فَلَوْلَٓا اِذْ جَٓاءَهُمْ بَاْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلٰكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَیَّنَ لَهُمُ الشَّیْطَانُ مَا كَانُوا یَعْمَلُونَ
Diyanet meali
Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya... Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.
Kelime meali
Bu ümmetlerin, musibet gibi görünen bu fırsatlardan yararlanarak Allah’a tazarru ve niyazda bulunmaları gerekirdi. Çünkü az çok basîreti olanların, olaylardan ibret almaya yatkınlığı bulunanların, bunun bir uyarı olduğunu farketmeleri gerekirdi. Nitekim bazı âyetlerde insanların genellikle, hiç olmazsa zor durumda kaldıklarında, Allah’ın dinini tanıyarak ihlâsla O’na yalvardıkları bildirilmektedir (meselâ bk. İsrâ 17/67; Ankebût 29/65; Lokmân 31/32). Ancak burada ifade buyurulduğuna göre söz konusu eski ümmetlerin “kalpleri iyice katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını (tuttukları bâtıl yolu) şirin göstermiş” ve bu yüzden onlar kötüyü iyi görmüşlerdi. Sonuçta terbiye olmaları için uğratıldıkları musibetler de kâr etmedi.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 403-404
Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).
İsrâ 17/67 · tefsir atıfı
وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِی الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِیَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰیكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْؕ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
Ankebût 29/65 · tefsir atıfı
فَاِذَا رَكِبُوا فِی الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖینَ لَهُ الدّٖینَۚ فَلَمَّا نَجّٰیهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ یُشْرِكُونَۙ
Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.
Lokmân 31/32 · tefsir atıfı
وَاِذَا غَشِیَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖینَ لَهُ الدّٖینَۚ فَلَمَّا نَجّٰیهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌؕ وَمَا یَجْحَدُ بِاٰیَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Onları (denizde,) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak ona yalvarırlar. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.
Neml 27/17 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَحُشِرَ لِسُلَیْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّیْرِ فَهُمْ یُوزَعُونَ
Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
Neml 27/18 · bu âyete atıf yapan tefsir
حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَوْا عَلٰى وَادِ النَّمْلِۙ قَالَتْ نَمْلَةٌ یَٓا اَیُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْۚ لَا یَحْطِمَنَّكُمْ سُلَیْمٰنُ وَجُنُودُهُۙ وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَ
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
Neml 27/19 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ اَوْزِعْنٖٓی اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتٖٓی اَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَعَلٰى وَالِدَیَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰیهُ وَاَدْخِلْنٖی بِرَحْمَتِكَ فٖی عِبَادِكَ الصَّالِحٖینَ
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
Neml 27/20 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَتَفَقَّدَ الطَّیْرَ فَقَالَ مَا لِیَ لَٓا اَرَى الْهُدْهُدَؗ اَمْ كَانَ مِنَ الْغَٓائِبٖینَ
Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Neml 27/21 · bu âyete atıf yapan tefsir
لَاُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدٖیدًا اَوْ لَا࣑اَذْبَحَنَّهُٓ اَوْ لَیَاْتِیَنّٖی بِسُلْطَانٍ مُبٖینٍ
"Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."
Neml 27/22 · bu âyete atıf yapan tefsir
فَمَكَثَ غَیْرَ بَعٖیدٍ فَقَالَ اَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهٖ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَاٍ بِنَبَاٍ یَقٖینٍ
Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."
Neml 27/23 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنّٖی وَجَدْتُ امْرَاَةً تَمْلِكُهُمْ وَاُو࣒تِیَتْ مِنْ كُلِّ شَیْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظٖیمٌ
"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."
Neml 27/24 · bu âyete atıf yapan tefsir
وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا یَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَیَّنَ لَهُمُ الشَّیْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبٖیلِ فَهُمْ لَا یَهْتَدُونَۙ
"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."
Neml 27/25 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَلَّا یَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذٖی یُخْرِجُ الْخَبْءَ فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَیَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
"Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)"
Neml 27/26 · bu âyete atıf yapan tefsir
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖیمِ
Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş'ın Rabbidir.
Neml 27/27 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَ سَنَنْظُرُ اَصَدَقْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِبٖینَ
Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."
Neml 27/28 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِذْهَبْ بِكِتَابٖی هٰذَا فَاَلْقِهْ اِلَیْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا یَرْجِعُونَ
"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."
Neml 27/29 · bu âyete atıf yapan tefsir
قَالَتْ یَٓا اَیُّهَا الْمَلَؤُ࣑ا اِنّٖٓی اُلْقِیَ اِلَیَّ كِتَابٌ كَرٖیمٌ
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."
Neml 27/30 · bu âyete atıf yapan tefsir
اِنَّهُ مِنْ سُلَیْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖیمِۙ
"Mektup Süleyman'dan gelmiştir. O, "Bismillahirrahmânirrahîm" diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."
Bu âyet için hadis kaydı yok.
Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.