Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 187 sayfa 174 · Diyanet tefsir grubu 187 Sonraki →

یَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَیَّانَ مُرْسٰیهَاؕ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّٖیۚ لَا یُجَلّٖیهَا لِوَقْتِهَٓا اِلَّا هُوَؕ ثَقُلَتْ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ لَا تَاْتٖیكُمْ اِلَّا بَغْتَةًؕ یَسْـَٔلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِیٌّ عَنْهَاؕ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَ

Diyanet meali

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O size ancak ansızın gelecektir." Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar."

Kelime meali

یَسْـَٔلُونَكَ Sana soruyorlar
عَنِ السَّاعَةِ Kıyametten
اَیَّانَ Ne zaman- dır?
مُرْسٰیهَاؕ Onun mey- dana gelişi
قُلْ De ki
اِنَّمَا عِلْمُهَا Onun ilmi ancak
عِنْدَ رَبّٖی Rabbimin katındadır
لَا یُجَلّٖیهَا Onu açığa çıka- ramaz
لِوَقْتِهَٓا Vakti geldiğinde
اِلَّا هُوَؕ Ancak O çıkarır
ثَقُلَتْ O ağır geldi
فِی السَّمٰوَاتِ Semalarda
وَالْاَرْضِؕ Ve yeryüzünde
لَا تَاْتٖیكُمْ Size gelmez
اِلَّا Ancak
بَغْتَةًؕ Ansızın
یَسْـَٔلُونَكَ Sana soruyorlar
كَاَنَّكَ Sanki sen
حَفِیٌّ Çokça soru so- rup öğrenmiş- sin de
عَنْهَاؕ O kıya- metten
قُلْ De ki
اِنَّمَا عِلْمُهَا Onun ilmi ancak
عِنْدَ اللّٰهِ Allah katındadır
وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ Fakat insanların çoğu
لَا یَعْلَمُونَ Bilmezler

Saat kelimesi Kur’an-ı Kerîm’de belli bir zaman dilimini belirten sözlük anlamı yanında, sık sık kıyametin kopacağı vakti ifade etmek üzere de kullanılmaktadır. Kaynaklarda ansızın gelip çattığı, amellerin hesabı çabuk olduğu veya uzun sürdüğü ya da süresi uzun olmasına rağmen Allah Teâlâ bakımından insanların hesabındaki bir saatlik süre kadar kısa sürdüğü için kıyamete saat denildiği belirtilir (Zemahşerî, II, 107; Şevkânî, II, 311; M. Reşîd Rızâ, IX, 425). Bir açıklamaya göre saat, birinci sûr çalınca bütün canlıların ölmesi sürecini, kıyamet ise ikinci sûr çalınca yeniden dirilmeyi ve sonrasında olup bitenleri ifade eder; böylece âhiret hayatı başlamış olur.

Bazı hadislerde müslümanların da Resûlullah’a kıyametin zamanıyla ilgili sorular sordukları bildirilmekle birlikte (meselâ bk. Buhârî, “Fezâ’ilü ashâbi’n-nebî”, 6; “İlim”, 2; “Ahkâm”, 10; Müsned, II, 361; III, 322, 326), bilhassa müşriklerin Hz. Peygamber karşısındaki yaygın tavırlarından biri, kıyameti inkâr etmek veya Resûlullah’ı güç durumda bırakmak maksadıyla bu konuda sorular sormaktı. Bu âyette de onların böyle bir sorusundan ve –aslında bu sorunun arkasında kötü niyet bulunmasına rağmen– Resûlullah’ın, aydınlatma görevinin bir gereği olarak bu soruyu ciddiye alıp cevap vermesinden söz edilmektedir. Bazı tefsirlerde buradaki sorunun yahudiler tarafından sorulduğuna dair rivayetler yer almaktaysa da (Zemahşerî, II, 107), A‘râf sûresi Mekke’de indiğinden bu görüş isabetli görülmemektedir. Soru kimden gelirse gelsin, Hz. Peygamber kıyametin vaktiyle ilgili bütün sorulara karşı bunu bilmediğini ifade etmiş, meselâ Cebrâil tarafından yöneltilen, “Kıyamet ne zaman kopacak?” şeklindeki bir soruyu, “Bu hususta sorulan sorandan daha bilgili değildir” cevabını vermiştir (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 1, 5, 7; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 17).

Kıyamet vaktinin “göklere de yerlere de ağır gelmesi” dünyanın kozmolojik düzeninin bozulacağına, Kur’an’ın ifadesiyle (İbrâhîm 14/48) “yerin başka bir yere, göklerin de başka göklere dönüştürüleceği” esnada vuku bulacak olayların dehşetine; “Sizi ansızın yakalayacaktır” ifadesi de insanoğlunun, kıyamet saati hakkındaki bilgisizliğinin son ana kadar süreceğine işaret etmektedir (Râzî, XV, 81).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 640

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

İbrâhîm 14/48 · tefsir atıfı

یَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَیْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.

Âl-i İmrân 3/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُوَ الَّذٖٓی اَنْزَلَ عَلَیْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰیَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌؕ فَاَمَّا الَّذٖینَ فٖی قُلُوبِهِمْ زَیْغٌ فَیَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَاْوٖیلِهٖۚ وَمَا یَعْلَمُ تَاْوٖیلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۘ وَالرَّاسِخُونَ فِی الْعِلْمِ یَقُولُونَ اٰمَنَّا بِهٖۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا یَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو࣑لُوا الْاَلْبَابِ

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Hûd 11/104 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَا نُؤَخِّرُهُٓ اِلَّا لِاَجَلٍ مَعْدُودٍؕ

Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

Tâhâ 20/105 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَیَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْجِبَالِ فَقُلْ یَنْسِفُهَا رَبّٖی نَسْفًاۙ

(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."

Tâhâ 20/106 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَیَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًاۙ

"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."

Tâhâ 20/107 · bu âyete atıf yapan tefsir

لَا تَرٰى فٖیهَا عِوَجًا وَلَٓا اَمْتًا

"Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."

Tâhâ 20/108 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَوْمَئِذٍ یَتَّبِعُونَ الدَّاعِیَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا

O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil'e) uyarlar. Sesler, Rahmân'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.

Tâhâ 20/109 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِیَ لَهُ قَوْلًا

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Tâhâ 20/110 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَعْلَمُ مَا بَیْنَ اَیْدٖیهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا یُحٖیطُونَ بِهٖ عِلْمًا

O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân'ı kuşatamaz.

Tâhâ 20/111 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَیِّ الْقَیُّومِؕ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا

Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır.

Tâhâ 20/112 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَمَنْ یَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا یَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا

Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.

İnşikâk 84/1 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ

Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,

İnşikâk 84/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۙ

Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,

İnşikâk 84/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ

Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,

İnşikâk 84/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَلْقَتْ مَا فٖیهَا وَتَخَلَّتْۙ

Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,

İnşikâk 84/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْؕ

Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Buhârî, “Fezâ'ilü ashâbi'n-nebî”, 6;

Peygamber kıyametin vaktiyle ilgili bütün sorulara karşı bunu bilmediğini ifade etmiş, meselâ Cebrâil tarafından yöneltilen, “Kıyamet ne zaman kopacak?” şeklindeki bir soruyu, “Bu hususta sorulan sorandan daha bilgili değildir” cevabını vermiştir (Buhârî, “Îmân”, 37;

Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 17).

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?