Kur’an çalışması
4

Nisâ

النِّسَاءِ

176 âyet iniş 92 cüz 4 sayfa 77

Önceki Sonraki
← Önceki Nisâ 18 sayfa 80 · Diyanet tefsir grubu 17-18 Sonraki →

وَلَیْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذٖینَ یَعْمَلُونَ السَّیِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّٖی تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذٖینَ یَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌؕ اُو࣑لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلٖیمًا

Diyanet meali

Yoksa, (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.

Kelime meali

وَلَیْسَتِ Olmaz
التَّوْبَةُ Tövbe
لِلَّذٖینَ O kimseler için ki
یَعْمَلُونَ Onlar işler- ler
السَّیِّـَٔاتِ Kötülükleri
حَتّٰٓى Ta ki
اِذَا حَضَرَ Gelip çatınca
اَحَدَهُمُ Onlardan birine
الْمَوْتُ Ölüm
قَالَ O kimse der
اِنّٖی Şüphesiz ben
تُبْتُ Tövbe ettim
الْـٰٔنَ Şimdi
وَلَا الَّذٖینَ Ve o kimse- ler için ki
یَمُوتُونَ Onlar ölürler
وَهُمْ Onlar
كُفَّارٌؕ Ka rlerdir
اُو࣑لٰٓئِكَ İşte bunlar var ya
اَعْتَدْنَا Biz hazırladık
لَهُمْ Onlar için
عَذَابًا Bir azap
اَلٖیمًا Can yakıcı

Diyanet bu metni 17-18 âyetleri için birlikte vermiştir.

Önceki âyetin sonunda zina suçu işleyenlerin tövbesinden söz edildiği için bu iki âyette gerçek, samimi, kabule şayan tövbenin ne olduğu ve ne olmadığı açıklanmıştır. Buna göre insanlar hak dine inanan ve inanmayanlar diye ikiye ayrılır. Hak dine inanmayanların tövbesi ona iman etmektir; iman, daha önceki inkârcılıkla o hal içinde işlenmiş günahların bağışlanmasını sağlar. Hak dine inananlar bilerek ve isteyerek günah işlemiş olurlarsa bunların tövbesi de yaptıklarından pişmanlık duymaları, samimi olarak Allah’a yönelip bir daha günah işlememek üzere söz vermeleriyle gerçekleşir.

Âyette geçen “bilmeden” ifadesi, “yapılanın kötülük veya günah olduğunu bilmeden” mânasında olmayıp, “bildiği halde iradesine hâkim olamayan, bilgisini uygulamayan, nefsine uyup kötülük yapan” mânasında kullanılmıştır. İnsanlar yaşadıkları müddetçe tövbe kapısı açıktır. Ne zaman akılları başlarına gelir ve tövbe ederlerse Allah’ın, vaadinin gereği olarak bu tövbeyi kabul buyurması ve günahkâr kullarını affetmesi umulur, lutfundan beklenir. Günahkâr kişi hayatının son saniyelerine kadar tövbe etmez, dünya hayatından ümit kestikten ve gayb âlemine dahil bulunan berzah ve âhiretle ilgili bazı gerçekleri gördükten, hissettikten sonra henüz can vermeden tövbe ederse, bu tövbenin sebebi, gayba imana dayalı samimi pişmanlık olmayıp yüz yüze gelinen cezadan kurtulmaya yönelik bulunduğu, tekrar kulluk ve itaat imtihanına fırsat da kalmadığı için kabul edilmeyecektir. Kabul edilmeyen bir başka tövbe de hayatını, hak dini inkâr içinde geçirdikten sonra ölen ve âhiret âlemini gördükten sonra pişmanlık duyanların tövbesidir. Bu da gayba iman ve samimi pişmanlıktan kaynaklanmadığı için Allah tarafından kabul edilmeyecektir. Bu hükmü teyit eden başka âyetler de vardır (bk. Bakara 2/162; Âl-i İmrân 3/91).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 34-35

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nisâ 4/17 · aynı tefsir grubu

اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذٖینَ یَعْمَلُونَ السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ یَتُوبُونَ مِنْ قَرٖیبٍ فَاُو࣑لٰٓئِكَ یَتُوبُ اللّٰهُ عَلَیْهِمْؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖیمًا حَكٖیمًا

Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Bakara 2/162 · tefsir atıfı

خَالِدٖینَ فٖیهَاۚ لَا یُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ یُنْظَرُونَ

Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Âl-i İmrân 3/91 · tefsir atıfı

اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ یُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ افْتَدٰى بِهٖؕ اُو࣑لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرٖینَࣖ

Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Âl-i İmrân 3/90 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا بَعْدَ اٖیمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَنْ تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْۚ وَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الضَّٓالُّونَ

Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

Tahrîm 66/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاؕ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ یُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَیِّــَٔاتِكُمْ وَیُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ یَوْمَ لَا یُخْزِی اللّٰهُ النَّبِیَّ وَالَّذٖینَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ یَسْعٰى بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَبِاَیْمَانِهِمْ یَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ

Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?