Kur’an çalışması
2

Bakara

الْبَقَرَةِ

286 âyet iniş 87 cüz 1 sayfa 2

Önceki Sonraki
← Önceki Bakara 282 sayfa 48 · Diyanet tefsir grubu 282 Sonraki →

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَایَنْتُمْ بِدَیْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُؕ وَلْیَكْتُبْ بَیْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِࣕ وَلَا یَاْبَ كَاتِبٌ اَنْ یَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْیَكْتُبْۚ وَلْیُمْلِلِ الَّذٖی عَلَیْهِ الْحَقُّ وَلْیَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا یَبْخَسْ مِنْهُ شَیْـًٔاؕ فَاِنْ كَانَ الَّذٖی عَلَیْهِ الْحَقُّ سَفٖیهًا اَوْ ضَعٖیفًا اَوْ لَا یَسْتَطٖیعُ اَنْ یُمِلَّ هُوَ فَلْیُمْلِلْ وَلِیُّهُ بِالْعَدْلِؕ وَاسْتَشْهِدُوا شَهٖیدَیْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ یَكُونَا رَجُلَیْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰیهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰیهُمَا الْاُخْرٰىؕ وَلَا یَاْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواؕ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغٖیرًا اَوْ كَبٖیرًا اِلٰٓى اَجَلِهٖؕ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُدٖیرُونَهَا بَیْنَكُمْ فَلَیْسَ عَلَیْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاؕ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَایَعْتُمْࣕ وَلَا یُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهٖیدٌؕ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ وَیُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُؕ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ

Diyanet meali

Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Kelime meali

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَایَنْتُمْ
بِدَیْنٍ
اِلٰٓى اَجَلٍ Ey iman edenler
مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُؕ Borçlandığınız zaman
وَلْیَكْتُبْ Bir borçla
بَیْنَكُمْ Bir müddete kadar
كَاتِبٌ edilmiş Tayin
بِالْعَدْلِࣕ Onu yazın
وَلَا یَاْبَ Ve yazsın
كَاتِبٌ Aranızda
اَنْ Bir katip
یَكْتُبَ Adaletle
كَمَا عَلَّمَهُ Ve kaçınmasın
اللّٰهُ Bir katip
فَلْیَكْتُبْ Yazmaktan
وَلْیُمْلِلِ Ona öğrettiği gibi
الَّذٖی Allah
عَلَیْهِ Yazsın
الْحَقُّ Yazdırsın
وَلْیَتَّقِ O kim- se ki
اللّٰهَ Üzerinde vardır
رَبَّهُ Hak
وَلَا Ve korksun
یَبْخَسْ Allah’tan
مِنْهُ Onun Rabbidir
شَیْـًٔاؕ Ve eksiltmesin
فَاِنْ Ondan
كَانَ Hiçbir şeyi
الَّذٖی Şayet ise
عَلَیْهِ O kimse ki
الْحَقُّ Üzerinde vardır
سَفٖیهًا Hak
اَوْ Bunak ise
ضَعٖیفًا Ya da zayıf ise
اَوْ لَا یَسْتَطٖیعُ Ya da güç yetiremiyorsa
اَنْ یُمِلَّ Yazdırmaya
هُوَ Bizzat o
فَلْیُمْلِلْ O vakit yazdırsın
وَلِیُّهُ Onun velisi
بِالْعَدْلِؕ Adaletle
وَاسْتَشْهِدُوا Ve şahit tutun
شَهٖیدَیْنِ İki şahidi ki
مِنْ رِجَالِكُمْ Sizin erkeklerinizden
فَاِنْ لَمْ یَكُونَا Şayet şahitler olmazlarsa
رَجُلَیْنِ İki erkek
فَرَجُلٌ O zaman bir erkek
وَامْرَاَتَانِ Ve iki kadın olsunlar
مِمَّنْ تَرْضَوْنَ Sizin razı olduklarınızdan
مِنَ الشُّهَدَٓاءِ Şahitlerden
اَنْ تَضِلَّ Sapmasından / unutmasından
اِحْدٰیهُمَا O ikisinden birisi
فَتُذَكِّرَ Böylece hatırlatır
اِحْدٰیهُمَا İkisinden biri
الْاُخْرٰىؕ Diğerine
وَلَا یَاْبَ Ve kaçınmasın
الشُّهَدَٓاءُ Şahitler
اِذَا مَا دُعُواؕ Çağrıldıkları vakit
وَلَا تَسْـَٔمُٓوا Usanmayın
اَنْ تَكْتُبُوهُ Onu yazmaktan
صَغٖیرًا Küçük
اَوْ كَبٖیرًا اِلٰٓى Ya da büyük
اَجَلِهٖؕ Müddetine kadar
ذٰلِكُمْ İşte size bu
اَقْسَطُ Daha adaletlidir
عِنْدَ اللّٰهِ Allah katında
وَاَقْوَمُ Ve daha sağlamdır
لِلشَّهَادَةِ Şahadet için
وَاَدْنٰٓى Ve daha yakındır
اَلَّا تَرْتَابُٓوا Şüpheye düşmemenize
اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ Ancak olması hariç
تِجَارَةً Bir ticaret ki
حَاضِرَةً Peşin
تُدٖیرُونَهَا Onu yapıp bitiri- yorsunuz
بَیْنَكُمْ Aranızda
فَلَیْسَ Yoktur
عَلَیْكُمْ Sizin üzerinize
جُنَاحٌ Günah
اَلَّا تَكْتُبُوهَاؕ Onu yazmamanız hususunda
وَاَشْهِدُٓوا Şahit tutun
اِذَا تَبَایَعْتُمْࣕ Alış veriş yaptığınız vakit
وَلَا یُضَٓارَّ Zarara uğratıl- masın
كَاتِبٌ Hiçbir katip
وَلَا شَهٖیدٌؕ Ve hiçbir şahit
وَاِنْ تَفْعَلُوا Şayet yaparsanız
فَاِنَّهُ Şüphesiz ki o
فُسُوقٌ Fasıklıktır
بِكُمْؕ Size
وَاتَّقُوا Ve korkun
اللّٰهَؕ Allah’tan
وَیُعَلِّمُكُمُ Size öğretiyor
اللّٰهُؕ Allah
وَاللّٰهُ Allah
بِكُلِّ شَیْءٍ Her şeyi
عَلٖیمٌ Ziyade bilendir

Toplum hayatının mal ve para borçlanması olmadan yürümediği tecrübeyle sabittir. İnsanlar bu ihtiyacı istismar ederek faizciliğe yönelmişler, bir müddet sonra ödemek üzere mal veya para talep edenlerden bunu fazlasıyla (faiz) ödemelerini istemişler, bu da birçok olumsuz sonuç doğurmuştur. Bu yüzden faizi haram kılan Kur’an, gerek ödünç almak ve gerekse diğer meşrû akidleri yapmak suretiyle borçlanmayı helâl kılmış, bu hükmü de –faiz yasağı faizsiz borçlanmayı da kapsar zannedilmesin diye– hemen faiz yasağının arkasından beyan etmiştir. Borç ilişkisinde en önemli mesele onun zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesidir. Bunun sağlanabilmesi için de hem unutmayı hem de inkârı önleyecek tedbirlere ihtiyaç vardır. Yazma, şahit tutma, teminat alma, insanlarda emanet ve sorumluluk duygusunu geliştirme bu tedbirlerin en önemlileridir. Kur’an-ı Kerîm’in bir sayfa tutan bu en uzun âyetiyle onu takip eden âyet bu tedbirleri açıklamaktadır.

İbn Abbas bu âyetin selem (peşin parayla sonradan, meselâ hasat mevsiminde teslim edilecek mal satma) işlemiyle ilgili olarak geldiğini söylemiştir. Ancak âyetin geliş sebebinin özel olması hükmünün genel olmasına engel teşkil etmediğini göz önüne alan tefsirciler, haklı olarak bu âyetin bütün vadeli borç ilişkilerini kapsadığını ifade etmişlerdir.

“Yazın” emrinin bağlayıcı bir emir (âmir hüküm) olup olmadığı tartışılmıştır. Dört mezhebin imamlarının içinde bulunduğu çoğunluğa göre burada, borcu güvence altına almak için öngörülen tedbirleri ihtiva eden emirler tavsiye niteliğindedir, yapılırsa daha iyi olur (mendup) kabilinden bir hüküm getirmektedir. İbn Atıyye de bu görüşü savunmuştur (I, 379). Taberî, Dâvûd ez-Zâhirî, Atâ gibi fıkıhçı ve tefsircilere göre bu emir bağlayıcı hüküm getirmektedir, yazmak farzdır, terkeden günahkâr olur.

“Yazın” emrinden sonra gelen “Bir kâtip yazsın” emri, “Taraflar okuma yazma biliyorlarsa kendileri yazsınlar ve her biri yazdığını karşı tarafa versin; ayrıca hukukî işlem için tanık bulundursunlar. Eğer taraflar okuma yazma bilmiyorlarsa aralarındaki borcu, yazmayı bilen birisi doğru dürüst yazsın” şeklinde anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Yazma emri aynı zamanda İslâm hukukunda yazının delil olduğuna, yazılı vesikanın ispat vasıtası olarak kullanılacağına dayanak kılınmıştır.

Kendine başvurulan yazıcının borç vesikasını yazmaya mecbur olup olmadığı konusunda da farklı görüşler vardır. “Yazması mutlak olarak farzdır” diyenler yanında “Farz-ı kifâyedir, vakti müsaitse farzdır” diyenler de vardır. Hanefî fıkıhçısı Cessâs’a göre yazmanın aslı bile farz olmadığına göre kâtibin yazmasının farz olması düşünülemez. Ancak hakkın zayi olmaması için kendilerine yazmayı öğretmesi veya kendi yerine bir yazıcıyı göstermesi gereklidir (Ahkâmü’l-Kur’ân, I, 484). Yazma karşılığında ücret almanın câiz olması da yazmanın hükmüne bağlıdır. Din yönünden farz olan amellerden ücret almak câiz değildir, farz olmayanlardan ücret alınabilir. Âyetlerin lafız ve ruhuna bakılırsa, yazma imkânı bulunan kimselerin, özellikle başkası bulunmadığında ve hakkın zayi olması ihtimali de söz konusu olduğunda yazmaktan geri durmalarının câiz olmadığını söylemek isabetli olsa gerektir.

Yazma ve tanık tutma birbirinin yerine geçmek üzere öngörülmemiş, amacı gerçekleştirmeye daha uygun ve yardımcı olacağından ikisi birden istenmiştir.

“Erkeklerinizden” kaydı iki şart getirmektedir: a) Şahitler çocuk olmayacak, ergenlik çağına gelmiş kimselerden olacaktır. b) Gayri müslimlerden değil, âyetin muhatabı olan müslümanların erkeklerinden olacaktır. Daha çok bu âyetten hareket eden fıkıhçılar, gayri müslimlerin –yolculuk halinde iken ölmek üzere olan müminin vasiyetine şahit olmaları dışında– müslümanlar arasındaki hukukî ilişkilerde şahit olamayacakları, şahitliklerinin geçersiz olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bu hükmün akıl ve vâkıadan delili de gayri müslimlerin –genel olarak– müslümanların hakları konusunda titizlik göstermeyecekleri, onların dürüst olanını olmayanından ayırma konusunda müslümanların yeterli bilgiye sahip olamayacakları hususlarıdır.

Malî konularda şahit ya iki erkek ya da bir erkek, iki kadın olacaktır. Daha azı iddianın ispatı için yeterli değildir. Tek erkeğin yeterli olmaması, onun akıl ve dürüstlük bakımlarından eksik olduğu gerekçesine değil, hakkın ve alacağın zayi olmaması için daha ihtiyatlı ve tedbirli olma hikmetine bağlıdır. Bir kadın yerine iki kadının şart koşulması da tek kadının akıl ve dürüstlüğünün yeterliği konusundaki şüpheden veya hükümden değil, onların özel durumları, konumları, psikolojileri, ev dışındaki hayatla ilgileri bakımından unutma veya şaşırma ihtimallerinin daha fazla olmasındandır; yani yine hakkın zayi olmamasına yönelik bir tedbirden ibarettir. Kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. Âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. Diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir.

Borç doğuran akidlerin peşin usulüyle yapılması, akdin hemen sonunda alacak ve borcun kapanması halinde yazma yükümlülüğü kaldırılmakta, fakat yine de tanık tutma tavsiye edilmektedir. Çünkü vadenin söz konusu olmadığı akidlerde de ihtilâflar çıkabilmekte, şahide ihtiyaç hâsıl olabilmektedir.

Bazı hallerde şahit ve kâtipler akdin taraflarınca rahatsız edilmekte, kendilerine zarar verilmektedir. Bu sebeple olmalıdır ki dilimizde “İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol” şeklinde bir öğüt ifadesi yaygınlık kazanmıştır. Şahitlerin gereksiz yere meşgul edilmeleri dahi bir zarar vermedir. Borçlunun ödeme konusunda temerrüde düşmesi halinde borcu kefil ödemek mecburiyetinde kalmaktadır. Şahit ve kâtiplerin, gerçeği yansıtmamaları konusunda baskı altına alındıkları, tehdit edildikleri olmuştur. İlgili âyet bütün bunları yasaklamakta ve tarafları Allah’tan korkmaya davet etmektedir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 446-448

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/228 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالْمُطَلَّقَاتُ یَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍؕ وَلَا یَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ یَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ فٖٓی اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ یُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِؕ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فٖی ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحًاؕ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذٖی عَلَیْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِࣕ وَلِلرِّجَالِ عَلَیْهِنَّ دَرَجَةٌؕ وَاللّٰهُ عَزٖیزٌ حَكٖیمٌࣖ

Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mâide 5/106 · bu âyete atıf yapan tefsir

یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَیْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حٖینَ الْوَصِیَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَیْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِی الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُصٖیبَةُ الْمَوْتِؕ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَیُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرٖی بِهٖ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الْاٰثِمٖینَ

Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz" diye yemin ederler.

Mâide 5/107 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاِنْ عُثِرَ عَلٰٓى اَنَّهُمَا اسْتَحَقَّٓا اِثْمًا فَاٰخَرَانِ یَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذٖینَ اسْتَحَقَّ عَلَیْهِمُ الْاَوْلَیَانِ فَیُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ لَشَهَادَتُنَٓا اَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَیْنَاؗ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الظَّالِمٖینَ

(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

Mâide 5/108 · bu âyete atıf yapan tefsir

ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ یَاْتُوا بِالشَّهَادَةِ عَلٰى وَجْهِهَٓا اَوْ یَخَافُٓوا اَنْ تُرَدَّ اَیْمَانٌ بَعْدَ اَیْمَانِهِمْؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاسْمَعُواؕ وَاللّٰهُ لَا یَهْدِی الْقَوْمَ الْفَاسِقٖینَࣖ

Bu (usul), şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah fasık toplumu doğruya iletmez.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?