Kur’an çalışması
3

Âl-i İmrân

اٰلِ عِمْرٰنَ

200 âyet iniş 89 cüz 3 sayfa 50

Önceki Sonraki
← Önceki Âl-i İmrân 44 sayfa 55 · Diyanet tefsir grubu 44 Sonraki →

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَیْبِ نُوحٖیهِ اِلَیْكَؕ وَمَا كُنْتَ لَدَیْهِمْ اِذْ یُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَیُّهُمْ یَكْفُلُ مَرْیَمَࣕ وَمَا كُنْتَ لَدَیْهِمْ اِذْ یَخْتَصِمُونَ

Diyanet meali

(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Kelime meali

ذٰلِكَ مِنْ İşte bu
اَنْبَٓاءِ الْغَیْبِ Gayb haberlerindendir
نُوحٖیهِ Biz vahyediyo- ruz onu
اِلَیْكَؕ Sana
وَمَا كُنْتَ Ve sen olmadın
لَدَیْهِمْ Onların ya- nında
اِذْ یُلْقُونَ Attıkları vakit
اَقْلَامَهُمْ Kalemlerini
اَیُّهُمْ Ki onların hangisi
یَكْفُلُ Himaye edecek
مَرْیَمَࣕ Meryemi
وَمَا كُنْتَ Ve sen değildin de
لَدَیْهِمْ Onların yanında
اِذْ یَخْتَصِمُونَ Çekiştikleri vakit

Birçok müfessir bu âyeti şöyle yorumlamışlardır: Hz. Muhammed’in muhatapları onun, Hz. Zekeriyyâ, Yahyâ, Meryem ve annesi hakkındaki bu haberleri okuma veya rivayet yoluyla bilmesinin mümkün olmadığından emin idiler. Geriye ya bunları bizzat müşahede etmesi ya da ilâhî bir bildirim yoluyla bilmesi ihtimalleri kalıyordu. İşte âyet-i kerîmede “Sen onların yanında değildin” buyurularak Resûlullah’ın bilgisinin vahiyden kaynaklandığının âşikâr olduğuna dikkat çekilmiş olmaktadır. Muhammed Abduh’a göre, Kur’an-ı Kerîm’de müşriklerin Hz. Muhammed’in bu bilgileri başkalarından aldığını iddia ettiklerine dair açıklamalar bulunduğu göz önüne alınınca bu yorum tutarlı olmaz; buradaki incelik, bu bilgilerin Ehl-i kitap nezdinde mevcut olmadığını belirtip inkârcıların bunların onlardan alınmış olabileceği kuşkusunu reddetmektir. M. Reşîd Rızâ ise bu yorumun da bazı âyetlerle uyumlu olmadığını belirtir; müşriklerin Hz. Muhammed hakkındaki iftiraları­nın onun hayatına ilişkin tarihî gerçekleri değiştiremeyeceğine ve Kur’an’ın bu iddiaları zikrinin zaten bunların saçmalığına dikkat çekmek amacını taşıdığına değinerek, burada Resûlullah’ı çevreleyen şartlar ve gerçekler ışığında onun bu haberleri başkalarından almış olabileceği iddiasının çürütülmüş olduğunu ifade eder (III, 301-302; “gayb” hakkında bk. Bakara 2/3; vahyin mahiyeti ve şekilleri hakkında bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’an-ı Kerîm, A) Tanımı ve Özellikleri” başlığı).

Meryem’in bakımını üstlenme konusunda Kur’an-ı Kerîm’de verilen bilgi, Hz. Zekeriyyâ ile yakın konumdaki bir grup insanın kalemlerini (kura araçları) atarak yani kura çekerek bu görevi üstlenme yarışı içine girdikleri ve bu hususun çekişme konusu olduğu, sonunda ilâhî takdir gereği bu vazifenin Hz. Zekeriyyâ’ya nasip kılındığı şeklindedir. Bunun dışında kuraya katılanlar, bu uygulamanın gerçekleşme şekli ve böyle bir yarış içine girmenin sebebi konusunda tefsirlerde değişik açıklamalar yapılmıştır. Bu bilgiler özetle şöyledir:

Bu göreve tâlip olma sebebi, Meryem’in vefat etmiş olan babası İmrân’ın kıdemli ve saygı duyulan bir din adamı olması ya da dinî kitaplarda Hz. Meryem ve Hz. Îsâ’nın geleceğini bildiren ifadelerden Meryem’in üstleneceği misyonu keşfetmiş olmalarıdır. Kuraya katılanlar Beytülmakdis’in hizmetçileri veya burada görevli din adamlarıdır. Kendilerini Hz. Zekeriyyâ ile aynı düzeyde görüp ancak kura yoluyla çözüme razı olduklarına göre, bu kişilerin üst düzey göreve sahip din adamları olması kuvvetle muhtemeldir.

Kuranın çekiliş şekli, dinî metinleri yazdıkları kalemlerini veya bastonlarını suya atmaları ve suyun akış yönünün tersine giden kalem veya baston sahibinin kazanmış sayılması yahut isimler yazılı okların suya atılması ve kimin oku su yüzüne önce çıkarsa onun kazanmış kabul edilmesidir (Râzî, VIII, 45-46).

Bir hak veya vecîbenin belirlenmesinde başka ölçüt bulunamayan durumlarda kura yoluna başvurmanın İslâm’da da câiz olduğu sonucuna ulaşan hukukçular bu âyeti de delil gösterirler (bu konuda ayrıca bk. Enbiyâ 21/87; Saffât 37/141).

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 560-563

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Bakara 2/3 · tefsir atıfı

اَلَّذٖینَ یُؤْمِنُونَ بِالْغَیْبِ وَیُقٖیمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ یُنْفِقُونَۙ

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Enbiyâ 21/87 · tefsir atıfı

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَیْهِ فَنَادٰى فِی الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَࣗ اِنّٖی كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖینَۚ

Zünnûn'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

Âl-i İmrân 3/179 · bu âyete atıf yapan tefsir

مَا كَانَ اللّٰهُ لِیَذَرَ الْمُؤْمِنٖینَ عَلٰى مَٓا اَنْتُمْ عَلَیْهِ حَتّٰى یَمٖیزَ الْخَبٖیثَ مِنَ الطَّیِّبِؕ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِیُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَیْبِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ یَجْتَبٖی مِنْ رُسُلِهٖ مَنْ یَشَٓاءُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖۚ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظٖیمٌ

Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?