Kur’an çalışması
31

Lokmân

لُقْمٰانَ

34 âyet iniş 57 cüz 21 sayfa 411

Önceki
← Önceki Lokmân 34 sayfa 414 · Diyanet tefsir grubu 34

اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَیُنَزِّلُ الْغَیْثَۚ وَیَعْلَمُ مَا فِی الْاَرْحَامِؕ وَمَا تَدْرٖی نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًاؕ وَمَا تَدْرٖی نَفْسٌ بِاَیِّ اَرْضٍ تَمُوتُؕ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖیمٌ خَبٖیرٌ

Diyanet meali

Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.

Kelime meali

اِنَّ اللّٰهَ Şüphesiz Allah
عِنْدَهُ Onun yanın- dadır
عِلْمُ السَّاعَةِ Kıyamet saatinin bilgisi
وَیُنَزِّلُ Ve o indirir
الْغَیْثَ Yağmuru
وَیَعْلَمُ Ve bilir
مَا Ol şe- yi ki
فِی الْاَرْحَامِؕ Rahimlerdedir
وَمَا Ve bilemez
تَدْرٖی Hiç kimse
نَفْسٌ Ne
مَاذَا Kazanacak
تَكْسِبُ Yarın
غَدًاؕ وَمَا Ve yine bilemez
تَدْرٖی Hiç kimse
نَفْسٌ بِاَیِّ Hangi yerde
اَرْضٍ
تَمُوتُؕ Ölecektir
اِنَّ
اللّٰهَ Şüphesiz Allah
عَلٖیمٌ Her şeyi bilendir
خَبٖیرٌ Her şeyden haberdardır

Sûre, Allah’ın ilminin ve kudretinin kusursuzluğunu özetleyen ve ilâhî bilgi ile insan bilgisi arasındaki büyük farkı gösteren ifadelerle son bulmaktadır. Klasik tefsirlerde bu âyete dayanılarak, kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, rahimlerdeki bebeğin cinsiyetinin ve ten renginin ne olduğunu, insanın ileride neler elde edeceğini, gelecekte ne gibi durumlarla karşılaşacağını ve ne zaman nerede öleceğini Allah’tan başkasının bilemeyeceği ileri sürülmüş, dolayısıyla bunlara “mugayyebât-ı hams” (beş bilinmeyen) denilmiştir (meselâ bk. Taberî, XXI, 88-89; İbn Atıyye, IV, 356). Halbuki âyette kıyametin ne zaman kopacağı bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu, kezâ hiç kimsenin yarın ne elde edeceğini ve nerede öleceğini bilemeyeceği, dolayısıyla bu bilgilerin de sadece Allah’a ait olduğu belirtilmekte; fakat yağmurun yağma zamanı ve rahimdeki bebek hakkında “Bunları da yalnız Allah bilir” gibi bir sınırlama bulunmamakta; sadece yağmuru Allah’ın yağdırdığı, dolayısıyla zamanını da bildiği; kezâ O’nun rahimlerdekini de bildiği ifade edilmektedir. Bu ifadeden kesinlikle bu iki konuda Allah’tan başkasının önceden bilgi sahibi olamayacağı anlamı çıkmaz; diğer bir ifadeyle âyette diğer üç konudaki bilginin yalnız Allah’a mahsus olduğu açıkça belirtilirken yağmurun vakti ve henüz doğmamış olan bebeğin cinsiyeti ve özellikleri hakkında, böyle bir sınırlamaya yer verilmemiştir; bu da –eski tefsircilerin iddiasının aksine– belirtilen iki konuda insanların önceden bilgi sahibi olabileceklerini gösterir. Nitekim çağımızda bilim bu noktaya gelmiştir. Ancak, kuşku yok ki bu, insanın belirtilen konularda veya benzerlerinde önceden bildiklerinin mutlaka aynıyla gerçekleşeceği anlamına gelmez; zira olmuş ve olacak tabiat olaylarını bütün yönleriyle eksiksiz bilen yüce Allah, insanların bilgilerini ve tahminlerini alt üst eden yeni durumlar yaratabilir ve böylece insanların olmasını bekledikleri olaylar gerçekleşmeyebilir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 344-345

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Kehf 18/23 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَایْءٍ اِنّٖی فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًاۙ

Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

Kehf 18/24 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَّٓا اَنْ یَشَٓاءَ اللّٰهُؗ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَسٖیتَ وَقُلْ عَسٰٓى اَنْ یَهْدِیَنِ رَبّٖی لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

Fussilet 41/47 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَیْهِ یُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَةِؕ وَمَا تَخْرُجُ مِنْ ثَمَرَاتٍ مِنْ اَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِهٖؕ وَیَوْمَ یُنَادٖیهِمْ اَیْنَ شُرَكَٓاءٖیۙ قَالُٓوا اٰذَنَّاكَۙ مَا مِنَّا مِنْ شَهٖیدٍۚ

Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."

Fussilet 41/48 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا یَدْعُونَ مِنْ قَبْلُ وَظَنُّوا مَا لَهُمْ مِنْ مَحٖیصٍ

Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

Kalem 68/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَیَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحٖینَۙ

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

Kalem 68/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَا یَسْتَثْنُونَ

(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

Kalem 68/19 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَطَافَ عَلَیْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ

Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

Kalem 68/20 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَصْبَحَتْ كَالصَّرٖیمِ

Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

Kalem 68/21 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَتَنَادَوْا مُصْبِحٖینَۙ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/22 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِمٖینَ

Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

Kalem 68/23 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَانْطَلَقُوا وَهُمْ یَتَخَافَتُونَۙ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/24 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَنْ لَا یَدْخُلَنَّهَا الْیَوْمَ عَلَیْكُمْ مِسْكٖینٌ

Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

Kalem 68/25 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِرٖینَ

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

Kalem 68/26 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

Kalem 68/27 · bu âyete atıf yapan tefsir

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

Kalem 68/28 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

Kalem 68/29 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖینَ

Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

Kalem 68/30 · bu âyete atıf yapan tefsir

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ یَتَلَاوَمُونَ

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Kalem 68/31 · bu âyete atıf yapan tefsir

قَالُوا یَا وَیْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغٖینَ

Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

Kalem 68/32 · bu âyete atıf yapan tefsir

عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ یُبْدِلَنَا خَیْرًا مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ

"Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?