullanıp yararlanmamızı sağlayan ilâhî yasaların varlığımızı devam ettirip hayatımızı rahatlatmadaki önemine örnek teşkil eder. Yağmur, dünyayı yaşanır kılan en önemli tabiat olaylarındandır. Rüzgârın çeşitli yönlere doğru esmesi, kezâ bulutların çeşitli yönlere hareket etmesi de meteorolojik olayların düzeninden bitkilerdeki döllenmeye ve yağışların dağılımına kadar sayılamayacak derecede geniş yarar sağlamaktadır. Allah var olduğu içindir ki tabiat vardır ve tabiattaki düzen sürmektedir. Tabiatın düzenli işleyişi Allah’ın sadece varlığını değil, onun birliğini, ortaksızlığını; bilgisinin, iradesinin ve kudretinin mükemmelliğini, sürekliliğini, eşya üzerindeki tasarruf ve tesirini de kanıtlamaktadır. Çünkü O’nun evrene yönelik ilgisi bir an duracak, kesilecek olsa evren o anda yok olur veya ortada sadece bir kaos kalırdı.

Bu kısa açıklamalar da gösteriyor ki, vahiy kitabının yanında kâinat kitabı da bize Allah’ı kanıtlayan âyetlerle doludur; fakat bu âyetleri ancak aklını kullananlar görüp anlarlar. Bu sebeple âyetin sonunda bütün bu sıralanan varlık ve olaylarda “aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır” buyurulmuştur. Zira akıl Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimetlerden biri olup insanın, başka konularda olduğu gibi yüce yaratıcının varlığını, birliğini ve kudretini kanıtlayan olayları sağlıklı olarak inceleyip doğru sonuçlara ulaşabilmesi için de akıl yeteneğini doğru işletmesi gerekir. Fahreddin er-Râzî’ye göre bu âyet, yaratıcının varlığını kanıtlama hususunda sadece geleneksel bilgilerle yetinmeyip aklî delillerden de yararlanmanın gerekliliğini göstermektedir (IV, 179). Tabiattaki varlıkların ve olayların doğru incelenmesi, gözlenmesi, bu alanda bilimsel hakikatlere ulaşılması ve bu suretle tabiattaki ilâhî düzen ve kanunların keşfedilmesi, nihayet tabiatta bizi Allah’a götüren “âyetler”in görülebilmesi için de inceleme, görme ve keşfetme yöntemleri demek olan tabiat bilimlerini öğrenmek gerekir. Tabiatı inceleyecek ilmî yetişmişliğe sahip olmayan bir kimsenin oradaki kanunları ve âyetleri görmesi, yakalaması da mümkün değildir. Bu da gösteriyor ki Kur’an bizi bilgi ve bilim dünyasından geçirerek imana ve hidayete götürmektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 248-250

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Ra'd 13/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَللّٰهُ الَّذٖی رَفَعَ السَّمٰوَاتِ بِغَیْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَؕ كُلٌّ یَجْرٖی لِاَجَلٍ مُسَمًّىؕ یُدَبِّرُ الْاَمْرَ یُفَصِّلُ الْاٰیَاتِ لَعَلَّكُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.

Hac 22/63 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًؗ فَتُصْبِحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةًؕ اِنَّ اللّٰهَ لَطٖیفٌ خَبٖیرٌۚ

Allah'ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz, Allah çok lütufkârdır, hakkıyla haberdardır.

Hac 22/64 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِیُّ الْحَمٖیدُࣖ

. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.

Hac 22/65 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِی الْاَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْرٖی فِی الْبَحْرِ بِاَمْرِهٖؕ وَیُمْسِكُ السَّمَٓاءَ اَنْ تَقَعَ عَلَى الْاَرْضِ اِلَّا بِاِذْنِهٖؕ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ࣒فٌ رَحٖیمٌ

Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

Hac 22/66 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهُوَ الَّذٖٓی اَحْیَاكُمْؗ ثُمَّ یُمٖیتُكُمْ ثُمَّ یُحْیٖیكُمْؕ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ

O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.

Rûm 30/46 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمِنْ اٰیَاتِهٖٓ اَنْ یُرْسِلَ الرِّیَاحَ مُبَشِّرَاتٍ وَلِیُذٖیقَكُمْ مِنْ رَحْمَتِهٖ وَلِتَجْرِیَ الْفُلْكُ بِاَمْرِهٖ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهٖ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.

Rûm 30/47 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ࣒هُمْ بِالْبَیِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذٖینَ اَجْرَمُواؕ وَكَانَ حَقًّا عَلَیْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنٖینَ

Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü'minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.

Rûm 30/48 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَللّٰهُ الَّذٖی یُرْسِلُ الرِّیَاحَ فَتُثٖیرُ سَحَابًا فَیَبْسُطُهُ فِی السَّمَٓاءِ كَیْفَ یَشَٓاءُ وَیَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ یَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهٖۚ فَاِذَٓا اَصَابَ بِهٖ مَنْ یَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖٓ اِذَا هُمْ یَسْتَبْشِرُونَ

Allah rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.

Rûm 30/49 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ یُنَزَّلَ عَلَیْهِمْ مِنْ قَبْلِهٖ لَمُبْلِسٖینَ

Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

Rûm 30/50 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَیْفَ یُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاؕ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki, o ölüleri de elbette diriltecektir. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Rûm 30/51 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا رٖیحًا فَرَاَوْهُ مُصْفَرًّا لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِهٖ یَكْفُرُونَ

Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.

Rûm 30/52 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاِنَّكَ لَا تُسْمِـعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِـعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِرٖینَ

Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

Rûm 30/53 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِ الْعُمْیِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْؕ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ یُؤْمِنُ بِاٰیَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَࣖ

Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen çağrını ancak, âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

Naziât 79/27 · bu âyete atıf yapan tefsir

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمِ السَّمَٓاءُؕ بَنٰیهَاࣞ

(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

Naziât 79/28 · bu âyete atıf yapan tefsir

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰیهَاۙ

Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.

Naziât 79/29 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَغْطَشَ لَیْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰیهَاࣕ

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

Naziât 79/30 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰیهَاؕ

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

Naziât 79/31 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰیهَاࣕ

Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

Naziât 79/32 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْجِبَالَ اَرْسٰیهَاۙ

Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

Naziât 79/33 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْؕ

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?