Kur’an çalışması
69

Hâkka

الْحَاقَّةِ

52 âyet iniş 78 cüz 29 sayfa 566

Önceki Sonraki
← Önceki Hâkka 42 sayfa 568 · Diyanet tefsir grubu 38-43 Sonraki →

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍؕ قَلٖیلًا مَا تَذَكَّرُونَؕ

Diyanet meali

Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Kelime meali

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍؕ Kâhin sözü de değildir
قَلٖیلًا مَا Ne kadar da az
تَذَكَّرُونَؕ Düşünü- yorsunuz

Diyanet bu metni 38-43 âyetleri için birlikte vermiştir.

“Görebildikleriniz ve göremedikleriniz” ifadesi, varlık âleminde, görüleni ve görülemeyeni ile üzerine yemin edilmeye değer ne varsa tamamını, meselâ yüce Allah’ın zâtı, sıfatları ve evrende O’nun kudretini gösteren maddî ve mânevî varlıkları, yer ve gök cisimlerini, insanlar, melekler, cinler, âhiret âlemi vb. varlıkları kapsamaktadır.

Kur’an’ı tebliğ eden Hz. Peygamber’e müşriklerden bazıları şair, bazıları da kâhin diyorlardı. Bu sebeple yüce Allah burada yaptığı yeminle Kur’an-ı Kerîm’in bir şair veya kâhin sözü değil, değerli bir elçinin sözü olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca söz sanatı bakımından da Kur’an’ın şiir olmadığını, kâhin sözüne benzemediğini bazan kendileri de itiraf ettikleri halde müşrikler ondan ne ibret almışlar ne de onun ilâhî kelâm olduğuna inanmışlardır (Resûlullah’ın içinde yaşadığı toplumda “şair” kelimesinin kullanıldığı özel anlam hakkında bk. Yâsîn 36/69). Müfessirlerin çoğunluğu Resûlullah hakkında söylenilen şair ve kâhin sözlerini dikkate alarak 40. âyetteki, “değerli elçi”den maksadın Hz. Peygamber olduğu kanaatine varmışlardır. Tekvîr sûresinin 19. âyeti de aynı lafızları taşır; fakat çoğunluğun yorumuna göre orada elçiden maksat Cebrâil’dir. Aslında bu iki yorum arasında bir çelişki yoktur. Zira Kur’an’ı Hz. Peygamber’e Cebrâil getirmiş, o da tebliğ etmiştir. Bu sebeple Tekvîr sûresindeki âyetin bağlamına Cebrâil, buradaki bağlama ise Hz. Peygamber uygun düşmektedir. Gerçekte Kur’an Allah’ın kelâmıdır; nitekim 43. âyette âlemlerin rabbi katından indirilmiş olduğu açıkça ifade buyurulmuştur. Buna göre Cebrâil ve Hz. Peygamber Allah’ın kelâmını kullarına ulaştırmada aracı oldukları için 40. âyette söz onlara nisbet edilmiştir (bk. Râzî, XXX, 117).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 449-450

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Hâkka 69/38 · aynı tefsir grubu

فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَۙ

Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Hâkka 69/39 · aynı tefsir grubu

وَمَا لَا تُبْصِرُونَۙ

Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Hâkka 69/40 · aynı tefsir grubu

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرٖیمٍۚ

Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Hâkka 69/41 · aynı tefsir grubu

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍؕ قَلٖیلًا مَا تُؤْمِنُونَۙ

O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

Hâkka 69/43 · aynı tefsir grubu

تَنْزٖیلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖینَ

O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

Yâsîn 36/69 · tefsir atıfı

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا یَنْبَغٖی لَهُؕ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُبٖینٌۙ

Biz o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Hicr 15/16 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِی السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَزَیَّنَّاهَا لِلنَّاظِرٖینَۙ

Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

Hicr 15/17 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَیْطَانٍ رَجٖیمٍۙ

Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

Hicr 15/18 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبٖینٌ

Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

Şuarâ 26/224 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَالشُّعَرَٓاءُ یَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُ࣒نَؕ

Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.

Şuarâ 26/225 · bu âyete atıf yapan tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ فٖی كُلِّ وَادٍ یَهٖیمُونَۙ

Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

Şuarâ 26/226 · bu âyete atıf yapan tefsir

وَاَنَّهُمْ یَقُولُونَ مَا لَا یَفْعَلُونَۙ

Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

Şuarâ 26/227 · bu âyete atıf yapan tefsir

اِلَّا الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖیرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُواؕ وَسَیَعْلَمُ الَّذٖینَ ظَلَمُٓوا اَیَّ مُنْقَلَبٍ یَنْقَلِبُونَ

Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?