Kur’an çalışması
26

Şuarâ

الشُّعَرَاءِ

227 âyet iniş 47 cüz 19 sayfa 367

Önceki Sonraki
← Önceki Şuarâ 193 sayfa 375 · Diyanet tefsir grubu 192-195 Sonraki →

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖینُۙ

Diyanet meali

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Kelime meali

نَزَلَ İndirdi
بِهِ Onu
الرُّوحُ الْاَمٖینُ Ruhu’l-Emîn

Diyanet bu metni 192-195 âyetleri için birlikte vermiştir.

Rûhulemîn’den (güvenli ruh) maksat Cebrâil’dir. Yaratılış özellikleri sebebiyle güvenilirliği ihlâl etmediği ve Allah’ın emaneti olan vahyi tam bir emniyet içerisinde peygamberlerine ulaştırdığı için “güvenli” anlamına gelen emîn sıfatı ile nitelendirilmiştir (bk. Taberî, XIX, 111-112; İbn Âşûr, XIX, 189). Ruh teriminin yukarıdaki anlam akışı içerisinde “mutlak güvenilirlik derecesinde vahiy” mânasında kullanılmış olabileceği ifade edilmişse de (Esed, II, 758) kanaatimizce bu yorum dil kuralları bakımından uygun değildir. Zira cümlenin öznesi “ruh” kelimesidir. “Bihî” ifadesindeki “bi” edatı ise “indi” anlamına gelen “nezele” fiilini geçişli kılmaktadır. “Hî” zamiri de vahyi yani Kur’an’ı ifade eder. Buna göre ruh inen değil, vahyi indirendir (bk. Râzî, XXIV, 165). Cümlenin anlamı ise şöyle olur: “Onu senin kalbine Rûhu’l-emîn indirmiştir.” Esed’in verdiği mânadan ruhun indirdiği değil, indiği anlaşılmaktadır ki bize göre bu mâna uygun değildir. Ayrıca vahyin Hz. Peygamber’in kalbine bir melek (Cebrâil) tarafından indirildiğine dair başka deliller de vardır (bk. Bakara 2/97; Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 2).

Yüce Allah mesajını insanlara iletmek üzere peygamberleri hangi kavimden seçmişse kitaplarını da o kavmin diliyle göndermiştir (bk. İbrâhim 14/4). Hz. Peygamber de Araplar arasından seçilerek görevlendirildiği için Kur’an ona Arapça olarak indirilmiştir. Fakat bu, onun sırf Araplar’a hitap ettiği anlamına gelmez. Nitekim Kur’an’ın evrensel olduğunu gösteren birçok âyet vardır (meselâ bk. A‘râf 7/158; Furkan 25/1; Kur’an’ın Arapça olarak indirilmesi ve evrenselliği hakkında bilgi için bk. Yûsuf 12/2; ez-Zümer 39/28; vahyin geliş şekilleri hakkında bilgi için bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’an-ı Kerîm A) Tanımı ve özellikleri, 2. Vahiy” başlığı).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 173

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Şuarâ 26/192 · aynı tefsir grubu

وَاِنَّهُ لَتَنْزٖیلُ رَبِّ الْعَالَمٖینَؕ

Şüphesiz bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir.

Şuarâ 26/194 · aynı tefsir grubu

عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرٖینَۙ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Şuarâ 26/195 · aynı tefsir grubu

بِلِسَانٍ عَرَبِیٍّ مُبٖینٍؕ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Bakara 2/97 · tefsir atıfı

قُلْ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرٖیلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِنٖینَ

De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir."

A'râf 7/158 · tefsir atıfı

قُلْ یَٓا اَیُّهَا النَّاسُ اِنّٖی رَسُولُ اللّٰهِ اِلَیْكُمْ جَمٖیعًاࣙ الَّذٖی لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ یُحْيٖ وَیُمٖیتُࣕ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِیِّ الْاُمِّیِّ الَّذٖی یُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِهٖ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

(Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

Yûsuf 12/2 · tefsir atıfı

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Zümer 39/28 · tefsir atıfı

قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا غَیْرَ ذٖی عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ یَتَّقُونَ

Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

İsrâ 17/85 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَیَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِؕ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّٖی وَمَٓا اُو࣒تٖیتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَلٖیلًا

Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."

Necm 53/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَلَّمَهُ شَدٖیدُ الْقُوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذُومِرَّةٍؕ فَاسْتَوٰىۙ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىؕ

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm 53/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Necm 53/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَكَانَ قَابَ قَوْسَیْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Necm 53/10 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَٓا اَوْحٰىؕ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Necm 53/11 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاٰى

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Necm 53/12 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا یَرٰى

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Necm 53/13 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

Necm 53/14 · bu âyete atıf yapan tefsir

عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى

Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

Necm 53/15 · bu âyete atıf yapan tefsir

عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰىؕ

Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

Necm 53/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ یَغْشَى السِّدْرَةَ مَا یَغْشٰىۙ

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Buhârî, “Bed'ü'l-vahy”, 2).

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?