Kur’an çalışması
7

A'râf

الْاَعْرَافِ

206 âyet iniş 39 cüz 8 sayfa 151

Önceki Sonraki
← Önceki A'râf 194 sayfa 175 · Diyanet tefsir grubu 193-195 Sonraki →

اِنَّ الَّذٖینَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْیَسْتَجٖیبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ

Diyanet meali

Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).

Kelime meali

اِنَّ الَّذٖینَ Muhakkak o kimseler ki
تَدْعُونَ İbadet ediyor- sunuz
مِنْ دُونِ اللّٰهِ Allah’tan başka oldukları halde
عِبَادٌ Kullardır
اَمْثَالُكُمْ Sizin gibi
فَادْعُوهُمْ Haydi onları çağırın da
فَلْیَسْتَجٖیبُوا Onlar da icabet etsinler
لَكُمْ Size
اِنْ كُنْتُمْ Şayet siz iseniz
صَادِقٖینَ Doğru sözlüler

Diyanet bu metni 193-195 âyetleri için birlikte vermiştir.

İlk âyette kimlere hitap edildiği konusunda iki farklı görüş vardır: İbn Âşûr’un da tercih ettiği bir yoruma göre âyette müslümanlara hitap edilmekte; onlardan müşrikleri doğru yola çağırmaları istenmektedir (IX, 217-218). Ancak daha yaygın olarak benimsenen görüşe göre burada müşriklere hitap edilmektedir. Bu müfessirlerin çoğunluğu âyetin ilk cümlesine şu anlamı verirler: “Ey müşrikler! Siz o tanrı diye taptığınız putlarınızı doğru yola çağırsanız çağrınıza uymazlar...” Çünkü onlar doğru yol nedir, eğri yol nedir bilmezler. Ancak Şevkânî, –müşriklerin tanrı diye inandıkları putlarını doğru yola çağırmalarını çok anlamlı bulmamış olmalı ki– daha farklı bir yaklaşımla bu cümleyi şöyle anlamaktadır: “Bu putlarınızdan, sizi doğru yola ve kurtuluşa erdirmelerini isteyerek onlara hidayet ve kurtuluş konusunda yakarışta bulunsanız çağrınıza uyarak size karşılık veremezler” (II, 316).

Sonuç olarak gerek Arap putperestlerinin gerekse tarihin bütün dönemlerindeki müşriklerin tanrısal nitelikler yükleyerek şu veya bu şekilde taptıkları her şey Allah’ın yaratıklarıdır; “O’ndan başka tanrı yoktur.” Şu halde putperestlerin tanrı diye kabul ettikleri ve karşısına geçip dua ettikleri, takdis ettikleri, kendilerine yol göstereceğini, iyilikler kazandırıp kötülüklerden koruyacağını umdukları şeyler, tanrılık niteliklerine sahip olup başkalarına hidayet vermek bir yana, o cansız, şuursuz ve bilgisiz nesneler kendilerine yapılacak çağrıyı bile duyma yeteneğinden yoksundurlar. Onlar da insanlar gibi “birer kuldur”; yani Allah’ın mülk ve tasarrufunda bulunup O’nun kevnî yasalarına boyun eğerler (Şevkânî, II, 317). Sonuç olarak sıradan bir canlıda bulunan yürüyecek ayağa, tutacak ele, görecek göze bile sahip olmayan bu nesneleri tanrı tanımak; insanların, kendilerinde bulunan duyu araçlarından bile yoksun olan, dolayısıyla kendilerinden daha aşağı, daha kusurlu olan şeylere tapmaları akıl kârı mıdır?

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 645-646

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

A'râf 7/193 · aynı tefsir grubu

وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا یَتَّبِعُوكُمْؕ سَوَٓاءٌ عَلَیْكُمْ اَدَعَوْتُمُوهُمْ اَمْ اَنْتُمْ صَامِتُونَ

Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız).

A'râf 7/195 · aynı tefsir grubu

اَلَهُمْ اَرْجُلٌ یَمْشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَیْدٍ یَبْطِشُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اَعْیُنٌ یُبْصِرُونَ بِهَاؗ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ یَسْمَعُونَ بِهَاؕ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ كٖیدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ

Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!"

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?