Kur’an çalışması
28

Kasas

الْقَصَصِ

88 âyet iniş 49 cüz 20 sayfa 385

Önceki Sonraki
← Önceki Kasas 34 sayfa 389 · Diyanet tefsir grubu 33-35 Sonraki →

وَاَخٖی هٰرُونُ هُوَ اَفْصَحُ مِنّٖی لِسَانًا فَاَرْسِلْهُ مَعِیَ رِدْءًا یُصَدِّقُنٖیؗ اِنّٖٓی اَخَافُ اَنْ یُكَذِّبُونِ

Diyanet meali

"Kardeşim Hârûn'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

Kelime meali

وَاَخٖی Kardeşim
هٰرُونُ Harun
هُوَ O
اَفْصَحُ Daha fasihtir
مِنّٖی Benden
لِسَانًا Dil bakı- mından
فَاَرْسِلْهُ Onu gönder
مَعِیَ Benimle beraber
رِدْءًا Bir yardımcı olarak
یُصَدِّقُنٖیؗ Beni tasdik ediyor
اِنّٖٓی Zira ben
اَخَافُ Korkuyorum
اَنْ یُكَذِّبُونِ Beni yalanla- malarından

Diyanet bu metni 33-35 âyetleri için birlikte vermiştir.

Mûsâ daha önce Kıptîler’den birini öldürdüğü gerekçesiyle Firavun’un eline geçtiği takdirde kendisinin de öldürülebileceğinden, dolayısıyla peygamberlik görevini yerine getiremeyeceğinden endişe ediyordu. Ayrıca kardeşi Hârûn kendisinden daha düzgün konuşuyordu (krş. Tâhâ 20/25-32). Bu sebeple Hârûn’u da kendisiyle birlikte görevlendirmesi için Allah’tan niyazda bulundu, Allah Teâlâ da dileğini kabul etti.

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Kasas 28/33 · aynı tefsir grubu

قَالَ رَبِّ اِنّٖی قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسًا فَاَخَافُ اَنْ یَقْتُلُونِ

Mûsâ, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum."

Kasas 28/35 · aynı tefsir grubu

قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِاَخٖیكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَانًا فَلَا یَصِلُونَ اِلَیْكُمَا بِاٰیَاتِنَاۚ اَنْتُمَا وَمَنِ اتَّبَعَكُمَا الْغَالِبُونَ

Allah, "Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır" dedi.

Tâhâ 20/25 · tefsir atıfı

قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لٖی صَدْرٖیۙ

Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."

Tâhâ 20/26 · tefsir atıfı

وَیَسِّرْ لٖٓی اَمْرٖیۙ

"İşimi bana kolaylaştır."

Tâhâ 20/27 · tefsir atıfı

وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانٖیۙ

"Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."

Tâhâ 20/28 · tefsir atıfı

یَفْقَهُوا قَوْلٖیࣕ

"Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."

Tâhâ 20/29 · tefsir atıfı

وَاجْعَلْ لٖی وَزٖیرًا مِنْ اَهْلٖیۙ

"Bana ailemden birini yardımcı yap,"

Tâhâ 20/30 · tefsir atıfı

هٰرُونَ اَخٖیۚ

"Kardeşim Hârûn'u."

Tâhâ 20/31 · tefsir atıfı

اُشْدُدْ بِهٖٓ اَزْرٖیۙ

"Onunla gücümü artır."

Tâhâ 20/32 · tefsir atıfı

وَاَشْرِكْهُ فٖٓی اَمْرٖیۙ

"Onu işime ortak et."

Meryem 19/51 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ مُوسٰىؗ اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِیًّا

Kitapta, Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resül, bir nebi idi.

Meryem 19/52 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَنَادَیْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَیْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِیًّا

Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.

Meryem 19/53 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِیًّا

Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.

Tâhâ 20/33 · bu âyete atıf yapan tefsir

كَیْ نُسَبِّحَكَ كَثٖیرًاۙ

"Seni çok tespih edelim diye",

Tâhâ 20/34 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَنَذْكُرَكَ كَثٖیرًاؕ

"Seni çok zikredelim diye."

Tâhâ 20/35 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَصٖیرًا

"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."

Tâhâ 20/36 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ قَدْ اُو࣒تٖیتَ سُؤْلَكَ یَا مُوسٰى

Allah şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Mûsâ!"

Tâhâ 20/37 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَیْكَ مَرَّةً اُخْرٰىۙ

"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."

Tâhâ 20/38 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِذْ اَوْحَیْنَٓا اِلٰٓى اُمِّكَ مَا یُوحٰىۙ

"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"

Tâhâ 20/39 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَنِ اقْذِفٖیهِ فِی التَّابُوتِ فَاقْذِفٖیهِ فِی الْیَمِّ فَلْیُلْقِهِ الْیَمُّ بِالسَّاحِلِ یَاْخُذْهُ عَدُوٌّ لٖی وَعَدُوٌّ لَهُؕ وَاَلْقَیْتُ عَلَیْكَ مَحَبَّةً مِنّٖیۚ وَلِتُصْنَعَ عَلٰى عَیْنٖیۘ

"Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?