Kur’an çalışması
68

Kalem

الْقَلَمِ

52 âyet iniş 2 cüz 29 sayfa 564

Önceki Sonraki
← Önceki Kalem 44 sayfa 566 · Diyanet tefsir grubu 44-45 Sonraki →

فَذَرْنٖی وَمَنْ یُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَدٖیثِؕ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَیْثُ لَا یَعْلَمُونَۙ

Diyanet meali

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

Kelime meali

فَذَرْنٖی Artık beni bırak
وَمَنْ O kimseyle beraber ki
یُكَذِّبُ O yalanlı- yor
بِهٰذَا الْحَدٖیثِؕ Bu sözü
سَنَسْتَدْرِجُهُمْ Onları yavaş yavaş yaklaştıracağız
مِنْ حَیْثُ لَا Öyle bir yerden ki
یَعْلَمُونَ Bilmiyorlar

Diyanet bu metni 44-45 âyetleri için birlikte vermiştir.

“Bu söz” diye çevirdiğimiz “hadîs” kelimesi “ilâhî vahiy, Kur’an” veya “yeniden dirilmeyi ve âhiret hesabını bildiren ilâhî haber” şeklinde yorumlanabilir. 44. âyetteki “Bu sözü yalan sayanı bana bırak” cümlesi, vahiy ve âhireti inkâr edenleri cezalandırma yetkisinin yalnız Allah’a mahsus olduğunu ifade eder. “Biz onları, bilemeyecekleri bir şekilde yavaş yavaş azaba doğru çekeceğiz” diye çevirdiğimiz cümle ise kısaca şunu anlatıyor: Allah verdikçe onlar şımarır; fakat O, imtihan sebebiyle vermeye devam eder. Bu durum İslâmî literatürde istidrâc terimiyle ifade edilmiştir (bk. A‘râf 7/182).

45. âyette “plan” diye çevirdiğimiz keyd kelimesi, Allah için kullanıl­dığında, İslâmiyet ve müslümanlar aleyhinde çalışan inkârcıların plan­larını boşa çıkaran Allah’ın adaletli ve hikmetli planını ifade eder. Yüce Allah kendi planı uyarınca, âyetlerini yalan sayanları hemen cezalan­dırmayıp onlara mühlet verdiğini, kendilerine bazı imkân ve fırsatlar tanıdığını, fakat onların bu fırsatı değerlendirmeyip derece derece kurtuluşu olmayan bir yıkıma doğru gittiklerini ifade buyurmaktadır (bk. A‘râf 7/182-183; ayrıca krş. En‘âm 6/44).

Kur'an Yolu Tefsiri  Cilt: 5 Sayfa: 436-437

Kaynak: Diyanet Kur’an Yolu tefsiri (aynı tefsir grubu, tefsirdeki atıf veya ters atıf).

Kalem 68/45 · aynı tefsir grubu

وَاُمْلٖی لَهُمْؕ اِنَّ كَیْدٖی مَتٖینٌ

Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.

A'râf 7/182 · tefsir atıfı

وَالَّذٖینَ كَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَیْثُ لَا یَعْلَمُونَۚ

Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

A'râf 7/183 · tefsir atıfı

وَاُمْلٖی لَهُمْؕ اِنَّ كَیْدٖی مَتٖینٌ

Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.

En'âm 6/44 · tefsir atıfı

فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهٖ فَتَحْنَا عَلَیْهِمْ اَبْوَابَ كُلِّ شَیْءٍؕ حَتّٰٓى اِذَا فَرِحُوا بِمَٓا اُو࣒تُٓوا اَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَاِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ

Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

Bu âyet için hadis kaydı yok.

Yapay zekadan faydalanılmıştır. Hata olabilir. Lütfen hata varsa bildiriniz.

Hata Bildir

Bu âyette ne hatalı?