Kur’an çalışması
26

Şuarâ

الشُّعَرَاءِ

227 âyet iniş 47 cüz 19 sayfa 367

Önceki Sonraki
← Önceki Şuarâ 202 sayfa 375 · Diyanet tefsir grubu 198-203 Sonraki →

فَیَاْتِیَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَۙ

Diyanet meali

Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

Kelime meali

فَیَاْتِیَهُمْ Onlara gelinceye kadar
بَغْتَةً Ansızın
وَهُمْ Halbuki onlar
لَا یَشْعُرُونَ Farkına varmıyorlar

Diyanet bu metni 198-203 âyetleri için birlikte vermiştir.

Yukarıda 195. âyette, Kur’an’ın tam olarak anlaşılabilmesi için “açık bir Arapça” ile indirilmiş olduğu ifade edilmişti. Ancak Hz. Peygamber Arap, getirdiği mesaj da Arapça olunca müşrikler bunu kendisinin uydurduğunu iddia ettiler (bk. Hûd 11/13). Oysa Allah mesajını Arap olmayan birine Arapça olarak indirse ve onun okumasını sağlasaydı –uydurdu diyemezlerdi ama– yine de iman etmezlerdi (Şevkânî, IV,114) veya Kur’an’ı bir yabancının diliyle vahyetmiş olsaydı inkârcılar bu sefer de mesajı anlayamadıklarını ileri sürerek yine inanmayacaklardı (krş. Fussılet 41/44).

Allah Teâlâ, Kur’an’ın hak olduğuna dair İsrâiloğulları bilginlerinin onun hakkında bilgi sahibi olmalarını delil olarak göstermektedir. Zira onlar bir peygamberin geleceğini, onun bazı niteliklerini ve getireceği mesajı kendi kitaplarında okuyor ve biliyorlardı. Kur’an’ın hak olduğu günahkârların zihinlerine yerleştirilmiş, onu anlamaları da sağlanmış bulunmasına rağmen can yakıcı azabı görmedikçe onların inanmayacakları ifade buyurulmaktadır. Ancak azap geldiği zaman da yaptıklarına pişman olacak ve kaybettiklerini telâfi etmek için mühlet isteyeceklerdir. Bu durum Hz. Peygamber’i teselli ettiği gibi müşrikleri de ikaz etmektedir.

Müfessirler 200-201. âyetlere “(Kendi günahları yüzünden) suçluların kalbine inkârcılığı böyle yerleştirdik; onlar iman etmezler, sonunda can yakıcı azabı görürler” şeklinde de mâna vermişlerdir (Taberî, XIX, 115-116; İbn Kesîr, VI, 173; Şevkânî, IV,114).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 174-175

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Şuarâ 26/198 · aynı tefsir grubu

وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَمٖینَۙ

Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.

Şuarâ 26/199 · aynı tefsir grubu

فَقَرَاَهُ عَلَیْهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ مُؤْمِنٖینَؕ

Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.

Şuarâ 26/200 · aynı tefsir grubu

كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فٖی قُلُوبِ الْمُجْرِمٖینَؕ

İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.

Şuarâ 26/201 · aynı tefsir grubu

لَا یُؤْمِنُونَ بِهٖ حَتّٰى یَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖیمَۙ

Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

Şuarâ 26/203 · aynı tefsir grubu

فَیَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَؕ

Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

Hûd 11/13 · tefsir atıfı

اَمْ یَقُولُونَ افْتَرٰیهُؕ قُلْ فَاْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِهٖ مُفْتَرَیَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ

Yoksa "onu (Kur'an'ı) uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah'tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?