وَالْاٰخِرَةُ خَیْرٌ وَاَبْقٰىؕ
Diyanet meali
Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir.
Kelime meali
Diyanet bu metni 16-17 âyetleri için birlikte vermiştir.
Önceki âyetlerde kurtuluşun, nefsi ve malı arındırıp âhirete hazırlıklı gitmekte olduğu bildirilmişti. 16. âyette ise insanların genellikle geçici dünya hayatı ve zevklerini âhirete tercih ettikleri hatırlatılmaktadır. Oysa âhiret hayatı daha hayırlı, kalıcı ve sonsuzdur. Bu durum, –yüce Allah’ın rahmetinin bir tecellisi olarak– inkârcıları bir kere daha uyarmak, müminlere de böylesi yanlışlardan uzak durmaları yolunda telkinde bulunmak üzere 17. âyette vurgulu bir şekilde ifade edilmiştir (ayrıca bk. A‘râf 7/169; Yûsuf 12/109; Duhâ 93/4).
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 605
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
A'lâ 87/16 · aynı tefsir grubu
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَیٰوةَ الدُّنْیَاؗ
Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
A'râf 7/169 · tefsir atıfı
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا الْكِتَابَ یَاْخُذُونَ عَرَضَ هٰذَا الْاَدْنٰى وَیَقُولُونَ سَیُغْفَرُ لَنَاۚ وَاِنْ یَاْتِهِمْ عَرَضٌ مِثْلُهُ یَاْخُذُوهُؕ اَلَمْ یُؤْخَذْ عَلَیْهِمْ مٖیثَاقُ الْكِتَابِ اَنْ لَا یَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ وَدَرَسُوا مَا فٖیهِؕ وَالدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَیْرٌ لِلَّذٖینَ یَتَّقُونَؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
Yûsuf 12/109 · tefsir atıfı
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالًا نُوحٖٓی اِلَیْهِمْ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰىؕ اَفَلَمْ یَسٖیرُوا فِی الْاَرْضِ فَیَنْظُرُوا كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْؕ وَلَدَارُ الْاٰخِرَةِ خَیْرٌ لِلَّذٖینَ اتَّقَوْاؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
Duhâ 93/4 · tefsir atıfı
وَلَلْاٰخِرَةُ خَیْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو࣒لٰىؕ
Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Kasas 28/78 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ اِنَّمَٓا اُو࣒تٖیتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖیؕ اَوَلَمْ یَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاؕ وَلَا یُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
Kasas 28/79 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهٖ فٖی زٖینَتِهٖؕ قَالَ الَّذٖینَ یُرٖیدُونَ الْحَیٰوةَ الدُّنْیَا یَا لَیْتَ لَنَا مِثْلَ مَٓا اُو࣒تِیَ قَارُونُۙ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظٖیمٍ
Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
Kasas 28/80 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَقَالَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْعِلْمَ وَیْلَكُمْ ثَوَابُ اللّٰهِ خَیْرٌ لِمَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًاۚ وَلَا یُلَقّٰیهَٓا اِلَّا الصَّابِرُونَ
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
Kasas 28/81 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَخَسَفْنَا بِهٖ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ یَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِࣗ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرٖینَ
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
Kasas 28/82 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَصْبَحَ الَّذٖینَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ یَقُولُونَ وَیْكَاَنَّ اللّٰهَ یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَیَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَیْنَا لَخَسَفَ بِنَاؕ وَیْكَاَنَّهُ لَا یُفْلِحُ الْكَافِرُونَࣖ
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.