Kur’an çalışması
29

Ankebût

الْعَنْكَبُوتِ

69 âyet iniş 85 cüz 20 sayfa 396

Önceki Sonraki
← Önceki Ankebût 40 sayfa 401 · Diyanet tefsir grubu 39-40 Sonraki →

فَكُلًّا اَخَذْنَا بِذَنْبِهٖۚ فَمِنْهُمْ مَنْ اَرْسَلْنَا عَلَیْهِ حَاصِبًاۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَخَذَتْهُ الصَّیْحَةُۚ وَمِنْهُمْ مَنْ خَسَفْنَا بِهِ الْاَرْضَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اَغْرَقْنَاۚ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِیَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ یَظْلِمُونَ

Diyanet meali

Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Kelime meali

فَكُلًّا Her birini
اَخَذْنَا Yakaladık
بِذَنْبِهٖ Günahları sebebiyle
فَمِنْهُمْ Onlardan vardır
مَنْ Öyleleri ki
اَرْسَلْنَا Gönderdik
عَلَیْهِ Onlara
حَاصِبًا Taş savuran rüzgar
وَمِنْهُمْ Onlardan vardır
مَنْ Öyleleri ki
اَخَذَتْهُ Onları yaka- ladı
الصَّیْحَةُ Çığlık
وَمِنْهُمْ Onlardan vardır
مَنْ Öyle- leri ki
خَسَفْنَا Batırdık
بِهِ Onları
الْاَرْضَ Yere
وَمِنْهُمْ Onlardan vardır
مَنْ Öyle- leri ki
اَغْرَقْنَا Boğduk
وَمَا كَانَ Olmadı
اللّٰهُ Allah
لِیَظْلِمَهُمْ Onlara zulmeder olmadı
وَلٰكِنْ Fakat
كَانُٓوا Onlar oldular
اَنْفُسَهُمْ Kendi ne sle- rine
یَظْلِمُونَ Zulmediyor oldular

Diyanet bu metni 39-40 âyetleri için birlikte vermiştir.

“Yeryüzü” diye çevirdiğimiz 39. âyetteki arz kelimesi Kur’an’da çoğunlukla hakkında bilgi verilen kişi veya topluluğun yaşadığı yeri, şehri veya ülkeyi ifade etmekte; dolayısıyla burada Mısır kastedilmektedir. Âyette anılan kişiler, Hz. Mûsâ’nın davetini etkisiz kılmaya çalışan bu ülkenin yöneticileridir (bu isimler hakkında bk. A‘râf 7/103; Kasas 28/6-8, 76-83). Bu yöneticilerin eleştirilecek birçok kötülüğü bulunmakla birlikte âyette istikbâr kavramıyla ululuk taslamaları, kendilerini herkesten üstün görmeleri, özellikle hak din mensuplarına tepeden bakıp onların inançlarını aşağılamaları söz konusu edilmiştir. Bu da açıkça Kur’an’ın ilke olarak baskıcı ve despot yönetimlere karşı tavrının somut bir örneğini ortaya koymaktadır. Âyetin sonundaki, “Oysa (Allah’tan) kaçıp kurtulma imkânları yoktu” cümlesi, bütün baskıcı yöneticilerin er veya geç Allah katında hak ettikleri cezayı görmekten kurtulamayacaklarını ifade etmekte, 40. âyette de bu baskıcı kesimlerden bazılarının, kötülük ve inkârları yüzünden başlarına gelen felâketlerden örnekler verilmektedir. Kur’an-ı Kerîm’in ilgili yerlerinde Lût kavminin taşları savuran fırtınalarla, Semûd kavmiyle Medyenliler’in korkunç bir sesle gelen deprem felâketiyle, Nûh kavmi ile Firavun’un adamlarının, sulara gömülerek cezalandırıldıkları, Karun’un da mal ve mülküyle beraber yere gömüldüğü bildirilmiştir.

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 269

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Ankebût 29/39 · aynı tefsir grubu

وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مُوسٰى بِالْبَیِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِی الْاَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقٖینَۚ

Kârûn'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da helak ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

A'râf 7/103 · tefsir atıfı

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى بِاٰیَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا࣑ئِهٖ فَظَلَمُوا بِهَاۚ فَانْظُرْ كَیْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖینَ

Sonra onların ardından Mûsâ'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.

Kasas 28/6 · tefsir atıfı

وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِی الْاَرْضِ وَنُرِیَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا یَحْذَرُونَ

Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Hâmân'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

Kasas 28/7 · tefsir atıfı

وَاَوْحَیْنَٓا اِلٰٓى اُمِّ مُوسٰٓى اَنْ اَرْضِعٖیهِۚ فَاِذَا خِفْتِ عَلَیْهِ فَاَلْقٖیهِ فِی الْیَمِّ وَلَا تَخَافٖی وَلَا تَحْزَنٖیۚ اِنَّا رَٓادُّوهُ اِلَیْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلٖینَ

Mûsâ'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

Kasas 28/8 · tefsir atıfı

فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِیَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاؕ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـٖٔینَ

Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.

Kasas 28/76 · tefsir atıfı

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَیْهِمْࣕ وَاٰتَیْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓواُ بِالْعُصْبَةِ اُو࣑لِی الْقُوَّةِࣗ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا یُحِبُّ الْفَرِحٖینَ

Şüphesiz Kârûn, Mûsâ'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez."

Kasas 28/77 · tefsir atıfı

وَابْتَغِ فٖیمَٓا اٰتٰیكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصٖیبَكَ مِنَ الدُّنْیَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَیْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِی الْاَرْضِؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا یُحِبُّ الْمُفْسِدٖینَ

"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez."

Kasas 28/78 · tefsir atıfı

قَالَ اِنَّمَٓا اُو࣒تٖیتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖیؕ اَوَلَمْ یَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاؕ وَلَا یُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ

Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

Kasas 28/79 · tefsir atıfı

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهٖ فٖی زٖینَتِهٖؕ قَالَ الَّذٖینَ یُرٖیدُونَ الْحَیٰوةَ الدُّنْیَا یَا لَیْتَ لَنَا مِثْلَ مَٓا اُو࣒تِیَ قَارُونُۙ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظٖیمٍ

Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.

Kasas 28/80 · tefsir atıfı

وَقَالَ الَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْعِلْمَ وَیْلَكُمْ ثَوَابُ اللّٰهِ خَیْرٌ لِمَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًاۚ وَلَا یُلَقّٰیهَٓا اِلَّا الصَّابِرُونَ

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.

Kasas 28/81 · tefsir atıfı

فَخَسَفْنَا بِهٖ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ یَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِࣗ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرٖینَ

Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!

Kasas 28/82 · tefsir atıfı

وَاَصْبَحَ الَّذٖینَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْاَمْسِ یَقُولُونَ وَیْكَاَنَّ اللّٰهَ یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَیَقْدِرُۚ لَوْلَٓا اَنْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَیْنَا لَخَسَفَ بِنَاؕ وَیْكَاَنَّهُ لَا یُفْلِحُ الْكَافِرُونَࣖ

Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.

Kasas 28/83 · tefsir atıfı

تِلْكَ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذٖینَ لَا یُرٖیدُونَ عُلُوًّا فِی الْاَرْضِ وَلَا فَسَادًاؕ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقٖینَ

İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?