Kur’an çalışması
39

Zümer

الزُّمَرِ

75 âyet iniş 59 cüz 23 sayfa 458

Önceki Sonraki
← Önceki Zümer 28 sayfa 461 · Diyanet tefsir grubu 27-28 Sonraki →

قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا غَیْرَ ذٖی عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ یَتَّقُونَ

Diyanet meali

Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Kelime meali

قُرْاٰنًا Kuran olarak
عَرَبِیًّا Arapça
غَیْرَ ذٖی عِوَجٍ Pürüzsüz
لَعَلَّهُمْ Ta ki onlar
یَتَّقُونَ Sakınırlar

Diyanet bu metni 27-28 âyetleri için birlikte vermiştir.

Kur’an, birçok yerde olduğu gibi yukarıda geçen âyetlerde de bazı inanç ve zihniyet gruplarından örnekler vermiştir; maksadı da muhatabını bunların durumu üzerinde düşündürüp kendisi için ders çıkarmasını, aklını başına almasını, yolunu düzeltmesini sağlamaktır. 22-23. âyete göre bir tarafta gönlü İslâm’a açılmış ve bu sayede rabbinin ışıklı yolunu bulmuş olanlar var; diğer tarafta Allah’ı anma konusunda kalbi katılaşmış, bu sebeple de sapkınlığa boğulmuş olanlar var; kezâ 24. âyete göre bir tarafta kıyamet günündeki dehşetli azaba karşı korumasız durumda kalacak inkârcılar var; diğer tarafta cennetteki mutlu hayata kavuşacak müminler var. Bu örneklerin yanında 25-26. âyetlere göre ilâhî hakikatleri yalan saydıkları için dünyada cezalandırılmış, âhirette de cezalandırılmayı hak etmiş olanların durumu da ders alınması gereken bir örnektir. Kur’an’ın asıl maksadı, muhataplarından kendi kurtuluşları için bu örnekleri değerlendirmelerini sağlamaktır. Onun ilk muhatapları Araplar olduğu ve ilâhî kelâmın, ondaki çelişkisiz bilgilerin, yüce gerçeklerin insanlığa tanıtılmasına öncülük edenler de yine Araplar olacağı için doğal olarak Kur’an’ın dilinin de Arapça olması gerekiyordu.

Gerek burada, gerekse başka âyetlerde (meselâ bk. Yûsuf 12/2; Tâhâ 20/13; Fussılet 41/3) Kur’an’ın Arap diliyle indirildiği bildirilmektedir. Kur’an yalnız Araplar’ın kutsal kitabı olmadığından Arapça bilmeyenlerin de onu anlayabilmeleri ve böylece İslâm’ı birinci kaynağından öğrenme imkânını elde etmeleri için Kur’an’ın başka dillere çevrilmesi zorunludur; nitekim günümüzde bütün dünya dillerine çeviriler yapılmış ve yapılmaktadır. Ancak şu tarihî gerçeği de unutmamak gerekir ki son ilâhî vahiyde Allah’ın kelâm sıfatı Arapça olarak tecelli etmiştir ve Kur’an’ın orijinal metni bu dildeki metindir. Eğer şartlar gereği Allah onun başka bir milletin diliyle inmesini murat etseydi orijinal metin de o dildeki metin olurdu. Şu halde hiçbir çeviri Kur’an’ın kendisi değildir, sadece çeviriyi yapanın asıl metinden anladığı mânalardır; çevirinin kelimeleri Allah’ın kelâmı değil çevirenin kelâma bulduğu karşılıklardır. Ancak bu karşılıkların ilâhî kelâmı eksiksiz fazlasız karşılaması mümkün değildir. Hatta bu, sadece Kur’an çevirileri için değil, herhangi bir yazara ait bir eserin çevirisi için dahi böyledir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 613-614

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Zümer 39/27 · aynı tefsir grubu

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فٖی هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ یَتَذَكَّرُونَۚ

Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.

Yûsuf 12/2 · tefsir atıfı

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِیًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

Tâhâ 20/13 · tefsir atıfı

وَاَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِـعْ لِمَا یُوحٰى

"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."

Şuarâ 26/192 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاِنَّهُ لَتَنْزٖیلُ رَبِّ الْعَالَمٖینَؕ

Şüphesiz bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir.

Şuarâ 26/193 · bu âyete atıf yapan tefsir

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖینُۙ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Şuarâ 26/194 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرٖینَۙ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Şuarâ 26/195 · bu âyete atıf yapan tefsir

بِلِسَانٍ عَرَبِیٍّ مُبٖینٍؕ

Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Fussilet 41/2 · bu âyete atıf yapan tefsir

تَنْزٖیلٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِۚ

Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

Fussilet 41/3 · bu âyete atıf yapan tefsir

كِتَابٌ فُصِّلَتْ اٰیَاتُهُ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا لِقَوْمٍ یَعْلَمُونَۙ

Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

Fussilet 41/4 · bu âyete atıf yapan tefsir

بَشٖیرًا وَنَذٖیرًاۚ فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا یَسْمَعُونَ

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

Fussilet 41/44 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِیًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰیَاتُهُؕ ءَاَ۬عْجَمِیٌّ وَعَرَبِیٌّؕ قُلْ هُوَ لِلَّذٖینَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌؕ وَالَّذٖینَ لَا یُؤْمِنُونَ فٖٓی اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَیْهِمْ عَمًىؕ اُو࣑لٰٓئِكَ یُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعٖیدٍࣖ

Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."

Şûrâ 42/6 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالَّذٖینَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِیَٓاءَ اللّٰهُ حَفٖیظٌ عَلَیْهِمْؗ وَمَٓا اَنْتَ عَلَیْهِمْ بِوَكٖیلٍ

Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

Şûrâ 42/7 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَكَذٰلِكَ اَوْحَیْنَٓا اِلَیْكَ قُرْاٰنًا عَرَبِیًّا لِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنْذِرَ یَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَیْبَ فٖیهِؕ فَرٖیقٌ فِی الْجَنَّةِ وَفَرٖیقٌ فِی السَّعٖیرِ

Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

Şûrâ 42/8 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ یُدْخِلُ مَنْ یَشَٓاءُ فٖی رَحْمَتِهٖؕ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِیٍّ وَلَا نَصٖیرٍ

Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

Şûrâ 42/9 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِیَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِیُّ وَهُوَ یُحْيِ الْمَوْتٰىؗ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌࣖ

Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?