لَنْ یَسْتَنْكِفَ الْمَسٖیحُ اَنْ یَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَؕ وَمَنْ یَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَیَسْتَكْبِرْ فَسَیَحْشُرُهُمْ اِلَیْهِ جَمٖیعًا
Diyanet meali
Mesih de, Allah'a yakın melekler de, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
Kelime meali
Diyanet bu metni 172-173 âyetleri için birlikte vermiştir.
Müşrikler, “melekler Allah’ın kızlarıdır” diyorlar (Nahl 16/57), hıristiyanlar da Îsâ Mesîh’in Allah’ın oğlu olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu iki iddianın reddinde kullanılan delil, meleklerin ve Îsâ’nın davranışlarından hareket eden vâkıa delilidir; çünkü gerçekte olan, fiilen gerçekleşen şey, gerek meleklerin ve gerekse Hz. Îsâ’nın Allah’a kulluk ve ibadet ettikleridir. Melekler bunun için var edilmişlerdir, Hz. Îsâ’nın Allah’a kulluk ve ibadetle ömrünü geçirdiği ise yalnızca Kur’an’ın nakli ile değil, İncil’deki açıklamalarıyla da sabittir (meselâ bk. Matta, 4/8-10). Allah ibadet eden değil, kendisine ibadet edilendir; melekler ve Hz. Îsâ da Allah’a ibadet ettiklerine göre bunların ne tanrı ne de O’nun oğlu veya kızı olmaları mümkündür.
Allah’a ibadetten geri duranlar ikiye ayrılır; bir kısmı bilgisizlik, tembellik, imkânsızlık gibi sebeplerle ibadet edemeyenler, diğerleri ise bildikleri ve imkân buldukları halde büyüklendikleri, Allah’a kulluğu içlerine sindiremedikleri için ibadetten geri duranlar. Birinci gruba girenler, ya iyilikleri kötülüklerine, sevapları ibadet eksiklerine ve günahlarına galip geldiği için veya Allah’ın lutfu ile affedilebilirler. İkinci gruba girenler ise –kendileri bunu istemedikleri halde– zorla Allah’ın huzuruna getirilecekler, elleri kelepçeli sanık ve tutukluların mahkeme huzuruna celbedildikleri gibi Allah’ın huzuruna çıkarılınca âcizliklerini anlayacaklar, büyüklenmelerinin anlamsızlığı ortaya çıkacaktır. Ceza ve mükâfat konusundaki ilâhî kural ise şudur: Birinci kısım olarak tanımlanan kusurlular affedilmedikleri takdirde yalnızca günahları kadar ve ağır olmayan bir ceza göreceklerdir; bunlar için, Allah izin verdiği takdirde, şefaat kapısı da açık olacaktır. İkinci gruba girenlerin cezası –günahları ölçüsünde– ağır ve şiddetli olacak, ayrıca Allah’tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabileceklerdir. Sığınabilecekleri yegâne merci olarak, sadece Allah kalacak, ancak dünya hayatında O’na karşı büyüklendikleri ve kendisine kul olmayı reddettikleri için O’ndan yardım beklemeye de yüzleri olmayacaktır. Dünyada Allah’a kulluktan geri durmayan, ömrünü Allah’a kulluk, ibadet ve güzel işler, iyi davranışlarla geçiren müminlere gelince Allah, onlara ibadetlerinin ve güzel davranışlarının karşılığını verdikten sonra lutfundan bir de fazlasını ihsan edecek, onları hak ettiklerinin üstünde ödüllendirecektir. Cezada denge adalet gereği olup bunun bozulması haksızlıktır. Hak edilenin üstünde ödüllendirme ise adalete aykırı olmayıp ödüllendirenin lutuf, cömertlik ve kereminin eseridir.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 188-194
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Nisâ 4/173 · aynı tefsir grubu
فَاَمَّا الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَیُوَفّٖیهِمْ اُجُورَهُمْ وَیَزٖیدُهُمْ مِنْ فَضْلِهٖۚ وَاَمَّا الَّذٖینَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَیُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًاۙ وَلَا یَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِیًّا وَلَا نَصٖیرًا
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah'a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır.
Nahl 16/57 · tefsir atıfı
وَیَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُۙ وَلَهُمْ مَا یَشْتَهُونَ
Onlar, kızları Allah'a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
Bakara 2/62 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَالَّذٖینَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِــٖٔینَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْࣕ وَلَا خَوْفٌ عَلَیْهِمْ وَلَا هُمْ یَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir).
Âl-i İmrân 3/45 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ یَا مَرْیَمُ اِنَّ اللّٰهَ یُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُࣗ اِسْمُهُ الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ وَجٖیهًا فِی الدُّنْیَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبٖینَۙ
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih'dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
Nisâ 4/171 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖی دٖینِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّؕ اِنَّمَا الْمَسٖیحُ عٖیسَى ابْنُ مَرْیَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰیهَٓا اِلٰى مَرْیَمَ وَرُوحٌ مِنْهُؗ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌؕ اِنْتَهُوا خَیْرًا لَكُمْؕ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌؕ سُبْحَانَهُٓ اَنْ یَكُونَ لَهُ وَلَدٌۘ لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖیلًاࣖ
Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(Allah) üçtür" demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah ancak bir tek ilahtır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Vekil olarak Allah yeter.
Mâide 5/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَقَدْ كَفَرَ الَّذٖینَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَسٖیحُ ابْنُ مَرْیَمَؕ قُلْ فَمَنْ یَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَیْـًٔا اِنْ اَرَادَ اَنْ یُهْلِكَ الْمَسٖیحَ ابْنَ مَرْیَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًاؕ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَیْنَهُمَاؕ یَخْلُقُ مَا یَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ
Andolsun, "Allah, Meryemoğlu Mesih'dir", diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: "Şâyet Allah, Meryemoğlu Mesih'i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah'a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir."
Enbiyâ 21/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَیَدْمَغُهُ فَاِذَا هُوَ زَاهِقٌؕ وَلَكُمُ الْوَیْلُ مِمَّا تَصِفُونَ
Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!
Enbiyâ 21/19 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَلَهُ مَنْ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا یَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَلَا یَسْتَحْسِرُونَۚ
Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O'nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
Enbiyâ 21/20 · bu âyete atıf yapan tefsir
یُسَبِّحُونَ الَّیْلَ وَالنَّهَارَ لَا یَفْتُرُونَ
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.
Enbiyâ 21/26 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُؕ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ
(Böyle iken) "Rahmân çocuk edindi" dediler. O böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.
Enbiyâ 21/27 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَا یَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِهٖ یَعْمَلُونَ
Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler.
Enbiyâ 21/28 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَعْلَمُ مَا بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا یَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْیَتِهٖ مُشْفِقُونَ
Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.