وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَرٖیمٌۙ
Diyanet meali
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
Kelime meali
Diyanet bu metni 17-33 âyetleri için birlikte vermiştir.
Hz. Peygamber ve müminlerin karşısında Arap müşrikler olduğu gibi burada zikredilen tarihî örnekte de Hz. Mûsâ ve ona iman eden İsrâil-oğulları karşısında Firavun ve adamları vardı. Onlar inkârda direnip yapılacak başka bir şey de kalmayınca Allah, İsrâiloğulları’na vaad ettiği mûcizelerden birini lutfetti, Hz. Mûsâ’ya, inananları alıp gece yolculuğa çıkmasını emretti. Ken‘ân diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçmek gerekiyordu. Allah onlara denizden bir yol açtı, selâmetle geçtiler, arkadan gelen Firavun ve askerleri ise denizde açılan o yolun yeniden su ile dolması sebebiyle boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler içinde yaşıyorlardı, bâtıl bir dâva uğruna bütün bu nimetleri, daha da önemlisi canlarını kaybettiler (denizin yarılması, geçiş için yol açılması ile ilgili olarak bk. Bakara 2/50). Dün köle olarak kullandıkları ve durmadan aşağılayıp işkence ettikleri İsrâiloğulları’na bu gibi nimetler bahşedildi. Tabii bu lutuflar da şartlı idi, İsrâiloğulları Hz. Musâ’ya iman ettikleri için bu nimetler, aynı çağda ve çevrede yaşayan başka topluluklara değil, kendilerine verilmişti; şart ise Allah’a itaat etmek, peygamberin yolundan gitmekti.
29. âyette geçen “Ne gök ağladı ne de yer” ifadesi mecazidir; kendilerini bir şey zanneden, başkalarını aşağılayan, kendilerinin içinde bulunmadığı bir dünya tasavvur edemeyen Firavun ve yandaşlarının hiç de önemli kimseler olmadığı anlatılmaktadır.
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Duhân 44/18 · aynı tefsir grubu
اَنْ اَدُّٓوا اِلَیَّ عِبَادَ اللّٰهِؕ اِنّٖی لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖینٌۙ
O şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
Duhân 44/19 · aynı tefsir grubu
وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّٖٓی اٰتٖیكُمْ بِسُلْطَانٍ مُبٖینٍۚ
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
Duhân 44/20 · aynı tefsir grubu
وَاِنّٖی عُذْتُ بِرَبّٖی وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِؗ
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
Duhân 44/21 · aynı tefsir grubu
وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا لٖی فَاعْتَزِلُونِ
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Duhân 44/22 · aynı tefsir grubu
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ࣑لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ
Sonra Mûsâ Rabbine, "Bunlar günahkâr bir toplumdur" diye seslendi.
Duhân 44/23 · aynı tefsir grubu
فَاَسْرِ بِعِبَادٖی لَیْلًا اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
Duhân 44/24 · aynı tefsir grubu
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاؕ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Duhân 44/25 · aynı tefsir grubu
كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُیُونٍۙ
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Duhân 44/27 · aynı tefsir grubu
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فٖیهَا فَاكِهٖینَۙ
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
Duhân 44/28 · aynı tefsir grubu
كَذٰلِكَࣞ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا اٰخَرٖینَ
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Duhân 44/29 · aynı tefsir grubu
فَمَا بَكَتْ عَلَیْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرٖینَࣖ
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
Duhân 44/30 · aynı tefsir grubu
وَلَقَدْ نَجَّیْنَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهٖینِۙ
Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Duhân 44/31 · aynı tefsir grubu
مِنْ فِرْعَوْنَؕ اِنَّهُ كَانَ عَالِیًا مِنَ الْمُسْرِفٖینَ
Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Duhân 44/32 · aynı tefsir grubu
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمٖینَۚ
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
Duhân 44/33 · aynı tefsir grubu
وَاٰتَیْنَاهُمْ مِنَ الْاٰیَاتِ مَا فٖیهِ بَلٰٓؤٌا مُبٖینٌ
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.
Bakara 2/50 · tefsir atıfı
وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَیْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Bakara 2/191 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاقْتُلُوهُمْ حَیْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَیْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى یُقَاتِلُوكُمْ فٖیهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْؕ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِرٖینَ
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Bakara 2/192 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ
Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.