وَاَمَّا مَنْ اُو࣒تِیَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهٖ فَیَقُولُ یَا لَیْتَنٖی لَمْ اُو࣒تَ كِتَابِیَهْۚ
Diyanet meali
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."
Kelime meali
Diyanet bu metni 25-29 âyetleri için birlikte vermiştir.
Kişinin amel defterinin sol tarafından verilmesi onun dünya hayatında Allah’ın emrine uygun hareket etmediğini, dürüst ve erdemli bir hayat yaşamadığını, dolayısıyla sicilinin bozuk olduğunu gösterir. Bu durumdaki biri dünyada yaptıklarını amel defterinde görünce kendisinin cezalandırılacağını anlar, bu sebeple amel defterinin kendisine verilmesini ve içinde yazılmış olanları görmek istemez, ölümle her şeyin bitmiş olmasını temenni eder. Böyle bir temenni orada bir işe yaramayacağı gibi, dünyada helâl haram demeden biriktirmiş olduğu malı da kendisine verilecek cezayı önlemeyecektir. Artık mal, mülk, saltanat, makam, güç vb. dünyaya ait ne varsa hepsi yok olup gitmiş, sadece insanın olumlu veya olumsuz inanç ve amelleri kalmıştır.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 447
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Hâkka 69/26 · aynı tefsir grubu
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِیَهْۚ
"Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."
Hâkka 69/27 · aynı tefsir grubu
یَا لَیْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِیَةَۚ
"Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."
Sâffât 37/27 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ یَتَسَٓاءَلُونَ
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Sâffât 37/28 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَاْتُونَنَا عَنِ الْیَمٖینِ
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
Sâffât 37/29 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِنٖینَۚ
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
Sâffât 37/30 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَیْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغٖینَ
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
Sâffât 37/31 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَحَقَّ عَلَیْنَا قَوْلُ رَبِّنَاࣗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
Sâffât 37/32 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاَغْوَیْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاوٖینَ
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
Sâffât 37/33 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاِنَّهُمْ یَوْمَئِذٍ فِی الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar
Sâffât 37/34 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖینَ
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Vâkıa 56/1 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
Vâkıa 56/2 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَیْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۘ
Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
Vâkıa 56/3 · bu âyete atıf yapan tefsir
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Vâkıa 56/4 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجًّاۙ
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Vâkıa 56/5 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّاۙ
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Vâkıa 56/6 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Vâkıa 56/7 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةًؕ
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Vâkıa 56/8 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِؕ
Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.