Kur’an çalışması
4

Nisâ

النِّسَاءِ

176 âyet iniş 92 cüz 4 sayfa 77

Önceki Sonraki
← Önceki Nisâ 25 sayfa 82 · Diyanet tefsir grubu 25 Sonraki →

وَمَنْ لَمْ یَسْتَطِـعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ یَنْكِـحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَیْمَانُكُمْ مِنْ فَتَیَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِؕ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖیمَانِكُمْؕ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَیْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَیْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَیْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِؕ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِیَ الْعَنَتَ مِنْكُمْؕ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَیْرٌ لَكُمْؕ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖیمٌࣖ

Diyanet meali

Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Kelime meali

وَمَنْ Her kim ki
لَمْ یَسْتَطِـعْ Bulamazsa
مِنْكُمْ Sizden
طَوْلًا Malî kudret
اَنْ یَنْكِـحَ Nikahlamak için
الْمُحْصَنَاتِ Hür kadınları
الْمُؤْمِنَاتِ Mümin olan
فَمِنْ Bu durumda o kimselerden ki
مَا مَلَكَتْ Sahip oldu
اَیْمَانُكُمْ Sağ elleriniz
مِنْ فَتَیَاتِكُمُ Genç cariyelerinizden
الْمُؤْمِنَاتِؕ Müslüman olan
وَاللّٰهُ Allah
اَعْلَمُ Daha iyi bilendir
بِاٖیمَانِكُمْؕ İmanınızı
بَعْضُكُمْ Bazınız
مِنْ بَعْضٍ Bazınızdansınız
فَانْكِحُوهُنَّ Onları nikahlayın
بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ Velilerinin izniyle
وَاٰتُوهُنَّ Ve onlara verin
اُجُورَهُنَّ Mehirlerini
بِالْمَعْرُوفِ İyilikle
مُحْصَنَاتٍ Namuslular
غَیْرَ مُسَافِحَاتٍ Ve fuhuş yapmayıcılar oldukları halde
وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍ Gizli dost da tutmadıkları halde
فَاِذَٓا اُحْصِنَّ Onlar nikahlanırlar da
فَاِنْ اَتَیْنَ İfa ederlerse
بِفَاحِشَةٍ Fuhşu
فَعَلَیْهِنَّ Bu durumda onlar üzerine vardır
نِصْفُ مَا O şeyin yarısı ki
عَلَى الْمُحْصَنَاتِ Hür kadınlara gerekmiştir
مِنَ الْعَذَابِؕ Azabdan
ذٰلِكَ Bu
لِمَنْ O kimse içindir ki
خَشِیَ O sakınmıştır
الْعَنَتَ Zordan
مِنْكُمْؕ Sizden
وَاَنْ تَصْبِرُوا Sabretmeniz
خَیْرٌ Daha hayırlıdır
لَكُمْؕ Sizin için
وَاللّٰهُ Allah
غَفُورٌ Çok mağ - ret edendir
رَحٖیمٌࣖ Ve çok mer- hametlidir

Burada câriye olmayan kadınlar için kullanılan muhsan vasfı, “hür” mânasında, câriyeler için kullanılanı ise “iffetli, namuslu” mânasındadır (bk. Nisâ 4/24). Müminler hür ve müslüman kadınlarla evlenebilmek için gerekli bulunan maddî güce sahip olmazlarsa daha az bir masrafla câriye nikâhlayabiliyorlardı. Eşin hem gayri müslim hem de câriye olması ondan doğacak çocukları daha ziyade olumsuz etkileyeceği için hiç değilse mümin olması istenmiştir. Gayri müslim kadınlarla mümin erkeklerin evlenmelerini câiz görmeyen müctehidlere göre burada bir mesele yoktur; hür olsun, câriye olsun müminin evleneceği kadın mümin olacaktır. Ancak “Hür ve Ehl-i kitap olan gayri müslim kadınlarla mümin erkeklerin evlenmeleri câizdir” diyen müctehidler bu âyette hem hür kadınlar hem de câriyeler için geçen “mümin” vasfını şu şekilde te’vil etmek durumunda kalmışlardır: Kadın hür ve kitâbî ise onunla evlenmek câizdir. Burada “mümin” sıfatının kullanılması, müslüman erkeklerin genellikle mümin kadınlarla evlenmeleri vâkıasından kaynaklanmıştır. Ebû Hanîfe’ye göre câriyeler için kullanılan “mümin” sıfatı da böyledir ve mümin olmayan câriyelerle de evlenmek câizdir. Diğer müctehidler aynı âyette geçmiş olmasına rağmen hür kadınlar için “mümin”i te’vil etmiş, câriyeler için ise hakiki mânada almış ve “Mümin olmayan câriye ile evlenmek câiz değildir” demişlerdir. Doğrusu her iki sınıf kadın için de kullanılan “mümin” sıfatını aynı mânada almak, hükmü buna göre tesbit etmektir (gayri müslim kadınlarla evlenmenin cevazı için bk. Mâide 5/5; Mümtehine 60/10).

Câhiliye devrinde köle ve câriyeye insan nazarıyla bakılmadığı için İslâm’dan sonra da bunlarla evlenme konusunda isteksiz davranılacağı göz önüne alınmış, “feteyât” (genç kızlar), “ailelerinin (ehl) izni ile”, “birbirinizden türeyip gelmektesiniz, hepiniz aynı köktensiniz” gibi ifadelerle bu telakkinin kırılması istenmiştir. Câriyeler için Allah Teâlâ’nın kitabında kullandığı bu üç vasıf, yalnızca o devir için değil, son yıllara kadar kölelere hayvan muamelesinin yapıldığı bütün zamanlar için bir inkılâptır ve İslâm’ın köleliği ortadan kaldırmak üzere attığı adımların ontolojik ve psikolojik alt yapısını hazırlamaktadır. Evet köle ve câriyeler de hür olanlar gibi insan çocuklarıdır, hepsi insanlıkta birbirine eşit olan “insanlar”dan doğup meydana gelmişlerdir. Köle ve câriyelerin sahiplerinin bu sahipliği, insan dışındaki malların sahipliği gibi değildir, aile büyüklerinin diğerlerine sahipliği gibidir, köle ve câriyeler de aile fertlerinden sayılır. Ailenin kızları nasıl “feteyât” ise câriyeleri de öyle feteyâttır; yani ailenin evlenme çağına gelmiş kızlarıdır.

Câhiliye devrinde câriye sahipleri, bunları ücret karşılığında fuhuş yapmak üzere kiralar ve üzerlerinden para kazanırlardı. Âyet bu çirkin ve insanlık dışı âdeti de ortadan kaldırmış, câriyelerle evlenmenin namuslu, ciddi ve hukukî bir evlenme olmasını istemiştir.

Evli câriyenin zina yapması halinde kendisine verilecek cezanın, hür kadınlarınkinin yarısı kadar olması müfessirleri ve fıkıhçıları, burada “hür” diye tercüme edilen muhsanât kelimesiyle ilgili farklı yorumlara sevketmiştir. Eskilerin büyük çoğunluğu burada kelimeyi, “evli kadın” değil, “bekâr olan hür kadınlar” mânasında anlamışlardır. Böyle kadınların zina yapmaları halinde cezaları yüz sopadır, câriyelere ise elli sopalık ceza uygulanacaktır. Muhsanât kelimesinin “namuslu” ve “evli” kadınlar mânasında da kullanıldığı bilinmektedir. Burada kelimeye “evli kadın” mânası vermeyi engelleyen karîne, evli kadınların zinasına uygulanan recim cezasının bölünemez oluşudur. Bu ceza Kur’an-ı Kerîm’de yoktur. Meseleye Kur’an içinde kalarak çözüm getirmeyi tercih edenler burada da muhsanât kelimesini “evli kadın” diye anlamış ve onların zina cezasının da yüz sopa olacağına bu âyeti delil olarak göstermişlerdir. Bu anlayışa göre hadislerde ifade edilen recim cezası ya müslümanlar hakkında değildir ya da evlilerin zina suçunun had cinsinden cezası olmayıp ta‘zîr türünden bir cezasıdır ve uygulanması, ceza siyasetinin gereğine göre yöneticilere bırakılmıştır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 47-48

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nisâ 4/24 · tefsir atıfı

وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَیْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَیْكُمْؗ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنٖینَ غَیْرَ مُسَافِحٖینَؕ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهٖ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرٖیضَةًؕ وَلَا جُنَاحَ عَلَیْكُمْ فٖیمَا تَرَاضَیْتُمْ بِهٖ مِنْ بَعْدِ الْفَرٖیضَةِؕ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖیمًا حَكٖیمًا

(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mâide 5/5 · tefsir atıfı

اَلْیَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّیِّبَاتُؕ وَطَعَامُ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْࣕ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْؗ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَیْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِنٖینَ غَیْرَ مُسَافِحٖینَ وَلَا مُتَّخِذٖٓی اَخْدَانٍؕ وَمَنْ یَكْفُرْ بِالْاٖیمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُؗ وَهُوَ فِی الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖینَࣖ

Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.

Mümtehine 60/10 · tefsir atıfı

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّؕ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖیمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ اِلَى الْكُفَّارِؕ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ یَحِلُّونَ لَهُنَّؕ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواؕ وَلَا جُنَاحَ عَلَیْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَیْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّؕ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْیَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواؕ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِؕ یَحْكُمُ بَیْنَكُمْؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ حَكٖیمٌ

Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kafirlere helal değillerdir. Kafirler de müslüman hanımlara helal olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikahlarına tutunmayın. (Zira bu nikahlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kafir kocalarından) isteyin. Kafirler de (İslâm'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nûr 24/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّذٖینَ یَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ یَاْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانٖینَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَدًاۚ وَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَۙ

Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?