وَقَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِی الْحَیٰوةِ الدُّنْیَاۙ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ یَاْكُلُ مِمَّا تَاْكُلُونَ مِنْهُ وَیَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ
Diyanet meali
O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: "O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor."
Kelime meali
Diyanet bu metni 31-41 âyetleri için birlikte vermiştir.
Eski müfessirlerin bir kısmı, bu âyetlerde ismi verilmeden kendisinden söz edilen neslin Semûd kavmi ve onlara gönderilen peygamberin Sâlih aleyhisselâm olduğu kanaatindedirler (meselâ bk. Taberî, XVIII, 19); çoğunluk tarafından ise bu neslin Âd kavmi, peygamberin de Hûd aleyhisselâm olduğu söylenmiştir (bk. Zemahşerî, III, 47; Râzî, XXIII, 97). Bununla birlikte burada sözü edilen peygamberin davet ettiği tevhid ilkesi, esasen Kur’an’da adı geçen peygamberlerin gerçekleştirmeye çalıştıkları ortak davadır. Hz. Muhammed de dahil olmak üzere bütün peygamberlere karşı mücadele verenler, bu kıssadakiler gibi genellikle eşraftan hali vakti yerinde, çıkarlarına uygun düştüğü için mevcut sistem ve telakkiden memnun olan kesimlerdi. Kur’an’da değişik vesilelerle anlatıldığına göre bunlar umumiyetle hak peygamberin getirdiği sistemi kendi toplumsal ve ekonomik statüleri için tehlikeli görmüşler; özellikle herkes gibi bu mütegallibe zümresinin de yapıp ettiklerinden dolayı sorumlu tutulacaklarını bildiren, böylece toplumda mutlak bir hak ve adalet bilincinin uyanmasını hedefleyen âhiret inancıyla ilgili tebliğleri reddetmişlerdir. Bunlar, âhiret inancının toplum tarafından benimsenmesini kendi konumları için tehlikeli ve rahatsız edici bulmuşlar; bunu yaparken de ilgili peygamberin Allah’tan haberler getirecek olağan üstü özellikler taşımadığını, herkes gibi onun da sıradan biri olduğunu ileri sürerek onu gözden düşürmeye çalışmışlardır. Aslında bu iddialar, peygamberin görünürdeki insanî özelliklerini abartılı ifadelerle öne çıkararak insanların dikkatlerini peygamberin tebliğlerindeki dinî ve ahlâkî ilkelerde bulunan gerçekliğe çevirmelerini önlemeyi amaçlayan kurnazca bir plandan, bir saptırmadan başka bir şey değildi. Sonuç olarak söz konusu âyetlerde pek çok peygamberin yaşadığı ortak bir tecrübenin dile getirildiği görülmektedir. Bu durumda Muhammed Esed’in, bu âyetlerde belli bir peygamber ve kavimden söz edilmediği, burada anlatılanların, “Allah’ın bütün peygamberlerine ve onların her birinin peygamber olarak yaşadıkları tecrübelerde tekrarlanan benzer çizgilere ilişkin genel bir atıf durumunda” olduğu şeklindeki görüşüne (II, 694) katılmak mümkündür.
Bu âyetlerde sözü edilen inkârcı zümrenin, peygamberin kişiliğine ve âhiret hayatına ilişkin iddiaları Kur’an’da muhtelif vesilelerle cevaplandırılıp reddedildiği için burada bir defa daha tekrarlanmasına gerek görülmemiş, sadece uğrayacakları acı âkıbete dikkat çekilmekle yetinilmiştir.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 23-24
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
Mü'minûn 23/31 · aynı tefsir grubu
ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَرٖینَۚ
Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.
Mü'minûn 23/32 · aynı tefsir grubu
فَاَرْسَلْنَا فٖیهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَیْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَࣖ
Onlara, kendilerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur, hâlâ O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
Mü'minûn 23/34 · aynı tefsir grubu
وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذًا لَخَاسِرُونَ
"Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız."
Mü'minûn 23/35 · aynı tefsir grubu
اَیَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَࣕ
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
Mü'minûn 23/36 · aynı tefsir grubu
هَیْهَاتَ هَیْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَࣕ
"Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"
Mü'minûn 23/37 · aynı tefsir grubu
اِنْ هِیَ اِلَّا حَیَاتُنَا الدُّنْیَا نَمُوتُ وَنَحْیَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثٖینَࣕ
"Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz."
Mü'minûn 23/38 · aynı tefsir grubu
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌࣙ افْـتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنٖینَ
"Bu, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız."
Mü'minûn 23/39 · aynı tefsir grubu
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖی بِمَا كَذَّبُونِ
O peygamber, "Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.
Mü'minûn 23/40 · aynı tefsir grubu
قَالَ عَمَّا قَلٖیلٍ لَیُصْبِحُنَّ نَادِمٖینَۚ
Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.
Mü'minûn 23/41 · aynı tefsir grubu
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّیْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖینَ
Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Tegâbün 64/6 · bu âyete atıf yapan tefsir
ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَاْتٖیهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَیِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ یَهْدُونَنَاؗ فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُؕ وَاللّٰهُ غَنِیٌّ حَمٖیدٌ
Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.
Tegâbün 64/7 · bu âyete atıf yapan tefsir
زَعَمَ الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ یُبْعَثُواؕ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖی لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْؕ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ یَسٖیرٌ
İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Hiç de öyle değil, Rabbime and olsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."
Tegâbün 64/8 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَالنُّورِ الَّذٖٓی اَنْزَلْنَاؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖیرٌ
Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nûra (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Tegâbün 64/9 · bu âyete atıf yapan tefsir
یَوْمَ یَجْمَعُكُمْ لِیَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ یَوْمُ التَّغَابُنِؕ وَمَنْ یُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَیَعْمَلْ صَالِحًا یُكَفِّرْ عَنْهُ سَیِّــَٔاتِهٖ وَیُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ
Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.
Tegâbün 64/10 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَالَّذٖینَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَٓا اُو࣑لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ خَالِدٖینَ فٖیهَاؕ وَبِئْسَ الْمَصٖیرُࣖ
İnkar eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.