Kur’an çalışması
24

Nûr

النُّورِ

64 âyet iniş 102 cüz 18 sayfa 350

Önceki Sonraki
← Önceki Nûr 40 sayfa 355 · Diyanet tefsir grubu 39-40 Sonraki →

اَوْ كَظُلُمَاتٍ فٖی بَحْرٍ لُجِّیٍّ یَغْشٰیهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهٖ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهٖ سَحَابٌؕ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍؕ اِذَٓا اَخْرَجَ یَدَهُ لَمْ یَكَدْ یَرٰیهَاؕ وَمَنْ لَمْ یَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍࣖ

Diyanet meali

Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.

Kelime meali

اَوْ Veya
كَظُلُمَاتٍ Karanlık- lar gibidir
فٖی بَحْرٍ Denizde
لُجِّیٍّ Engin
یَغْشٰیهُ Onu kaplıyor
مَوْجٌ Dalga
مِنْ فَوْقِهٖ Onun üs- tünde vardır
مَوْجٌ Dalga vardır
مِنْ فَوْقِهٖ Onun üstünde de vardır
سَحَابٌؕ Bulut
ظُلُمَاتٌ Karanlıklardır
بَعْضُهَا Onların ba- zısı
فَوْقَ بَعْضٍؕ Bazısının üstündedir
اِذَٓا اَخْرَجَ Uzattığı zaman
یَدَهُ Elini
لَمْ یَكَدْ Neredeyse olmadı
یَرٰیهَاؕ Onu gö- rebiliyor
وَمَنْ Her kim
لَمْ یَجْعَلِ Vermediyse
اللّٰهُ Allah
لَهُ Ona
نُورًا Nur (Ne
فَمَا لَهُ Onun için yoktur yoktur?)
مِنْ نُورٍࣖ Bir nur

Diyanet bu metni 39-40 âyetleri için birlikte vermiştir.

Siyah ile beyazda olduğu gibi her şey zıddının yanında daha iyi farkedilir. Allah’a iman eden, O’na kulluk şuuru kesintisiz hale gelmiş bulunan, güzellik ve menfaatlerin ibadetlerini engelleyemediği güzel insanlar ve bunları bekleyen ödüller benzetme ve temsil yoluyla anlatıldıktan sonra yine aynı üslûpla bu defa inkâr edenlerin durumu, âdeta bir tablo gibi gözler önüne seriliyor. İman etmeyen insanların da dünyada, kendileri ve başkaları için faydalı, hayırlı işleri, eserleri, hâsılı yapıp ettikleri vardır; ancak bütün bunların faydası ve etkisi dünyada kalır, onların sevap ve sonucunu âhirete taşımanın şartı imandır. Allah’a ve âhirete inanmayan bir kimse öldüğünde, dünyadaki kazancının ve eserlerinin orada kaldığını, buraya eli boş geldiğini görür; tıpkı çölde susamış, uzaktan serap görmüş, yanına gelince kızgın kumlardan başka bir şey bulamamış yolcu gibi yahut büyük bir denizin üst üste dalgalarının altında, denizin dibinde karanlıklar içinde kalan bir kimse gibi. Aslında adamın eli vardır ama bu karanlıklar içinde görülmez ve işe yaramaz. İnancı olmayanların, mutlak hakikati inkâr edenlerin dünyada yapmış oldukları iyi işler de vardır ama âhirette inançsızlığın koyu karanlığı onları örtmüş, hesapta ve terazide görülmez hale getirmiştir.

Meâlinde, parantez arasındaki “kara bulut gibi bir dalga” ifadesi, metnin farklı bir okunuşunun karşılığıdır. Buna göre, yukarıya doğru biraz aydınlık, derinlere doğru ise her bölümde daha karanlık üç tabakadan oluşan büyük bir deniz (okyanus) tasvir edilmektedir. Okyanusların derinliklerini incelemek için gerekli bulunan teknoloji icat edilmeden önce kimse, normal ışık bakımından biri diğerinden daha karanlık üç tabakayı bilmiyordu. 40. âyet bundan söz etmektedir. Kezâ kimse göklere çıkmak, hatta atmosferin ötesine geçmek için gerekli araçların bulunmadığı zamanlarda da, göğe doğru yükseldikçe basıncın azalacağından, bunun da nefes zorluğu, tansiyon gibi problemlere yol açacağından haberdar değildi. Halbuki En‘âm sûresinde (6/125) göklere doğru yükselen kimsenin çıktıkça artan göğüs daralmasından bahsedilmiştir. Şüphe yok ki Kur’an bir tabiat bilimi kitabı değildir; madde âleminin sırlarını çözmek, yaratıcının tabiata hâkim kıldığı kanunları keşfetmek kural olarak insan zekâsına bırakılmıştır; ancak yeri geldikçe ve dolaylı olarak âyetlerde geçen bazı ilmî gerçekler, onların beşer üstü bir kaynaktan geldiğine ışık tutmaktadır.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 85-86

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Nûr 24/39 · aynı tefsir grubu

وَالَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقٖیعَةٍ یَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَٓاءًؕ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَهُ لَمْ یَجِدْهُ شَیْـًٔا وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰیهُ حِسَابَهُؕ وَاللّٰهُ سَرٖیعُ الْحِسَابِۙ

İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah'ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah hesabı çabuk görendir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?