Kur’an çalışması
68

Kalem

الْقَلَمِ

52 âyet iniş 2 cüz 29 sayfa 564

Önceki Sonraki
← Önceki Kalem 25 sayfa 565 · Diyanet tefsir grubu 17-33 Sonraki →

وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِرٖینَ

Diyanet meali

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

Kelime meali

وَغَدَوْا Ve erkenden yola düştüler
عَلٰى حَرْدٍ Menetmeye
قَادِرٖینَ Kadirler ol- dukları halde

Diyanet bu metni 17-33 âyetleri için birlikte vermiştir.

Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4/147; İbrâhim 14/7; Lokmân 31/12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur.

Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18/23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31/34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir.

28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.

Kur'an Yolu Tefsiri  Cilt: 5 Sayfa: 433-434

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Kalem 68/17 · aynı tefsir grubu

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَیَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحٖینَۙ

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

Kalem 68/18 · aynı tefsir grubu

وَلَا یَسْتَثْنُونَ

(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

Kalem 68/19 · aynı tefsir grubu

فَطَافَ عَلَیْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ

Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

Kalem 68/20 · aynı tefsir grubu

فَاَصْبَحَتْ كَالصَّرٖیمِ

Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

Kalem 68/21 · aynı tefsir grubu

فَتَنَادَوْا مُصْبِحٖینَۙ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/22 · aynı tefsir grubu

اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِمٖینَ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/23 · aynı tefsir grubu

فَانْطَلَقُوا وَهُمْ یَتَخَافَتُونَۙ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/24 · aynı tefsir grubu

اَنْ لَا یَدْخُلَنَّهَا الْیَوْمَ عَلَیْكُمْ مِسْكٖینٌ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/26 · aynı tefsir grubu

فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

Kalem 68/27 · aynı tefsir grubu

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

Kalem 68/28 · aynı tefsir grubu

قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

Kalem 68/29 · aynı tefsir grubu

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖینَ

Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

Kalem 68/30 · aynı tefsir grubu

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ یَتَلَاوَمُونَ

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Kalem 68/31 · aynı tefsir grubu

قَالُوا یَا وَیْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغٖینَ

Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

Kalem 68/32 · aynı tefsir grubu

عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ یُبْدِلَنَا خَیْرًا مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ

"Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

Kalem 68/33 · aynı tefsir grubu

كَذٰلِكَ الْعَذَابُؕ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۘ لَوْ كَانُوا یَعْلَمُونَࣖ

İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

Nisâ 4/147 · tefsir atıfı

مَا یَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْؕ وَكَانَ اللّٰهُ شَاكِرًا عَلٖیمًا

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

Lokmân 31/12 · tefsir atıfı

وَلَقَدْ اٰتَیْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِؕ وَمَنْ یَشْكُرْ فَاِنَّمَا یَشْكُرُ لِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِیٌّ حَمٖیدٌ

Andolsun, biz Lokmân'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.

Kehf 18/23 · tefsir atıfı

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَایْءٍ اِنّٖی فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًاۙ

Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

Kehf 18/24 · tefsir atıfı

اِلَّٓا اَنْ یَشَٓاءَ اللّٰهُؗ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَسٖیتَ وَقُلْ عَسٰٓى اَنْ یَهْدِیَنِ رَبّٖی لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?