Kur’an çalışması
33

Ahzâb

الْاَحْزَابِ

73 âyet iniş 90 cüz 21 sayfa 418

Önceki Sonraki
← Önceki Ahzâb 20 sayfa 420 · Diyanet tefsir grubu 16 Sonraki →

یَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ یَذْهَبُواۚ وَاِنْ یَاْتِ الْاَحْزَابُ یَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِی الْاَعْرَابِ یَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْؕ وَلَوْ كَانُوا فٖیكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَلٖیلًاࣖ

Diyanet meali

Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.

Kelime meali

یَحْسَبُونَ Sanıyorlar
الْاَحْزَابَ Düşman ordularını
لَمْ یَذْهَبُوا Gitmediler
وَاِنْ یَاْتِ Şayet gelecek olsa
الْاَحْزَابُ Düşman orduları
یَوَدُّوا İsterler
لَوْ اَنَّهُمْ Onlar olsa- lardı
بَادُونَ Çölde yaşayanlar
فِی الْاَعْرَابِ Bedevilerin içinde
یَسْـَٔلُونَ Sorar oldukları halde
عَنْ اَنْبَٓائِكُمْؕ Sizin haberlerinizden
وَلَوْ كَانُوا Şayet olsalardı
فٖیكُمْ Sizin içinizde
مَا قَاتَلُٓوا Savaş- mazlardı
اِلَّا Ancak
قَلٖیلًاࣖ Az
Hendek kazılırken büyük bir kayaya rastlanmıştı, kayayı sökmeyi veya kırmayı başaramayan askerler Peygamberimiz’e başvurdular. O, üst giysisini çıkardı, kazmayı eline aldı ve üç vuruşta kayayı parçaladı. Her vuruşta “Allahü ekber” diyor ve “İran, Suriye, Yemen” gibi yerleri zikrederek ileride müslümanların gerçekleştirecekleri fetihleri bir bir müjdeliyordu. Bu müjdeyi işiten yahudiler ve münafıklar ise “Biz korkudan helâya gidemezken o bize İran ve Bizans’ın hazinelerini müjdeliyor, bu aldatmadan başka bir şey değil” demişlerdi (Nesâî, “Cihâd”, 42; Kurtubî, XIV, 130). Bu gruptaki âyetlerde münafıkların ortak karakteri, sözlerinden ve davranışlarından örnekler verilerek açıklanmaktadır: Bunlar söz verirler ama yerine getirmezler; fitne fesat fırsatı çıkınca ev bark aile düşünmeyip o fırsatı değerlendirmeye koşarlar; hizmet gerektiğinde ise türlü bahaneler ileri sürerek izin almak isterler; sûret-i haktan görünerek müslümanların moralini bozarlar; çoluk çocuklarını, evlerinin tehlikede olduğunu hatırlatarak savaş alanından çekilmeyi tavsiye ederler; korkunun ölüme faydası olmadığı halde inançsızlıkları sebebiyle savaşmaktan ve ölümden fazlaca korkarlar, korku ortamı geçip zafer kazanılınca da bu sonuçta kendilerinin de payı varmış gibi konuşmaya ve hak talep etmeye kalkışırlar.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Münâfikûn 63/1 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۘ وَاللّٰهُ یَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُؕ وَاللّٰهُ یَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِقٖینَ لَكَاذِبُونَۚ

(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

Münâfikûn 63/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِتَّخَذُٓوا اَیْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِؕ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا یَعْمَلُونَ

Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Münâfikûn 63/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا یَفْقَهُونَ

Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

Münâfikûn 63/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذَا رَاَیْتَهُمْ تُعْجِبُكَ اَجْسَامُهُمْؕ وَاِنْ یَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْؕ كَاَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌؕ یَحْسَبُونَ كُلَّ صَیْحَةٍ عَلَیْهِمْؕ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْؕ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُؗ اَنّٰى یُؤْفَكُونَ

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

Münâfikûn 63/5 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِذَا قٖیلَ لَهُمْ تَعَالَوْا یَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللّٰهِ لَوَّوْا رُؤُ࣒سَهُمْ وَرَاَیْتَهُمْ یَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resülü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

Münâfikûn 63/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

سَوَٓاءٌ عَلَیْهِمْ اَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ اَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْؕ لَنْ یَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الْفَاسِقٖینَ

Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

Münâfikûn 63/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

هُمُ الَّذٖینَ یَقُولُونَ لَا تُنْفِقُوا عَلٰى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ حَتّٰى یَنْفَضُّواؕ وَلِلّٰهِ خَزَٓائِنُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِقٖینَ لَا یَفْقَهُونَ

Onlar, "Allah Resûlü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.

Münâfikûn 63/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَدٖینَةِ لَیُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّؕ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهٖ وَلِلْمُؤْمِنٖینَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِقٖینَ لَا یَعْلَمُونَࣖ

Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.

Aşağıdaki cümleler Diyanet tefsir metninden alınmıştır.

Bu müjdeyi işiten yahudiler ve münafıklar ise “Biz korkudan helâya gidemezken o bize İran ve Bizans'ın hazinelerini müjdeliyor, bu aldatmadan başka bir şey değil” demişlerdi (Nesâî, “Cihâd”, 42;

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?