Kur’an çalışması
18

Kehf

الْكَهْفِ

110 âyet iniş 69 cüz 15 sayfa 293

Önceki Sonraki
← Önceki Kehf 24 sayfa 296 · Diyanet tefsir grubu 23-24 Sonraki →

اِلَّٓا اَنْ یَشَٓاءَ اللّٰهُؗ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَسٖیتَ وَقُلْ عَسٰٓى اَنْ یَهْدِیَنِ رَبّٖی لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

Diyanet meali

Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

Kelime meali

اِلَّٓا Ancak müstesna
اَنْ یَشَٓاءَ Dilemesi
اللّٰهُؗ Allah’ın
وَاذْكُرْ Ve hatırla
رَبَّكَ Rabbini
اِذَا نَسٖیتَ Unuttuğun zaman
وَقُلْ Ve de ki
عَسٰٓى Umulur
اَنْ یَهْدِیَنِ Beni eriştir- mesi
رَبّٖی Rabbimin
لِاَقْرَبَ Daha yakına
مِنْ هٰذَا Bundan
رَشَدًا Hidayet cihetinden

Diyanet bu metni 23-24 âyetleri için birlikte vermiştir.

Ashâb-ı Kehf kıssası Hz. Peygamber’e sorulduğunda “Allah izin verirse” demeden, “Yarın size cevap vereceğim” dedi. Bu sebeple bir süre vahiy kesildi. Bu bir uyarıydı. Nitekim on beş gün sonra vahiy geldiğinde yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarıyordu: “Allah izin verirse demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” Hiç kimse yarın ne yapacağını bilemez (bk. Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın iradesi yeterli değildir, Allah’ın da onun olmasını dilemesi gerekir. Bu irşad ve uyarılar sebebiyle gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken işi Allah’ın iradesine bağlamak yani “Allah izin verirse” demek güzel görülmüştür. Türkçe’de yaygın olarak kullanılan ve âyet metnindeki lafza uygun bir dilek ifadesi olan “inşallah” deyiminin anlamı da budur (başka bazı âyetlerde de bu ifade aynı lafızla yer alır, meselâ bk. Kehf 18/69; Kasas 28/27; Sâffât 37/102).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 548

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Kehf 18/23 · aynı tefsir grubu

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَایْءٍ اِنّٖی فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًاۙ

Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

Lokmân 31/34 · tefsir atıfı

اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَیُنَزِّلُ الْغَیْثَۚ وَیَعْلَمُ مَا فِی الْاَرْحَامِؕ وَمَا تَدْرٖی نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًاؕ وَمَا تَدْرٖی نَفْسٌ بِاَیِّ اَرْضٍ تَمُوتُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖیمٌ خَبٖیرٌ

Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.

Kehf 18/69 · tefsir atıfı

قَالَ سَتَجِدُنٖٓی اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ صَابِرًا وَلَٓا اَعْصٖی لَكَ اَمْرًا

Mûsâ, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

Kasas 28/27 · tefsir atıfı

قَالَ اِنّٖٓی اُرٖیدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَیَّ هَاتَیْنِ عَلٰٓى اَنْ تَاْجُرَنٖی ثَمَانِیَ حِجَجٍۚ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَۚ وَمَٓا اُرٖیدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَیْكَؕ سَتَجِدُنٖٓی اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحٖینَ

Şuayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

Sâffât 37/102 · tefsir atıfı

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْیَ قَالَ یَا بُنَیَّ اِنّٖٓی اَرٰى فِی الْمَنَامِ اَنّٖٓی اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىؕ قَالَ یَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُؗ سَتَجِدُنٖٓی اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرٖینَ

Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

Kalem 68/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَیَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحٖینَۙ

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

Kalem 68/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَا یَسْتَثْنُونَ

(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

Kalem 68/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَطَافَ عَلَیْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ

Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

Kalem 68/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَصْبَحَتْ كَالصَّرٖیمِ

Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

Kalem 68/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَتَنَادَوْا مُصْبِحٖینَۙ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/22 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِمٖینَ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/23 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَانْطَلَقُوا وَهُمْ یَتَخَافَتُونَۙ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/24 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَنْ لَا یَدْخُلَنَّهَا الْیَوْمَ عَلَیْكُمْ مِسْكٖینٌ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/25 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِرٖینَ

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

Kalem 68/26 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

Kalem 68/27 · bu âyete atıf yapan tefsir

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

Kalem 68/28 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

Kalem 68/29 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖینَ

Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

Kalem 68/30 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ یَتَلَاوَمُونَ

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Kalem 68/31 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا یَا وَیْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغٖینَ

Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?