Kur’an çalışması
3

Âl-i İmrân

اٰلِ عِمْرٰنَ

200 âyet iniş 89 cüz 3 sayfa 50

Önceki Sonraki
← Önceki Âl-i İmrân 187 sayfa 75 · Diyanet tefsir grubu 187 Sonraki →

وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ مٖیثَاقَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْكِتَابَ لَتُبَیِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُؗ فَنَبَذُوهُ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْا بِهٖ ثَمَنًا قَلٖیلًاؕ فَبِئْسَ مَا یَشْتَرُونَ

Diyanet meali

Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür.

Kelime meali

وَاِذْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
مٖیثَاقَ
الَّذٖینَ
اُو࣒تُوا
الْكِتَابَ
لَتُبَیِّنُنَّهُ Ve o vakit ki
لِلنَّاسِ Almıştı
وَلَا Allah
تَكْتُمُونَهُؗ O kimselerin sözünü ki
فَنَبَذُوهُ Onlara verildi
وَرَٓاءَ Kitab
ظُهُورِهِمْ Elbette onu açıklayacaksınız
وَاشْتَرَوْا İnsanlara
بِهٖ Ve onu gizleme- yeceksiniz
ثَمَنًا Onu attılar
قَلٖیلًاؕ Omuzlarının arkasına
فَبِئْسَ Ve satın aldılar
مَا Onunla
یَشْتَرُونَ Az bir karşılığı
Ne kötüdür!
Satın aldıkları

Sözlükte mîsâk “yeminle pekiştirilerek verilen söz” demektir. Yüce Allah gönderdiği kitapları insanlara tebliğ etme ve açıklama işini başta ilgili peygamber olmak üzere o dinin mensuplarına emretmiştir; nitekim bu âyette bildirildiği üzere Tevrat’ta yahudilerden, İncil’de de hıristiyanlardan, kendilerine indirilen kitabı ve içerisindeki hükümleri –son peygamber ve getireceği kitap hakkındaki bilgiler dahil olmak üzere– insanlara açıklayacaklarına, onu gizlemeyeceklerine dair söz almıştı (bilgi için bk. Bakara 2/40-42; Âl-i İmrân 3/81). Buna rağmen yahudiler dünya menfaatini görünce Allah’a verdikleri sözü göz ardı ettiler; dünya menfaatlerini öne çıkararak vaadlerini unutup Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu gerçeğini gizlediler ve Allah’ın âyetlerini görmezlikten geldiler. Gerçekten yahudi tarihi, dinlerine bağlı kalacaklarına dair Allah’a verdikleri sözleri bozan zümrelerle doludur. Nitekim Kur’an-ı Kerîm her fırsatta bunu vurgulamakta ve bundan dolayı yahudileri kınamaktadır (meselâ bk. Bakara 2/63, 64, 84, 85, 100-101; Nisâ 4/155; Mâide 5/70).

Kendi dinlerine karşı sadakatsizlik gösteren (meselâ bk. Çıkış, 16/13-30; Sayılar, 15/32-36, 12-50) ve peygamberlerini öldüren bir topluluğun Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkâr etmeleri fazla yadırganacak bir husus sayılmaz. Hz. Peygamber, onların kitaplarını ve peygamberlerini tasdik ettiği, ayrıca kendisinin vasıfları ve son peygamber olduğu Tevrat ve İncil’de belirtilerek ona iman etmeleri emredildiği halde yahudi bilginlerinin bunu bilmezlikten ve görmezlikten gelip kendi kitaplarını dahi hiçe sayarak Hz. Muhammed’in peygamberliği ile ilgili Tevrat âyetlerini dünya menfaati karşılığında göz ardı etmeleri onların karakterlerine uygun bir durumdur.

Âyet-i kerîme Ehl-i kitabı eleştirmek üzere inmiş olmakla birlikte hükmü geneldir ve bilgisi olup da onu insanlara açıklamayan veya gizleyen herkes için geçerlidir. Muhammed Abduh da bu âyetin tefsirinde Ehl-i kitap’tan daha ziyade Kur’an’ı insanlara açıklamadıklarından dolayı müslümanları kınamaktadır. Ona göre müslümanlar Kur’an’ı çok iyi korumuş ve kuşaktan kuşağa nakletmiş olmalarına rağmen onun anlamını insanlara yeterince ve doğru açıklamadıkları için onu korumuş olmaları fazla bir şey ifade etmemiştir. Çünkü insanlar onun hidayetinden faydalanamamışlar, hatta müslümanların kendileri dahi ondan saptıklarını, dinlerini korumanın elde kor tutmak kadar zor bir duruma geldiğini, hilekârlığın ve hıyanetin yaygınlaştığını, emaneti koruma anlayışının kalktığını itiraf etmişlerdir. Bütün bunlar Kur’an’ı insanlara açıklamayı terketmenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Abduh’a göre Kur’an’ın anlaşılmasına engel olan en önemli sebep önceki dönemlerde, özellikle III. asırda ilim adamları arasında çıkan ihtilâflardır. Bu dönemde ümmet mezheplere ayrılmış, her grup Kur’an’ı anlama yerine onun kendi mezhebini destekler mahiyette olanlarını almış, aykırı olanlarını ise te’vil etmiştir; halk da bunları takip ederek gruplara ayrılmış ve her grup bir mezhebin kitaplarını okumayı tercih etmiştir. Sonuçta öyle bir zaman gelmiştir ki herkes Kur’an’ın hidayet ve hakemliğine başvurmayı bırakmış, kendi grubunun yaşayan veya ölmüş âlimlerine başvurmuştur (bk. Reşîd Rızâ, IV, 279).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 733-734

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/40 · tefsir atıfı

یَا بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِیَ الَّتٖٓی اَنْعَمْتُ عَلَیْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْدٖٓی اُو࣒فِ بِعَهْدِكُمْ وَاِیَّایَ فَارْهَبُونِ

Ey İsrailoğulları ! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

Bakara 2/41 · tefsir atıfı

وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ كَافِرٍ بِهٖࣕ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰیَاتٖی ثَمَنًا قَلٖیلًاؗ وَاِیَّایَ فَاتَّقُونِ

Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

Bakara 2/42 · tefsir atıfı

وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

Âl-i İmrân 3/81 · tefsir atıfı

وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ مٖیثَاقَ النَّبِیّٖنَ لَمَٓا اٰتَیْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهٖ وَلَتَنْصُرُنَّهُؕ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْرٖیؕ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاؕ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا࣑ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِدٖینَ

Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

Bakara 2/63 · tefsir atıfı

وَاِذْ اَخَذْنَا مٖیثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَؕ خُذُوا مَٓا اٰتَیْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فٖیهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

Bakara 2/64 · tefsir atıfı

ثُمَّ تَوَلَّیْتُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۚ فَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖینَ

Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

Bakara 2/84 · tefsir atıfı

وَاِذْ اَخَذْنَا مٖیثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِیَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.

Bakara 2/85 · tefsir atıfı

ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ࣑لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرٖیقًا مِنْكُمْ مِنْ دِیَارِهِمْؗ تَظَاهَرُونَ عَلَیْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِؕ وَاِنْ یَاْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَیْكُمْ اِخْرَاجُهُمْؕ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ یَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْیٌ فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاۚ وَیَوْمَ الْقِیٰمَةِ یُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِؕ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bakara 2/100 · tefsir atıfı

اَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْدًا نَبَذَهُ فَرٖیقٌ مِنْهُمْؕ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا یُؤْمِنُونَ

Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.

Bakara 2/101 · tefsir atıfı

وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرٖیقٌ مِنَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْكِتَابَࣗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا یَعْلَمُونَ

Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabı'nı (Tevrat'ı) arkalarına attılar.

Nisâ 4/155 · tefsir atıfı

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مٖیثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰیَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِیَٓاءَ بِغَیْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌؕ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَیْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا یُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلٖیلًاࣕ

Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın âyetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

Mâide 5/70 · tefsir atıfı

لَقَدْ اَخَذْنَا مٖیثَاقَ بَنٖٓی اِسْرَٓایٖٔلَ وَاَرْسَلْنَٓا اِلَیْهِمْ رُسُلًاؕ كُلَّمَا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُهُمْۙ فَرٖیقًا كَذَّبُوا وَفَرٖیقًا یَقْتُلُونَ

Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Cuma 62/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَثَلُ الَّذٖینَ حُمِّلُوا التَّوْرٰیةَ ثُمَّ لَمْ یَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ یَحْمِلُ اَسْفَارًاؕ بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذٖینَ كَذَّبُوا بِاٰیَاتِ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الظَّالِمٖینَ

Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Cuma 62/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ هَادُٓوا اِنْ زَعَمْتُمْ اَنَّكُمْ اَوْلِیَٓاءُ لِلّٰهِ مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ

De ki: "Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"

Cuma 62/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَا یَتَمَنَّوْنَهُٓ اَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ اَیْدٖیهِمْؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ بِالظَّالِمٖینَ

Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir.

Cuma 62/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذٖی تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاقٖیكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَیْبِ وَالشَّهَادَةِ فَیُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَࣖ

De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?