Kur’an çalışması
34

Sebe'

سَبَأٍ

54 âyet iniş 58 cüz 22 sayfa 428

Önceki Sonraki
← Önceki Sebe' 20 sayfa 430 · Diyanet tefsir grubu 20-21 Sonraki →

وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَیْهِمْ اِبْلٖیسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرٖیقًا مِنَ الْمُؤْمِنٖینَ

Diyanet meali

Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.

Kelime meali

وَلَقَدْ Andolsun ki kesinlikle
صَدَّقَ Doğru çıkarttı
عَلَیْهِمْ Onlar hak- kında
اِبْلٖیسُ İblis
ظَنَّهُ Zannını
فَاتَّبَعُوهُ Ve ona tabi oldular
اِلَّا Ancak müstesna
فَرٖیقًا Bir grup
مِنَ الْمُؤْمِنٖینَ İnananlardan

Diyanet bu metni 20-21 âyetleri için birlikte vermiştir.

Cenâb-ı Allah’ın buyruğuna isyan eden İblis, kendisine insanları doğru yoldan saptırmak için fırsat verilmesini istemiş, bu dileği kabul edilince yeryüzündeki sınav düzeni içinde yerini almıştı. İşte 20. âyette, başlangıçta İblis’in Allah Teâlâ’ya hitaben söylediği sözün ve yaptığı tahminin insanların bir kısmı hakkında doğru çıktığı belirtilmektedir. Hicr sûresinin 39-40. âyetlerinde geçtiği üzere İblis şöyle demişti: “Rabbim! Benim sapmama imkân verdiğin için yemin olsun ki ben de yeryüzünde onlara (günahları) şirin göstereceğim ve –senin samimi kulların hariç– onların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım.” Ayrıca A‘râf sûresinin 17. âyetinde şeytanın şu sözüne yer verilmiştir: “Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”

Buna karşılık 21. âyette şeytanın onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücünün bulunmadığı ve sorumluluğun kendilerine ait olduğu hatırlatılmaktadır (sözlükte “delil, hüccet” anlamına da gelen sultân kelimesinin burada “zorlayıcı güç” mânasında kullanıldığı kabul edilir; bk. İbn Atıyye, IV, 417). Nitekim İbrâhim sûresinin 22. âyetinde bu hususun iyi anlaşılması için, mahşer günü karşılaşılacak bir sahne şöyle canlandırılmıştır: “Allah’ın hükmü yerine getirilince şeytan şöyle der: ‘Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu; ben de size bir söz verdim ama yalancı çıktım. Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibarettir; siz de benim çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce de beni Allah’a ortak koşmanızı reddetmiştim.’ Doğrusu zalimler için elem verici bir azap vardır.” İsrâ sûresinin 65. âyeti de şeytanın istemeyeni zorla saptırma gücünün bulunmadığını göstermektedir (İblis ve şeytan hakkında bilgi için bk. Fâtiha 1/1 [Eûzü]; Bakara 2/34; Nisâ 4/117-121; Enfâl 8/48; Kehf 18/50).

“Ayırt etmemiz içindir” şeklinde tercüme ettiğimiz yan cümle lafzan “bilelim diye” şeklinde çevrilebilir. Burada “bilme ve ayırt etme”den maksat, “bilfiil ortaya çıksın diye” anlamındadır; zira olacak her şey yüce Allah’ın ezelî ilminde mevcuttur; âyetin sonunda “Her şeyi görüp gözetir” diye çevrilen hafîz isminin zikredilmesi de bu hususa dikkat çekmektedir (İbn Atıyye, IV, 417).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 431-432

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Sebe' 34/21 · aynı tefsir grubu

وَمَا كَانَ لَهُ عَلَیْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ یُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فٖی شَكٍّؕ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَفٖیظٌࣖ

Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

Fâtiha 1/1 · tefsir atıfı

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِ

Bismillahirrahmânirrahîm

Bakara 2/34 · tefsir atıfı

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرٖینَ

Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

Nisâ 4/117 · tefsir atıfı

اِنْ یَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖٓ اِلَّٓا اِنَاثًاۚ وَاِنْ یَدْعُونَ اِلَّا شَیْطَانًا مَرٖیدًاۙ

Onlar, Allah'ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar.

Nisâ 4/118 · tefsir atıfı

لَعَنَهُ اللّٰهُؗ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصٖیبًا مَفْرُوضًاۙ

Allah o şeytana lânet etti ve o da, "Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım" dedi.

Nisâ 4/119 · tefsir atıfı

وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّیَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَیُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَیُغَیِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِؕ وَمَنْ یَتَّخِذِ الشَّیْطَانَ وَلِیًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبٖینًاؕ

"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür.

Nisâ 4/120 · tefsir atıfı

یَعِدُهُمْ وَیُمَنّٖیهِمْؕ وَمَا یَعِدُهُمُ الشَّیْطَانُ اِلَّا غُرُورًا

Şeytan onlara (birçok) va'dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.

Nisâ 4/121 · tefsir atıfı

اُو࣑لٰٓئِكَ مَاْوٰیهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا یَجِدُونَ عَنْهَا مَحٖیصًا

İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

Enfâl 8/48 · tefsir atıfı

وَاِذْ زَیَّنَ لَهُمُ الشَّیْطَانُ اَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ الْیَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَاِنّٖی جَارٌ لَكُمْۚ فَلَمَّا تَرَٓاءَتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلٰى عَقِبَیْهِ وَقَالَ اِنّٖی بَرٖٓیءٌ مِنْكُمْ اِنّٖٓی اَرٰى مَا لَا تَرَوْنَ اِنّٖٓی اَخَافُ اللّٰهَؕ وَاللّٰهُ شَدٖیدُ الْعِقَابِࣖ

Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, "Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisin geriye dönüp, "Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler) görüyorum. Ben Allah'tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır" demişti.

Kehf 18/50 · tefsir atıfı

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖیسَؕ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖؕ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّیَّتَهُٓ اَوْلِیَٓاءَ مِنْ دُونٖی وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّؕ بِئْسَ لِلظَّالِمٖینَ بَدَلًا

Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?