وَیْلٌ یَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖینَ
Diyanet meali
O gün vay yalanlayanların haline!
Kelime meali
Diyanet bu metni 16-19 âyetleri için birlikte vermiştir.
Buradaki soru, âyetlerin ilk muhatabı olan Mekke müşriklerinin, Allah’a isyanları yüzünden helâk edilen Âd, Semûd vb. kavimlerin kötü âkıbetlerinden az çok haberdar olduklarını gösterir. Buna rağmen kendileri de peygamberi yalancılıkla itham edip ona isyanda ısrar ederlerse öncekiler gibi cezalandırılacakları hatırlatılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber’e isyanda direnen müşrikler Bedir Savaşı’yla başlayan kesin bir yok oluş sürecinden geçirilerek cezalandırılmışlardır (bk. Râzî, XXX, 272); âhiretteki cezaları da ayrıca verilecektir. 18. âyette “suçlular” diye çevirdiğimiz mücrimîn kelimesi Kur’an’da genellikle müşrikleri ifade eden bir terim olarak kullanılmıştır. Âyetin bağlamından kelimenin burada da aynı anlamda kullanıldığı anlaşılmakta; bu âyette hangi dönemde olursa olsun bütün “mücrimler”in, müşriklerin, inkârcı ve isyankârların aynı şekilde cezalandırılmalarının, yüce Allah’ın bir yasası olduğu hatırlatılmaktadır.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 527
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Mürselât 77/17 · aynı tefsir grubu
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِرٖینَ
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
Mürselât 77/18 · aynı tefsir grubu
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖینَ
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.