Kur’an çalışması
17

İsrâ

الْاِسْرَاۤءِ

111 âyet iniş 50 cüz 15 sayfa 282

Önceki Sonraki
← Önceki İsrâ 18 sayfa 284 · Diyanet tefsir grubu 18-20 Sonraki →

مَنْ كَانَ یُرٖیدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فٖیهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُرٖیدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ یَصْلٰیهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا

Diyanet meali

Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

Kelime meali

مَنْ
كَانَ
یُرٖیدُ
الْعَاجِلَةَ
عَجَّلْنَا
لَهُ
فٖیهَا
مَا
نَشَٓاءُ
لِمَنْ Her kim
نُرٖیدُ İse
ثُمَّ İster ise
جَعَلْنَا Peşin olanı
لَهُ Biz de peşin veririz
جَهَنَّمَ O ki- Dünyada şiye
یَصْلٰیهَا Ol şe- yi ki
مَذْمُومًا Diliyoruz
مَدْحُورًا Dilediğimiz kişiye
Sonra
Kılarız
O kişiye
Cehennemi kılarız
Cehenneme yaslanır olduğu
Hor görül- müş olarak halde
Kovulmuş olarak

Diyanet bu metni 18-20 âyetleri için birlikte vermiştir.

Râzî’nin kaydettiği bir yoruma göre 18. âyet 13. âyetin, “Her insa­nın sorumluluğunu omuzuna yükledik” meâlindeki kısmının açıklaması mahiyetindedir. 13. âyete göre her insanın sorumluluğu kendisine aittir. O halde kim seçimini yalnız dünya çıkarları için kullanır da mal-mülk, mevki-makam elde etmek için çalışırsa bilmelidir ki bir imtihan alanı olan bu dünyada Allah herkese her istediğini değil, fakat kendi istediği kimselere uygun gördüğü şeyleri verir. Ama böyleleri Allah’ın rızâsını değil, kendi dünyevî tutkularını esas aldıkları için artık yergiyi de hak etmiş olacak ve Allah’ın rahmetinden mahrum kalarak cehenneme atılacaklardır (Râzî, XX, 178).

Âyet, bazı dünyevî değerleri elde etmenin gerçek anlamda bir ayrıcalık ve üstünlük olarak algılanmaması gerektiği hususunda anlamlı bir uyarı olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Allah’ın bizden beklediği “âhireti istemek”tir. Âhireti istemenin ne anlama geldiği sorusu da önem taşımaktadır. Bu iki âyette “dünya işi yapan, âhiret işi yapan” denmeyip “dünyayı isteyen, âhireti isteyen” denmesi söz konusu sorunun cevabını bulmada büyük önem taşımaktadır. Çünkü burada yapılan iş değil, o işle neyin hedeflendiğinin altı çizilmekte, yani niyetlere dikkat çekilmektedir. Zira insan dünya işi yaparken âhiret iyiliğini hedefleyebileceği gibi âhiret işi yaparken (ibadet ederken) dünya çıkarlarını da hedefleyebilir. Böylece eylemlerin Allah katındaki değerini tayin eden birinci unsur niyetlerimizdir. Bu sebeple Hz. Peygamber, “Ameller niyetlere göredir” buyurmuştur (Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 1). Bir insan, işlerini, hatta ibadetlerini âhireti esas alarak değil de dünya menfaatini kendisine hedef seçerek yaparsa bu kişi dünyayı istemiş olur; fakat ibadet ve itaatleri yanında dünya işi yaparken de bunu Allah’ın hükümlerine uyarak, âhirette Allah’a hesap vereceğini düşünerek, sevabını Allah’tan umarak o işi dürüstlükle yaparsa bu kişi âhireti istemiş olur. Herkes kendi niyetine göre karşılık bulur. 19. âyette hayırlı bir eylemin üç şartına dikkat çekilmektedir: ☼a) Âhiret sevabı istenmeli, ☼b) Sadece istemekle kalmayıp âhireti kazandıracak işler yapılmalı, ☼c) Bütün bunlar inanarak yapılmalı (Zemahşerî, II, 356). Âyette inanmanın şart olarak yer alması, diğerlerinin anlamlı hale gelmesi ve sonuç vermesinin inanmaya bağlı olduğunu göstermektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 472-473

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

İsrâ 17/19 · aynı tefsir grubu

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْیَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو࣑لٰٓئِكَ كَانَ سَعْیُهُمْ مَشْكُورًا

Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.

İsrâ 17/20 · aynı tefsir grubu

كُلًّا نُمِدُّ هٰٓؤُ࣑لَٓاءِ وَهٰٓؤُ࣑لَٓاءِ مِنْ عَطَٓاءِ رَبِّكَؕ وَمَا كَانَ عَطَٓاءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا

Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

Âl-i İmrân 3/145 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًاؕ وَمَنْ یُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْیَا نُؤْتِهٖ مِنْهَاۚ وَمَنْ یُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِهٖ مِنْهَاؕ وَسَنَجْزِی الشَّاكِرٖینَ

Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

İnsân 76/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّا هَدَیْنَاهُ السَّبٖیلَ اِمَّا شَا‌كِرًا وَاِمَّا كَفُورًا

Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Peygamber, “Ameller niyetlere göredir” buyurmuştur (Buhârî, “Bed'ü'l-vahy”, 1).

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?