كَذَّبَ اَصْحَابُ لْــَٔیْكَةِ الْمُرْسَلٖینَۚ
Diyanet meali
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
Kelime meali
Diyanet bu metni 176-184 âyetleri için birlikte vermiştir.
Eyke, “sık ağaçlı yer” anlamına gelir. Bazı müfessirlere göre Eyke ile Medyen aynı yerin adı, halkları da aynı halktır; bazılarına göre ise bunlar iki ayrı yerin adıdır, halkları da aynı ırkın iki koludur. Medyen halkı şehirde, Eyke halkı ise Medyen çevresinde bir vadide yaşıyorlardı (İbn Kesîr, VI, 168; İbn Âşûr, XIV, 71; Eyke hakkında bilgi için bk. Hicr 15/78-79; İbn Âşûr, XIX, 182-184). Medyen, Hicaz bölgesi ile Suriye ticaret yolu üzerinde, Akabe körfezine yakın bir yerleşim merkezidir. Şehir adını Hz. İbrâhim’in oğlu Medyen’den almıştır (bilgi için bk. A‘râf 7/85-87).
Şuayb aleyhisselâm Hz. İbrâhim’in dördüncü kuşaktan torunu olup Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş bir peygamberdir. O da diğer peygamberler gibi inkârcı ve putperest halkına önce Allah’tan başka tanrı olmadığını, her şeyi ve herkesi O’nun yarattığını anlattı, halkını yalnızca O’na kulluk etmeye çağırdı. Medyen halkı putperestliğinin yanında toplumsal ahlâk, özellikle ticaret ahlâkı bakımından çok bozulmuştu. Bolluk ve bereket içinde yaşamalarına rağmen ahlâk kurallarını çiğneyerek alışverişlerinde karşı tarafı zarara sokacak hileli işler yapıyorlardı. Hz. Şuayb, ölçüyü tartıyı eksik tutmamaları, adaleti gözetmeleri ve düzgün ölçüp tartmaları, çıkarları uğruna insanların mallarının değerini düşürmemeleri ve yeryüzünde fesat çıkararak ülke düzenini bozmamaları hususunda onlara uyarılarda bulundu; böylece hak dinin tevhid ve adalet ilkelerini toplumda yerleştirmeye çalıştı.
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Şuarâ 26/177 · aynı tefsir grubu
اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَیْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Şuarâ 26/178 · aynı tefsir grubu
اِنّٖی لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖینٌۙ
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Şuarâ 26/179 · aynı tefsir grubu
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖیعُونِۚ
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Şuarâ 26/180 · aynı tefsir grubu
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَیْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِیَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖینَؕ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
Şuarâ 26/181 · aynı tefsir grubu
اَوْفُوا الْكَیْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرٖینَۚ
Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."
Şuarâ 26/183 · aynı tefsir grubu
وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْیَٓاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِی الْاَرْضِ مُفْسِدٖینَۚ
"İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Şuarâ 26/184 · aynı tefsir grubu
وَاتَّقُوا الَّذٖی خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْاَوَّلٖینَؕ
"Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının."
Hicr 15/78 · tefsir atıfı
وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَیْكَةِ لَظَالِمٖینَۙ
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Hicr 15/79 · tefsir atıfı
فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۘ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُبٖینٍؕࣖ
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
A'râf 7/85 · tefsir atıfı
وَاِلٰى مَدْیَنَ اَخَاهُمْ شُعَیْبًاؕ قَالَ یَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَیْرُهُؕ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَیِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَیْلَ وَالْمٖیزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْیَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِی الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاؕ ذٰلِكُمْ خَیْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖینَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır."
A'râf 7/86 · tefsir atıfı
وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِهٖ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًاۚ وَاذْكُرُٓوا اِذْ كُنْتُمْ قَلٖیلًا فَكَثَّرَكُمْࣕ وَانْظُرُوا كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖینَ
"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?"
A'râf 7/87 · tefsir atıfı
وَاِنْ كَانَ طَٓائِفَةٌ مِنْكُمْ اٰمَنُوا بِالَّذٖٓی اُرْسِلْتُ بِهٖ وَطَٓائِفَةٌ لَمْ یُؤْمِنُوا فَاصْبِرُوا حَتّٰى یَحْكُمَ اللّٰهُ بَیْنَنَاۚ وَهُوَ خَیْرُ الْحَاكِمٖینَ
. "Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Kâf 50/12 · bu âyete atıf yapan tefsir
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Kâf 50/13 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Kâf 50/14 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَصْحَابُ الْاَیْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍؕ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعٖیدِ
Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.