Kur’an çalışması
90

Beled

الْبَلَدِ

20 âyet iniş 35 cüz 30 sayfa 594

Önceki Sonraki
← Önceki Beled 17 sayfa 595 · Diyanet tefsir grubu 8-20 Sonraki →

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِؕ

Diyanet meali

Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

Kelime meali

ثُمَّ كَانَ Sonra da oldu
مِنَ الَّذٖینَ O kimse- lerden ki
اٰمَنُوا İman ettiler
وَتَوَاصَوْا Ve birbirlerine tav- siye ettiler
بِالصَّبْرِ Sabret- meyi
وَتَوَاصَوْا Ve birbirlerine tav- siye ettiler
بِالْمَرْحَمَةِؕ Merhameti

Diyanet bu metni 8-20 âyetleri için birlikte vermiştir.

İnsana lutfedilen duyu organlarından söz edildikten sonra ona, “iki yol”un da gösterildiği belirtilmektedir. Duyu organları dış dünyadan bilgi edinme araçlarıdır; “iki yol” ise genellikle “iyilik ve kötülük yolları” olarak açıklanmış olup bu ifade insanın, olgular ve eylemler üzerine “doğru-yanlış, iyi-kötü” şeklinde hüküm verme ve tercihte bulunma yetenekleriyle donatıldığı anlamına gelir. Böylece bu iki kısa âyette veciz bir üslûpla Allah Teâlâ’nın insana bilgi edinme, düşünüp yargıda bulunma ve seçim yapma yetenekleri lutfederek bu yetenekleriyle onu yeryüzünün en seçkin varlığı halinde yarattığı anlatılmaktadır. Bu yetenekler aynı zamanda insanın bir ödev ve sorumluluk varlığı olmasını da gerektirmiştir. İşte 11. âyette bu sorumluluğu yerine getirmeyenler, bu zahmeti göze alıp iyilikler yolunu seçmeyenler kınanmakta; ardından da o dönem toplumunun en ağır sorunları ve bunlarla ilgili başlıca ödevler sıralanmaktadır. 13-17. âyetlerde veciz şekilde anlatıldığı üzere o dönemin en ağır insanî sorunları kölelik, yoksulluk ve merhametsizlikti. O dönem için çareler ise köleleri özgürlüklerine kavuşturmak, yetimi ve yoksulu doyurmak, birbirine sabırlı ve merhametli olmayı tavsiye etmekti. İslâm’ın sosyal ahlâkının kapsamlı bir özeti olan bu ifadeler, eski deyimiyle tahdîdî değil tâdâdîdir; yani sınırlayıcı değil, örnek göstericidir. Kuşkusuz iyilikler imanla birlikte değer kazanacağı için 17. âyette inananlardan olma şartı da getirilmiştir. Buradaki “inanma”, “yapılan iyiliğin faydasına ve gerekliliğine inanma” olarak da yorumlanmıştır (bk. Şevkânî, V, 521). Rivayete göre Hakîm b. Hizâm adlı bir sahâbî, Hz. Peygamber’e, “Yâ Resûlellah! Vaktiyle ben Câhiliye döneminde sadaka verir, köleleri özgürlüklerine kavuşturur, akrabalarımla yakından ilgilenir, buna benzer iyilikler yapardım. Bunlardan sevap kazandım mı, ne dersiniz?” diye sorunca Hz. Peygamber, “Müslüman oldun ve artık bütün o iyiliklerinin sevabını alacaksın” buyurmuşlardır (Müsned, III, 402). 18. âyet iyilik ve doğruluğun, iyi müslüman olmanın sözde değil, yukarıdaki âyetlerde çerçevesi çizilen bir inanç, zihniyet ve yaşayışta olduğunu göstermektedir. Allah’ın âyetlerinin gösterdiği yol budur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler ise bu yoldan da sapmış olacakları için 19. âyette onlar, “bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlar” diye anılmıştır; son âyette de bunların nihaî âkıbeti hatırlatılmıştır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:626-627

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Beled 90/8 · aynı tefsir grubu

اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَیْنَیْنِۙ

Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

Beled 90/9 · aynı tefsir grubu

وَلِسَانًا وَشَفَتَیْنِۙ

Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

Beled 90/10 · aynı tefsir grubu

وَهَدَیْنَاهُ النَّجْدَیْنِۚ

Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

Beled 90/11 · aynı tefsir grubu

فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَؗ

Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

Beled 90/12 · aynı tefsir grubu

وَمَٓا اَدْرٰیكَ مَا الْعَقَبَةُؕ

Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

Beled 90/13 · aynı tefsir grubu

فَكُّ رَقَبَةٍۙ

O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.

Beled 90/14 · aynı tefsir grubu

اَوْ اِطْعَامٌ فٖی یَوْمٍ ذٖی مَسْغَبَةٍۙ

Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Beled 90/15 · aynı tefsir grubu

یَتٖیمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ

Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Beled 90/16 · aynı tefsir grubu

اَوْ مِسْكٖینًا ذَا مَتْرَبَةٍؕ

Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Beled 90/18 · aynı tefsir grubu

اُو࣑لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِؕ

Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

Beled 90/19 · aynı tefsir grubu

وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِؕ

Âyetlerimizi inkar edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

Beled 90/20 · aynı tefsir grubu

عَلَیْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ

Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20